Rojava’da yerel yönetimlerden sorumlu ve Kürt Yüksek Konseyi üyesi Sinem Muhammed, Rojavalı kadınların dünyaya örnek olacak çalışmalarda bulunduğunu söyledi. Yaşamın her alanında kadınların olduğunu söyleyen Muhammed, “askeri anlamda örgütlendik. Çeteler kadın savaşçılarımızla karşı karşıya gelmek istemiyor” dedi.

Kadınların sorunlarıyla ilgilenmek için çok sayıda kurum oluşturduklarını da dile getiren Muhammed, “Bugün Rojava’da kadınlar sabahtan akşama kadar her alanda sokakta” diye konuştu. Almanya’da bir dizi panel çerçevesinde Frankfurt’a gelen Muhammed ile Rojava’daki kadınların durumunu konuştuk.

Rojava Halk Meclisi kaç kişi ve komisyondan oluşuyor? Çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yüzde 40’ı erkek, yüzde 40’ı kadınlardan oluşan Halk Meclisi’nin 350 üyesi var. Bazen kadın kotası yüzde 55 ila 60’ı da buluyor. Halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak ve sorunları çözmek için gençlik, dil, siyaset, yabancılar, temizlik, örgütlenmek, şehit aileleri adı altında 17-18 komisyonumuz var. Şu anda temel ihtiyaç olarak ekmek, elektrik, su, benzin, ekonomi, temizlik ihtiyaçlarını düzenli bir şekilde karşılamak için komisyonlarımız var.
Rojava’da her bölgede her köyde ya komünlerimiz var ya da meclisimiz. Meclis ve komünlerimizde eşbaşkanlık sistemi var. Her bölge ve komünlerden 5 ya da 6 kişi Rojava Genel Meclisi’nde yer alıyor. Her bölgenin meclisini, komisyon sözcülerinin oluşturduğu bir koordinasyon yönetir. Böylelikle Meclis, komisyonların çalışmalarını denetler ve koordinasyondan alınan kararlar sözcüler aracılığıyla komisyonlara iletilir.
Fırın için kurulan komite, ekmek sorununu gidermek için kurulduğu bölgede düzenli olarak ekmek çıkarır ve bunu eşit bir şekilde dağıtır.
Temizlik komitesi, çok titiz bir şekilde çalışmalarını yürütüyor. Bu komisyon kendi kararlarını alıyor ve meclis üyeleriyle birlikte sokaklara çıkıp çöp topluyor, temizlik yaparak orada yaşayan insanları da teşvik ediyor.
Her bölgemizde Yabancılar Komisyonu da var. Bu komisyonda yer alan arkadaşlarımız sürekli, Arap, Süryani, Ermeni ve diğer halklarla iletişim içerisindedir. Yaptığımız eylemlere davet ediyoruz.
Bir de Asayiş komisyonumuz var. Bu komisyonumuz ağırlıklı olarak YPG ile birlikte hareket ediyor. Çünkü bu komisyon, Rojava’nın iç asayişini sağlıyor. Normal bir ülkede polis nasıl kendi ülkesinin iç asayişini sağlıyorsa, bu komisyonumuz da yaşanan sıkıntılara ve sorunlara müdahale ediyor. Bu komitede 70 yaşındaki amca da yer alıyor, 18 yaşındaki genç de.
Biz Rojava’da yeni bir yaşam inşaa ediyoruz. Bizi açlıkla terbiye etmeye çalıştılar. Ancak her bölgesinde böylesi komiteler kurarak sorunların önüne geçmeye çalıştık ve başarılı da olduk. Düşmanlarımıza da böyle cevap verdik. Rojava devrimi, Ortadoğu’ya ve dünyaya örnek olabilecek bir devrim olacaktır.

Meclis ve komisyonlarda yer alanlar herhangi bir eğitimden geçti mi?

Meclis çalışanlarımız için kurduğumuz siyasi akademilerde, meclis çalışmalarına ilişkin eğitimden geçtiler. Akademilerin olmadığı yerlerde de meclisin kendisi bir eğitim devresi başlattı ve orada meclis işleyişini öğrendi.
Biz meclis çalışmalarını Arap halkına da öğrettik. Meclis kurmak isteyen Araplar bizden yardım istediklerinden, onlara meclislerin tüzük ve işleyişleri konusunda yardımcı olduk. Hatta yaptıkları kongreye arkadaşlarımız da katıldı.

Rojava’da kadınlar askeri ve siyasi alanda nasıl örgütlendiler?

Rojava’da kadınların askeri ve siyasi alanda örgütlenmelerini ayrı ayrı değerlendirmek lazım. Rojava devriminden önce kadın sorunu çok yüksek boyuttaydı. Özellikle Kürt bölgelerinde bu baskılara dayanamayan kadınlar intihar ediyordu. Bundan iki yıl önce Efrîn’de bir kadın eşinden gördüğü baskıya dayanamayarak üç çocuğuyla birlikte intihar etti.

Bahsettiğiniz sorunların temel sebepleri nelerdi?

Sorunların başlıca sebepleri bilinen kronik sorunlardı. Zorla evlendirme, berdel ve bunun gibi birçok sorun… Biz bu sorunlara cevap olabilmek için bir çok kurum kurduk. Kadınlar da bu kurumlara gelerek yaşadıkları sıkıntı ve sorunlarını anlattılar, biz de çözüm bulmaya çalıştık.
Rojava’da kadınların ağırlıkta olduğu siyasi akademiler, Sara Kadına Şiddete Karşı Derneği ve bunlara paralel olarak her bölgede kadın meclislerimiz var. Sara Kadına Şiddete Karşı Derneği’ne şiddete maruz kalan, küçük yaşta zorla evlendirilmek istenen ve parayla satılan mağdurlar Arap, Süryani, Kürt kadınları başvuruyor. Yaşadıkları sıkıntıları anlatıyorlar. Arkadaşlarımız da başvuranların aileleriyle görüşüp sorunu gidermeye çalışıyor. Eğer sözkonusu aileler yanlışlarından ısrar ederlerse yaptırım uyguluyoruz.
Yine kadınların çalışmaları için bir merkez kurduk. Paraya muhtaç olan kadınlar burada çalışıyorlar, emeklerinin karşılığını alıyor. Ağırlıkta elbise dikiyorlar.

Kadınların siyasi ve askeri olarak örgütlenmelerine dönersek…

Suriye’deki diğer örgüt ve kurumlara baktığımızda kadınlar, yönetimlerde ya da başkanlık sistemlerinde yer alamıyor. Ki bu örgüt ve kurumlar, kadınların ön plana çıkmasını ve söz sahibi olmasını istemiyor. Biz de ise bunun tam tersi. Eğer bir devrim olacaksa ilk başta zihniyette başlamalı. Biz devrimi zihniyetimizden başlattık ve şu an bütün dünya Rojava’daki kadınların gücünü konuşuyor.
Bunu nasıl yaptık; kadınlar için siyasi akademiler, haklarını anlatan dernekler kurduk. Akademilerde siyasi, sosyal, kadın ideolojisi ve birçok konu hakkında eğitim görüyorlar. Akademilerimiz Süryani, Arap ve diğer yabancı kadınlara da açık. Eğitimler 20-30 gün sürüyor. Yine Rojavalı ve Suriyeli kadınların haklarını savunacak Kadın Hukuk Derneği’ni kurduk. Kadınlar buraya gelip haklarının aranması için başvuruyor. Bu kurumumuz şimdiden Cenevre2 konferansına sunulmak üzeri bir yasa hazırlıyor. Yasa, Suriye, Rojava ve Ortadoğu’daki kadınların haklarını içeriyor.

Bölge Halk Meclisleri ile hem askeri hem de normal meclis çalışmalarında uyumu yakalayabiliyor musunuz?

Biz dünyaya örnek olacak bir çalışma yürütüyoruz. Bundandır ki biz kadınlar herkesle anlaşıyoruz. Yaklaşık iki yıldır Halk Meclisleri ile ortak çalışma yapıyoruz. Şimdiye kadar her konuda anlaşabildik.
Askeri anlamda durumu örneklerle anlatayım. Önceleri bir kadın, bir arabayı durdurup kontrol edemiyordu. Bunu erkekler kabul etmiyordu. Ama biz bunu bugün Rojava’da kırdık. Kadınları küçük düşüren anlayışları mahkum ettik. Önceleri bir kadın ya da bir kız çocuğu sabahtan akşama kadar dışarıda kalamazdı. Ama bugün bir baba kızının elinden tutup kendisi asayişe teslim ediyor. Kadın veya kız eve gittiğinde baba ona ‘kızım eline sağlık’ diyebiliyorsa, işte bu zihniyet devrimidir.
Ben bir yıldır eve gitmedim. Hep çalışmalardayım. Ama bugün eşim bana çalışmalarımdan dolayı üstün başarılar diliyor. Rojava’da bir genel seçimin yapılabilmesi için komisyonlar kurduk. Kadınlar da yer alıyor. Eğer seçimler olursa, seçilmişlerin yüzde 40’ı kadın kotasından olacak.

Rojava’da kültür-sanat çalışmaları nasıl örgütlendi?

Yıllardan beridir anadilimizde ders görmedik. Bugün yeni nesillerin bunu yaşamaması için elimizden geleni yapıyoruz. Şimdi Rojava’da her bölgedeki okullarda Kürtçe dersler veriliyor.
Rojava devrimi ile birlikte birçok sanatçı grubu ortaya çıktı. Devrimimizi sanatla bütünleştirerek halka yansıtıyorlar. Rojava devrimi ile ilgili birçok şarkı yaptılar. Devrimi halka anlatacak bir çalışmadır. Bir arkadaşımız şehit düştüğünde hemen şarkılar yapılıyor. Devrim sanatsız olmaz. Eğer sanatsız bir devrim sözkonusuysa, o devrim halkı temsil etmiyor demektir.

YPJ ayakta durmamızın nedeni

Kadınların askeri örgütlenmesi hakkında da bilgiler veren Kürt Yüksek Konseyi Üyesi Sinem Muhammed, Arap ülkelerinde gelişen ayaklanmalarda kadının öne çıkarılmamasının devrimi başarısızlığa uğrattığını belirterek, “Rojava Devrimi’nin ayakta kalmasının nedenini şöyle açıkladı: “Rojava’da kadınların oluşturduğu Yekîtiya Parastina Jinê-YPJ adlı askeri gücümüz var. Rojava’nın hemen her bölgesinde bir kadın taburumuz var. YPJ tüm dünyaya örnektir. PKK’den sonra dünyada kurulan ikinci büyük kadın ordusudur. Bugün Rojava’da kadınlar her türlü askeri eğitimi görüyor. Bir erkek savaşcı nasıl savaş koşullarına göre eğitim alıyorsa kadınlar da aynısını almakta. Kadın ordulaşması tek Kürtlerden oluşmuyor, YPJ içinde Arap, Süryani, Ermeni ve diğer halklar da yer alıyor.
Ortadoğu’da Arap Baharı başladığında sözde devrim yaptıklarını düşünen ülkeler aslında kendi ülkelerindeki kadını ve yaşanan kadın sorunlarını öne çıkarmak istemediler. Yine kadınlardan oluşan bir orduyu kurmayı düşünmediler. Bundan dolayı Arap Baharı’nın; sözde devrim yapan ülkelerin hali ortada. Bizim bugün ayakta durmamızın nedeni kadın ordulaşmasıdır.
Mesela Til Koçer’deki sınır kapısının ele geçirilmesi, kadınların başarısıdır. 70 yaşındaki bir anne eline silah alıp, yaşadığı köyü koruyabiliyorsa kadının zaferidir.
Kürt kadınların başarısının dünya kamuoyuna nasıl yansıdığını hepimiz gördük. Zaten kendileri de gelip kadınların yaşamını ve gördükleri eğitimi gördü. Bir örnek vereyim. Bir gün Rojava’ya bir yabancı gazeteci geldi ve kadın ordusu hakkında haber yapmak istediğini söyledi. Kendisini bir kadın taburumuza götürdük. Savaşçılarımızın gördüğü eğitimi yakından görünce bize “Ben buraya gelirken, aklımda hep ‘kadınlar eline silah almış, etrafa rastgele ateş açıyor’ düşüncesi vardı. Ama bugün bunun böyle olmadığını gördüm. Disiplinli eğitimi nasıl aldıklarını gördüm. Beni en çok etkileyen, kadınların ne için savaştıklarını bilmeleri. Ben böyle iradeli bir kadın ordusu görmedim. Size saygı duydum” dedi.

‘Kadınlar çetelerin korkulu rüyası’
Her gün çetelere karşı kahramanca savaşan kadınlarımız, onların korkulu rüyası oldu. Çeteler, kadın savaşçılarımızla karşı karşıya gelmemek için elinden geleni yapıyor. Kadın savaşçılarımızın ağırlıkta olduğu bölgelerden geri çekildiler. Kadınlardan çekiniyorlar. Bu da Kürt kadınların başarısıdır. Bunu herkesin anlaması gerekiyor.
Çetelerin komutanları Libya ve Arap ülkelerinden 14-15 yaşlarındaki küçük kız çocuklarını getirerek onlarla ‘cihad evliliği’ yapıyor. Bir ay sonra ya bu kız çocuklarını öldürüyor ya da geldikleri ülkelere geri gönderiyorlar. Cihad için savaştıklarını söylüyorlar ama en büyük günahı onlar işliyor. Bu çetelere karşı sessiz kalınmamalı. Dünyada birçok kadın kurumu var. Sesimizi duyurabilmek için ortak hareket etmeliyiz. Gelip buradaki kadınların ruh halini görmeleri gerekiyor.”


AGÎT ERKENDÎ/FRANKFURT