
“Türkiyede Demokratik Çözüm süreci“ başlıklı panelde ilk sözü Songül Karabulut alarak, 'çözüm süreci'nin nasıl başladığını ve AKP`nin pasif duruşu ve gizlilik içinde tutma çabası ile nasıl tıkandığını ayrıntılarıyla anlattı. Karabulut, Erdoğan`ın ve AKP Hükümetin bu tutumları üzerinden Türkiye'de 'çözüm süreci'nin açık şekilde anlamsız ve sona ermiş bir süreç olduğunu vurguladı. Kürt Özgürlük Hareketi üç ayrı aşamada planlanan 'çözüm süreci'nde kendi yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, ama Türkiye tarafından herhangi bir adım atılmadığını vurguladı. Türkiye'nin ikinci aşamaya geçmeyerek kendi yükümlülüklerini yerinde getirmeden zaman kazanarak gizlice ve kimi yerlerde açık şekilde askeri yığınaklar, yeni polis karakolları ve benzeri hazırlıklar yaparak yeni bir savaş açma gayretinde olduğu görülmüştür. Karabulut, günümüzde başta Şengal, Rojava ve Kobanê'de yaşananlar sonucunda Kürt sorunun en güncel konumunda olduğunu ve yaşamın her alanında gündem olduğunu vurguladı. Karabulut devamında, Rojava yaşam modelinin bu saldırıların temel nedeni olduğunu vurgulayarak, bu modelin bir çok ülkeler için kendi himayelerini ve güçlerini kaybettirecek bir tehlike olarak görüldüğünü vurguladı. Rojava modelinin Ortadoğu'ya ve tüm dünyaya nasıl bir realize edilmesi mümkün olan yaşam modeli olduğunu vurgulayan Karabulut, başta Avrupa olmak üzere her ülkenin bunu kendisine örnek olarak görmesi gerektiğini vurguladı. Rojava'da, tüm inançların, kimliklerin yanyana barış içinde yaşadıklarını hatırlatan Karabulut , bunun başta Türkiye olmak üzere tüm emperyalist ülkeler tarafından göze batan bir tehlike olarak görüldüğünü anlattı. Ülke hükümetleri ve siyasetleri, medyaları bundan dolayı, IŞİD saldırıları karşısında susmayı tercih ettiler. Çünkü herkes Kobanê'nin düşmesini bekliyordu.
Halen terör sorunu
''AKP Çözüm sürecini bir demagoji olarak görüyor“ diyen Sarısözen, günümüzde Kürt Sorunu gündem olurken halen hiç bir hukuksal- sosyal, hiç bir devlet evraklarında ve yazılı açıklamalarında ''Kürt'' kavramının halen geçmediğini vurguladı. Sarısözen, sorunun yasal evraklarda Kürt Sorunu olarak değilde, halen terör sorunu olarak adlandırıldığını, ''Terörle mücadele yasası'' olarak işlendiğini vurguladı. Sarısözen, Çözüm süreci adına atılmış yegane adım, yeni çıkan yasalar, MİT ile bir tutuklu arasındaki görüşmeler yasallaştırıldı parametresi ile devam ettiğini vurguladı.
Koridorun açılması şart
Ateşkes'in aslında anlamını yitirdiğini hatırlatan Sarısözen, ''Türkiye Hükümetinin gerçek bir samimiyeti var ise, Suruç`tan Kobanê'ye yardım koridorunu kurması gerekiyor. Ancak böyle çözüm sürecine samimiyetini kanıtlayacaktır ve IŞİD ile ciddi bir savaşa girmelidir. Bu yardım koridorunun yaralı gerillaları medyatik bir gösteri showu ile sınırdan içeri alıp, karşı tarafa geçmek isteyenler ise sınırları kapalı ve yasak tutan, IŞİD`e yardım ederek, barınma merkezleri tutan bir hükümet zihniyeti, böylesi tutumu ile ne Kürt Sorununu çözebilecek, ne de Ortadoğu'da tekrar bir vahşetin çıkmasını önleyecektir.
Almanca ve Türkçe olarak simultane çeviri yapılan panel, dinleyicilerin sorularına konuşmacıların verdiği cevaplarla sona erdi.
NİHAL BAYRAM/FRANKFURT