Rojava tehditleri ve Erdoğan’ı cesaretlendiren riyakârlık

Fehim IŞIK yazdı —

21 Kasım 2021 Pazar - 23:30

  • İki yüzlülük, riyakârlık, ahlaksızlık devletlerin siyasetine nasıl yansıyor, açık biçimde görebiliyorsunuz. Erdoğan rejimine cesaret veren de bu ikiyüzlülük ve riyakârlıktır...

Türk devleti ile DAİŞ arasındaki ilişkinin bilinmeyen bir yanı neredeyse kalmadı. Yakalanan çok sayıda DAİŞ’li Erdoğan yönetimi ile ilişkilerini açık biçimde itiraf etti.

En etkili itiraflardan birini Ebu Mansur el Mağribi adlı DAİŞ emirlerinden biri yaptı.

QSD, 2019 yılının Mart ayında Baxoz’da DAİŞ’in toprak hâkimiyetine son noktayı koydu.

DAÎŞ’in yeniden yeraltına çekilme kararı verdiği bu operasyon sürecinde yakalanan çete başlarından biri Ebu Mansur el Mağribi’ydi. Yakalandıktan sonra ABD’nin işbirliği teklifini kabul eden Ebu Mansur, Rojava’da sorgulandıktan sonra ABD’liler tarafından teslim alınarak Irak’a götürüldü.

Ebu Mansur, 2019’da Irak’ta iken ABD istihbarat örgütlerine danışmanlık yapan, şiddet içeren aşırılıkları araştırma merkezi (ICSVE) direktörü psikiyatri profesörü Dr. Anne Speckhard’a da konuştu.

Anne Speckhard, söz konusu dönemde DAİŞ emirinin anlattıklarının bir kısmını basına yansıtmıştı. Ancak söz konusu çete başının Türkiye ile ilgili anlattıkları, elbette bilinçli bir tercihle, daha çok iddia veya tek taraflı bir suçlama gibi yansıtılıyordu.

DAÎŞ’te sınır sorumlusu olarak görev yapan, sınır ticaretinden ve geçişlerden sorumlu olan Ebu Mansur, kendi görevini “Türkiye büyükelçisi” olarak açıklıyor.

Yaralı DAÎŞ’lilerin tedavisinden petrol ticaretine ve sınırlardan geçişlerin kontrolüne kadar sorumluluğundaki işlerin koordinasyonu için birçok kez Türkiye’ye gelip MİT ve askeri yetkililerle görüştüğünü söylüyor. Bir keresinde Erdoğan’la görüşmek için Ankara’ya çağrıldığını, MİT misafirhanesinde kaldığını ancak görüşmenin gerçekleşmediğini de anlatıyor.

Anne Speckhard, bu DAÎŞ’linin anlattıklarına ve Türkiye ile DAÎŞ ilişkilerine dönük 20 Kasım 2021 günü bir kez daha konuştu. Politurco adlı internet sitesinin editörlerinden Aydogan Vatandaş’a konuşan Anne Speckhard, DAÎŞ emirinin anlattıkları karşısında şok olduğunu belirtiyor.

Ankara’da NATO mükemmellik merkezi’nde birçok kez konuşmacı olarak bulunduğunu belirten Anne Speckhard, “Türkiye’ye ilişkin anlattıkları karşısında birkaç dakika kendimi kaybettim” diyor.

Bir istihbarat örgütüne danışmanlık yapan bir akademisyen istihbaratçı olarak tanımlanır mı, bilemem. Bizim yaşadığımız ülkede MİT’e şoförlük yapanı da MİT elemanı olarak tanımladığımıza göre, aynı ölçütlerden yola çıkarsak Anne Speckhard da özü itibariyle bir istihbarat elemanıdır.

ABD istihbaratının desteğiyle 800’e yakın DAÎŞ’li veya radikal cihatçı grubun elemanıyla görüşmesi de bunun göstergesidir.

Bu nedenle son röportajında, “şok oldum” terimini kullanması tesadüfi değil diyebiliriz. Bilinçli bir seçimdir.

Geçmişte DAÎŞ ve diğer cihatçı grupların Türkiye ile ilişkileri bu açıklıkta anlatılmaz, hakikat gizlenirken şimdi bu çeteleri İslamcı bir anlayışla kontrol altına almak isteyen bir Erdoğan rejiminden söz ediliyor.

Bu bakış açısı nedeniyle Batı ile Türkiye arasında uzlaşmazlıkların arttığı ve ABD ile Batı’nın başlangıçtaki yanlış tercihten vazgeçerek DAİŞ ve ÖSO gibi cihatçı yapılanmaları desteklemekten vazgeçtiği anlatılıyor.

Anne Speckhard’ın anlattıkları geniş. Tümünü buraya alamam. İsteyen Youtube üzerinden bulup izleyebilir. Ancak özetle söyleyebileceğim şu:

Anlatılanlar, yani Türkiye yönetimi ile çete grupları arasındaki ilişkilerin boyutu; bu ilişkilerin günümüzde hangi düzeyde devam ettiği; ABD ve Batı’nın tüm yaşananları bilmesine rağmen ilişkileri görmezden gelmesi; Rusya’nın bildiklerini Türkiye’ye karşı koz olarak kullanıp Erdoğan yönetimini kullanması; özcesi bölge devletleri ve bölgede emelleri olan devletlerce sahada yürütülen her ilişki ne kadar ikiyüzlü, ahlaksız, adi bir ortam yaratılmak istendiğinin ispatı...

Bu çarkı ilk tersine çeviren, söz konusu ahlaksız yaklaşıma izin vermeyen Kobanê’de geliştirdikleri efsanevi direniş ile canlarını hiçe sayan YPG ve YPJ savaşçıları oldu.

Kobanê’deki direniş ateşi 12 bine yakın şehit, 30 bine yakın gazi ile tüm Rojava’ya yayıldı. Çok ağır bir bedel ödendi.

Böylece sahaya sürülen vekillerin varlığı sonlandırıldı. Bu kez asılların kendisi devreye girdi. Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê işgallerini gerçekleştirenler asıllardır. Bu bölgeleri işgal ederek vekillerini de koruma altına aldılar.

Tehditler hala sürüyor. Bu nedenle herkesin Anne Speckhard’ın anlattıklarını–elbet satır aralarına bakarak ve niçin anlattığını bilerek–bir kez daha dinlemesinde yarar var. İki yüzlülük, riyakârlık, ahlaksızlık devletlerin siyasetine nasıl yansıyor, açık biçimde görebiliyorsunuz.

Erdoğan rejimine cesaret veren de bu ikiyüzlülük ve riyakârlıktır...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.