
Rojava’ya en büyük göç akını 2012 yılı içerisinde yaşandı. Aynı yıl iç göçün de en fazla yaşandığı yıl oldu. 2012 yılında Batı Kürdistan’a yönelik saldırıların tırmanışa geçmesi bu göçü açıklıyor. Artan saldırılar ve göç sorununa, Rojava’ya yönelik ekonomik ambargo da eklenince, Rojava da dışa göç vermeye başladı. Devrim başlangıcından şu ana kadar Rojava’dan 300 bini aşkın kişi dışarıya göç etti. Ancak 2013 yılından itibaren Güney Kürdistan ve Türkiye’ye göç eden Rojavalılar, hem karşılaştıkları zorluklar, hem de Rojava’da halkın güvenliğinin artması üzerine geri dönmeye başladılar. Kanton yönetimlerinden edinilen bilgilere göre 40 bini aşkın kişi Rojava’ya geri döndü. Geri dönüşler halan devam ediyor.
Êfrin ve Kobanê’ye akın
Rojava’nın üç kantonundan biri olan ve son dönemde ağır saldırılar ve ambargoya direnen Kobanê de mültecilere kapısını açtı. Kobanê kanton hükümetinin verilerine göre sayıları 50 bini bulan mülteciler Kürt ve Araplardan oluşuyor. Suriye’deki iç savaş ile birlikte ÖSO ve rejim güçleri arasında yaşanan savaştan dolayı göç eden Arap mülteciler ile; Minbic, Rakka ve Cerablus’taki IŞİD saldırısından kaçan Kürtler de Kobanê’ye gelmiş.
Kantonun genel yaşadığı sıkıntılar nedeniyle okul binalarında barınan mülteciler, işsiz, sağlık hizmetleri ve yeterli gıdaya erişemiyorlar. Kobani Kantonu yetkilileri, özellikle Temmuz ayı başından beri IŞİD saldırılarını yoğunlaştığı bu bölgede mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirmek için yeni tedbirler geliştirmeye çalışıyor. Bir yandan çetelerle savaşırken, diğer yandan da çok sınırlı olanaklarla göç sorununa çözüm bulmakta zorluklar yaşanıyor. Kanton yetkilileri ilk etapta bir mülteci kampı kurmayı planlıyor.
Êfrin Kantonu, Suriye’deki iç savaş ve özellikle Halep bölgesindeki IŞİD saldırıları nedeniyle en fazla göç alan bölge olarak dikkat çekiyor. Kentteki Şehit Mazlum Doğan Kampında 248 aile bulunuyor. Bahar, Newroz, Heyva Sor gibi yardım kuruluşları kampın ihtiyaçlarını örgütlüyor ve gidermeye çalışıyor. Mevcut durumda 1.085 kişi bu kampta yaşıyor. Bunların çoğunluğu Halep’ten gelenlerden oluşuyor. Êfrin’e sığınan mülteci sayısı 500 bine ulaşmış durumda. Kanton yetkilileri yeni bir kamp kurmayı öngörüyor.
Rojava’da 700 bin göçmen
Derik Toplumsal İşler Bakanı Dijwar Ehmê, ambargo nedeniyle kısıtlı imkanlara sahip olan Rojava’ya sığınan göçmen sayısının 700 bine yakın olduğunu söylüyor. Ehmê, göç eden Êzîdîlerle beraber bu sayının daha da arttığına işaret etti. Göçmenler Rojava’nın tümüne dağılmış durumdalar. Bazıları iş bularak ve ev kiralayarak normal hayata karışmış.
Ehmê; “Bundan önceki göçler genelde Halep, Rakka, Şam, Dere gibi Suriye kentlerinden olmuş. Çünkü bu insanlar Rojava’yı en güvenli yer olarak görüyorlar. YPG, YPJ Asayiş güçlerinin büyük direnişi sonucu Rojava en güvenli bölgeler arasındadır. Devletlerin bile kolay kolay bunca göçmenin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak güçte değilken Rojava yüzbinlerce insanın barındığı bir yer konumundadır” dedi.
Yeni göç dalgası yaşanıyor
Rojava, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) çetelerinin 3 Ağustos’ta Güney Kürdistan’ın Şengal bölgesini istila etmesiyle yeni bir göç dalgasıyla karşılaştı. Katliamlardan kaçan yüzbinlerce kişinin sığındığı Şengal dağlarından Rojava’ya kadar HPG ve YPG-YPJ gerillaları tarafından güvenli bir koridor oluşturulduktan sonra, on binler bu sayede olası yeni katliamlardan kurtarıldı. Şengalliler Derik, Girke Lege, Tirbespiye gibi bölgelere yerleştirildi. Tirbespiye’ye ve Girke Lege’ye götürülen göçmenler buralarda Êzîdî köyleri ve tanıdıklarının yanına yerleşti. Derik’te ise daha önce kurulan göçmen kampı Êzîdî göçmenlerinin yerleştirildiği temel yer oldu.
Derik’teki mülteci kampı, kanton yönetiminin kararı ile 13 Mayıs 2014’te, Suriye’nin çeşitli bölgelerinden göç edenler için kuruldu. Derik’in doğusunda bulunan Süryani köyü olan Hekemiye köyünde kurulan kampta ilk başta 25 aile barınıyordu. Buraya ilk etapta Halep, Rakka, Şam gibi kentlerden gelen göçmenler yerleştirildi. Daha sonra bu kamp daha güvenli ve uygun olan ve önceden Newroz alanı olarak kullanılan yere taşındı. Adını bulunduğu yerden alan Newroz Mülteci Kampı, Heyva Sor a Kurd’un (Kürt Kızılayı) verdiği 300 çadır ile mültecileri ağırlamaya başladı. Girke Lege, Tirbespiye, Derik, Amûdê, Qamişlo gibi yerlere göç eden Êzîdîlerin çoğu buralarda ev tuttu. Ev tutacak ve çalışacak durumda olmayanlar da göçmen kampına yerleştirildi.
15 bin Şengalli bulunuyor
Şengal göçleri ile birlikte kampta olağanüstü bir büyüme yaşandı. Şengalliler Rojava’ya geçiş yaptığında Newroz kampına günlük 5 bin 6 bin dolaylarında kişi geliyordu. YPG, HPG’nin güvenli yollarıyla 10 gün içerisinde 150.000’den fazla kişi Rojava’ya nakletti. Bunların bir kısmı güvenli biçimde Güney Kürdistan’a geçirildi. Newroz kampında şu anda 15 bine yakın Êzîdî bulunuyor. Bu kadar göçmeni barındıracak hazırlıklar olmasa da Demokratik Özerk yönetim, TEV-DEM ve Rojava halkı seferber olup göçmenlerin tüm ihtiyaçlarını karşılamak için ellerinden gelen tüm çabayı sergiledi. Çadır, elbise, yemek, su, battaniye, yorgan ihtiyaçları karşılandı.
“Devrimlerde olağanüstü durumlar her zaman yaşanır” diyen Derik Toplumsal İşler Bakanı Dijwar Ehmê, ancak neredeyse Şengal halkının tamamının göç etmek zorunda kaldığına dikkat çekti.
‘İlk istedikleri şey suydu’
Ehmê, bu ölümcül göçte çok sayıda insanın katledildiğini, çocukların susuzluk ve açlıktan öldüğünü, çok sayıda kadının alıkonulduğunu hatırlatarak şunları söyledi: “Derik’e gelen insanlar sanki ölümden çıkmış gibiydiler. Üzerleri toz toprak içinde, dudakları susuzluktan kurumuş, günlerdir yemek yememiş insanlardı. İnsanlar Rojava topraklarına ilk geldiklerinde istedikleri şey su idi. Cezaa’dan giriş yapan göçmenler daha sonra Til Koçer’e oradan da Derik, Girke Lege, Tirbespiye gibi yerlere gidiyordu. TEV-DEM’e bağlı Rojava yardım kuruluşları ve Heyva Sor tarafından kampa ulaşana kadar birçok noktada göçmenler için dinlenme merkezleri kuruldu. Bu insanlara her türlü imkan sağlanmaya çalışıldı. Kampta kalmak isteyen insanlar kaldı kalmak istemeyenler de Semalka’dan güvenli bir şekilde geçirildi. Bazı günler 5 bin 6 bin insan geliyordu.”
Şu anda Şengal’in güneyinde de halen binlerce insan var. Bununla birlikte Şengal Dağı’nda 10 bine yakın insan bulunuyor. Dijwar Ehmê, topraklarını terk etmek istemeyen bu insanlar için de bir kamp hazırlığının olduğunu belirtti. Ehmê, “Şengal Dağı’nda bulunan ve topraklarını bırakmak istemeyen 10 bin dolayında insan var. Bu insanların ihtiyaçlarını karşılamak, barınmalarını sağlamak için Şengal Dağı‘nda da bir kamp kurmayı düşünüyoruz. Yine tüm ihtiyaçlar Rojava’dan karşılanacak şekilde olacak” dedi.
Newroz Kampı’nda yaşam
Rojava’da onbinlerce göçmeninin ihtiyaçlarını Demokratik Özerk Yönetim, TEV-DEM ve Rojava halkı omuzladı. Herkes bu insanları ölümden kurtarmak için seferber oldu. Sadece IŞİD’ten değil susuzluk, açlık, hastalık nedeniyle de birçok insan yaşamını yitirdi. Toplumsal İşler Bakanı Dijwar Ehmê, bu konu ile ilgili şunları söyledi; “İlk günler en büyük yük Demokratik Özerk yönetimin omuzlarındaydı. Sınır Tanımayan Doktorlar, Heyva Sor a Kurd ile Arsi, Ardi gibi daha önce Rojava’da bulunan yardım kuruluşları dışında kimse yardım etmiyordu. Son birkaç gündür BM yardım kuruluşları yardım etmeye başladı. Çadır, yemek yardımları yaptılar. Yine göçmenlerin Irak’a geçmeleri için araba getirdiler.”
Su ve buz
Şu anda kampta 1000’e yakın çadır kurulmuş durumda. Bu çadırların 300 tanesi, yeni göçmenlerin gelmesi ile beraber acil olarak taziyeler için kullanılan 20 büyük çadır ve bazı eski çadırlar Rojava Özerk Yönetimi tarafından tahsis edildi. Diğer çadırlar ise BM tarafından kuruldu. Kanton yetkililerine göre BM 500 çadır daha gönderecek. Bazı çadırlarda birkaç aile kalıyor, geniş bazı ailelere de bir çadır yetmiyor. Yeni çadırlarla bu durum aşılmaya çalışılacak.
Su için daha önce var olan bir çeşmenin üzerine bir jeneretör kurularak su kazanlarının dolması sağlanıyor. Ayrıca düzenli bir şekilde su dağıtımı da yapılıyor. Yine suyu soğuk olması için buz dağıtılıyor. Bu durum günde iki kez tekrarlanarak tüm çadırlara buz veriliyor. Kamp içinde 24 saat elektrik var. Elektrik kesilmesi durumunda büyük jeneretör devreye giriyor.
‘BM sorumluluğu üstlenecek’
Dijwar Ehmê, önümüzdeki günlerde BM’nin kampı kendi denetimine almak istediğini söylüyor: “Bu durumda çadırlar daha iyi bir duruma getirilebilir. Altları çimentolanabilir. Tuvaletler banyolar daha iyi yapılabilir. Çünkü biz olağanüstü bir durumda alelacele tüm eksiklikleri gidermeye çalıştık. Böyle bir durum için pek hazırlıklarımız yoktu birden bire bir seferberlik ruhuyla eksiklikler giderilmeye çalışıldı.”
Çocukların durumu için UNICEF aracılığıyla ileride eğitim, sağlık, oyun alanları yaratılmaya çalışılacak. Kamp yetkilileri şu anda acil öncelikli olanın yeme, içme ve güvenliklerinin sağlanması olduğunu söylüyor.
Sağlık ihtiyaçları
Sağlık ihtiyaçlarının giderilmesi için ilk günden bu yana Heyva Sor tarafından büyük çabalar gösteriliyor. Heyva Sor için kampta 3 çadır kuruldu. 24 saat Heyva Sor çalışanları hizmet için bekliyor. Ambulanslar da aynı şekilde hazırda bekletiliyor. Heyva Sor ilk müdahaleyi yapmak için Girke Lege’de bir çadır kurdu. Burada ilk müdahalesi yapılan hasta çocuk, yaşlı, genç, kadınlar daha sonra Derik Hastanesine gönderiliyor. Durumu daha iyi olanlar ise Newroz Kampında bulunan Heyva Sor tarafından tedavileri yapılıyor. Çocuklar için süt, mama getiriliyor, ancak Heyva Sor’un da bir takım sıkıntıları vardı. En zor zamanlar için ayırdıkları ilaçlarının hepsini Êzîdî göçmenleri için çıkartan Heyva Sor yöneticisi; “Bu ilaçlar da biterse ne yapacağımızı bilmiyoruz” diyordu. O zamanlar getirilen ilaçların Semalka’dan geçirilmesine KDP tarafından izin verilmiyordu. Daha sonra bu ilaçlar da geçirilince Heyva Sor biraz olsun rahatladı” diyor.
Şengal Dağı’ndan günlerce yürüyerek gelen binlerce Êzîdî yollarda güneşin altında bekledikleri için, kimisi susuzluktan, kimisi yandığı için hasta düşmüş. Hastalar mola noktalarında bekleyen Heyva Sor yetkililerinin ilk yardım müdahalesinin ardından Derik Hastanesine götürülüyor.
Hastanede 11 kışı yaşamını yitirdi
Derik Hastanesi doktoru Rojin, bu hastanede sadece 60’a yakın çocuğun bulunduğuna dikkat çekti. Genel itibariyle yaralılar ve hastalık nedeniyle Derik’e gelen hasta sayısının 120’ye yakın olduğunu dile getiren Rojin, Şengal’de yaşamını yitirip Derik Hastanesine getirilen ve burada yaşamını yitiren kişi sayısının ise 11 olduğunu belirtti. Bunlardan 5’’nin çocuk olduğunu dile getiren doktor Rojin, hastalıkların genelde çok güneşin altında beklemekten, susuzluktan dolayı ortaya çıktığına vurgu yaptı. Doktor Rojin ölümlerin ise kazalar, böbrek kuruması gibi nedenlerden dolayı yaşandığını belirtti.
Rojava halkı seferber oldu
Devrimci gençlik ve Konfederasyona bağlı gençler de kampta çadır kurarak gelen Êzîdîlerin her türlü ihtiyaçlarını gidermek için seferber oldu. İlk çadırlar devrimci gençlik üyeleri tarafından kuruldu. Yine ilk gelen insanların ihtiyaçlarının karşılanmasında devrimci gençlik üyeleri aktif yer aldı. Ayrıca bazı Şengalli gençler ailelerini sağ salim bir şekilde kampa yetiştirdikten sonra Şengal Direniş Birlikleri’ne katılmak için geri dönüyordu.
Şengalli göçmenler ilk geldikleri günden itibaren Til Koçer-Cezaa arasındaki yol hattı boyunca su, hazır yiyecek, pişirilmiş yemek dağıtmak için belediyeler tarafından çalışma gerçekleştirildi. Yine kamp içindeki geliş, gidiş, hareketlilik nedeniyle kirlenmesi sonucu temizliği sabah erken saatlerde ve akşam saatlerinde başta Derik Belediyesi olmak üzere Rojava’daki tüm belediyeler tarafından düzenli yapıldı. Yaklaşık 50 belediye çalışanı ile Derik’teki kurumlarda yer alan gençler (Devrimci gençlik, kültür, konfederasyon vs.) kampın temizliği ile bizzat ilgilendi. Belediyeler tarafından 200 kadar çöp tenekesi kampta bulunan çadırların etrafına yerleştirildi.
İkinci günden itibaren Derik Belediyesi tarafından tüm çadırlara elektrik çekildi. Bu konuda köylerdeki belediyelerden de yardım istendi. Sonrasında banyo ve tuvaletlerin yapımını da belediyeler üstlendi. Kamp girişindeki yol Derik Belediyesi tarafından yapıldı. Yine ikinci günden itibaren su tankerleri, itfaiyeler belediyeler tarafından devreye sokuldu. İlk hafta sadece Derik Belediyesi tüm ihtiyaçları karşılamaya çalışırken ikinci haftadan itibaren Cizire Kantonu’nda bulunan diğer belediyeler de dönüşümlü olarak hizmete başladı.
Yardım kuruluşları
TEV-DEM’e bağlı yardım kuruluşu (RAP), BM’ne bağlı ve bir yıldan fazladır Rojava’da bulunan yardım kuruluşları Arsi ve Ardi de Êzîdîler için ilk günden itibaren elbise, ayakkabı, gıda yardımı için seferber oldu.
Rojava’da 3 yıllık devrim sonucunda birçok zorluklar yaşayan Rojava halkı, yetersiz koşullara rağmen göçmenle yardım etti. Neredeyse her ev elbiselerini, ayakkabılarını, yemeklerini Êzîdî göçmenleri ile paylaştı. Bir nebze olsun acılarını paylaşarak dertlerine ortak olmak istediler. Êzîdîler de Rojavalıların bu yardımlarını asla unutmayacaklarını her fırsatta dile getiriyor.
Şöforler gece gündüz yollarda
Rojavalı şöforleri de unutmamak gerekiyor. İlk günden itibaren seferber olanlar arasında şoförler de vardı. Göçmenlerin getirildiği günlerde günlük 600 araç hareket halindeydi. Garajdaki tüm minibüsler yollarda kalan Êzîdîleri getirmek için seferber olmuştu. O dönemde bir şehirden bir şehre gitmek için minibüs bulmak imkansızdı. Çünkü hepsi Şengal yollarındaydı. Yine Rojava Demokratik Özerk yönetimi tarafından günlük olarak kamyonlar, tırlar ayarlanmış her gün yollarda kalan Êzîdî halkını getirmek için sabah 6’da yola çıkılıyordu. Kimi Rojava halkı da kendi özel arabalarıyla göçmenleri getirmek için seferber olmuştu.
Güvenlik Asayiş’te...
Kampın denetimi güvenliği için Dêrik ve Berav asayişi 24 saat çalışıyor. Kamp yönetimi, kısa sürede kampın etrafında geniş güvenlik tedbirleri de alınacağını söyledi.
Dijwar Ehmê’ göre bir hafta boyunca günde bin 200 torba ekmek Şengal’e gönderiliyordu. Ehmê ayrıca Şengal’e şu ana kadar ekmek gönderildiğini fakat bundan sonra kamyonlarla un gönderileceğini belirtti. Yetkili, şu anda Şengal Dağı’nda bulunan insanlar için kamyonlarla yemek götürüldüğü ekmeklerinin Rojava’dan (Derik’ten) karşılandığını söylüyor.
Kadınlar kampa hayat veriyor
Rojava’nın kendisi bir ambargoya maruz kalmasına rağmen Rojava halkının da seferber olmasıyla birlikte göçmenler güvenilir bir şekilde yerleştirilerek tüm ihtiyaçları karşılanmaya çalışıldı. Derik, Qamişlo, Girke Lege, Tirbespiye şehir ve köylerinden birçok kadın günlerce 15 bin Êzîdî göçmeni için üç öğün yemek hazırlıyor. Bu durum nöbetleşe sürüyor. Örneğin ilk gün Derik’in bir mahallesinden kadınlar yemek yaptıysa ikinci gün diğer mahallede bulunan kadınlar yemek yapıyor. Yine köyler de her gün destek için kazanlarla yemekler yapıp kampa getiriyor. Derik mahalleleri bittiğinde ise Girke Lege, sonra da bir diğer şehir devreye giriyor.
Göçmenlere yemek hazırlayan kadınlardan Girke Lege’nin Teya köyünden olan Heyat Şiwêş “Şengalli Êzîdî halkımıza kardeşlerimize yemek yapmak için buraya geldik. Bugün bizim sıramızdı. 7 kadın toplanıp gönüllü olarak geldik. Biz de bu konuda bir nebze olsun yardımcı olabilirsek çok mutlu olacağız” diyor.
Girke Lege’nin bir başka köyünden olan Sümeyye Badiyani ise “Şengalli arkadaşlarımıza yardımcı olmak için buraya geldik. Biz Kürtler için bugün birbirimizi sahiplenme günüdür o yüzden burada Şengalli kardeşlerimize yemek yapmak için geldik” diye belirtiyor. Bu şekilde günlerdir binlerce insanın yemekleri yapıldı hala da yapılmaya devam ediliyor. Günlük olarak üç öğün yemek veriliyor. Yemekler düzenli olarak çadırlara götürülüyor.
NERGİZ BOTAN/ANF/DERİK