Kobanê şahsında IŞİD adlı ölüm çete grubunun Rojava’ya yönelik üst boyuttaki saldırılar açığa çıktı.

Bu ölüm grubunun vahşeti, sivil insanlara yönelik olarak sürüyor. Özellikle son günlerde Halep çevresinde Kürtlere yönelik içine girdiği eski vahşet uygulamalarıyla yeni katliamlar planladığı ve bunları parça parça pratikleştirmeye başladığı görülüyor.  
Şimdiye kadar Türkiye devletinin bu çeteye yaptığı yardımlar birçok belgeyle ortaya konulmasına rağmen, Türkiye bu gruba destek vermediğini inkar etmemekle birlikte yine de resmiyette kabul etmiyor. Ancak ne olursa olsun bu grubun bir ölüm grubu olduğu ve dünya tarafından böyle kabul edildiği bir gerçektir. O yüzden yaptıkları insanlık dışı uygulamalar olarak kabul ediliyor her ne kadar ona karşı herhangi bir açıklama yapılmasa da.
Türkiye’de de bu grubu destek yönünde adımlar atılıyor. IŞİD Rojava’da Kürt katliamını başladığı bir dönemde Türkiye’nin çeşitli illerinde Suriyeli mültecilere yönelik saldırıların başladığı haberleri çoğalmaya başladı. Bu saldırıların başladığı illerin başında İstanbul, Adana, Maraş, Antep gibi yerler geliyor. Kimi basın yayın kuruluşları bu gelişmeleri tehlikeli bir gidişat olarak verirken kimileri de adeta bunların yapılmasını teşfik edermişcesine, halkın, esnafın tepkileriymiş gibi veriyorlar.  
'Suriyeli mültecilere saldırı' diye verilen bu haberler, Rojava’yı boşaltma planlarıyla yurtlarından, topraklarından göçertilen Kürtlere yönelik geliştirilen saldırılardır. Suriyeli mültecilere yönelik diye verilen bu saldırılarda hedef alınan yine Kürtlerdir. Saldırılarda şimdiye kadar öldürülen ya da yaralananların kimliklerine bakılırsa bu durum çok bariz bir şekilde görülebilir. Bu saldırılarda yaşamını yitirenlerden iki kişi, birer gün arayla cenazeleri önceki gün Afrin Kantonuna getirildi. Köylerine götürülüp toprağa verildiler. Yaşamını yitirenlerden biri Adana’da diğeri ise İstanbul’da saldırıya uğramıştı. Saldırı yöntemleri de aynıydı.
Saldırı sonucunda Adana’da yaşamını yitiren Afrin’nin Şêrava nahiyesine bağlı Soğnek köyünden Cihad Adnan Mamo adındaki 33 yaşında bir yurttaştı. Mamo kardeşinin gözleri önünde önce demir çubukla kafasına vuruluyor ardından bıçaklanarak katlediliyor. Mamo’nun kardeşi katledilme gerekçesini şöyle anlatıyor, "Beş aydır birlikte o çiftlikle hayvan bakıcılığı yapıyorduk. Beş aydır çalışmamıza rağmen bize tek kuruş verilmedi. Kardeşim Mamo patrona, bayram yaklaştığını, evimize gitmek istediğimizi o yüzden paramızı vermelerini istedi. Bunun üzerine patronun oğlu İyas ile Yaşar adındaki damadı kardeşimin kafasını önce çekiçle vurdular daha sonra gözlerim önünde bıçaklayarak öldürdüler."
Aynı gün Afrin Kantonuna gelen ikinci cenaze ise Basilê köyünden 44 yaşındaki Yasin Teter’a aitti. Yasin Teter ailesi ile birlikte İstanbul Bayramtepe'de kalıyor. Gece çocuğuna süt almak için çıkıp süper markete giderken önüne çıkan yüzü kapalı birkaç kişi tarafından saldırıya uğruyor. Yöntem yine aynı Yasin Teter’in kafasına önce demir çubukla vuruluyor daha sonra yerde bıçaklanarak öldürülüyor. Görgü tanıklarının verdiği bilgiye göre olay yerine gelen polis Rojavalı olduğunu öğrenince katillerin peşine dahi düşme gereği duymadan çekip gidiyor.
Bunlar sadece Afrin Kantonuna gelen iki Rojavalı'nın kafalarına vurularak öldürülenlerin cenazeleridir. Diğer kantonlara cenazelerin götürülüp götürülmediğine ilişkin ise şu ana kadar bir bilgi yok. Ama saldırıya uğrayıp hastanede yatan ve yaralı olarak dönenlerin olduğuna dair bilgiler var.
Kafaya demir çubukla vurularak öldürme yöntemi dünyanın her yerindeki milliyetçilere has bir yöntemdir. Son bir haftaya bakıldığında Rojavalılara yönelik saldırılar çoğaldığını görmek mümkündür. Saldırıları Türkiye’deki ırkçı, şoven milliyetçiler üstlenmiş durumda. Bu da aslında Rojava'da çetelerle yapılmak istenenin, Türkiye’deki milliyetçiler eliyle tamamlanması anlamına geliyor. O yüzden Türkiye’deki Rojavalılar ve tüm Kuzey Kürtleri bu konuda dikkatli olmalıdır.
Zira özel merkezler tarafından örgütlendirilen bu milliyetçi gruplar tarafından Rojavalı Kürtler hedef tahtasına konmuştur. Rojavalı Kürtler ve Kürt gençleri bu saldırılardan ancak bir şekilde kurtulabilirler, bunu ülkelerine geri dönüş gerekçesi yaparak. Bu çift taraflı saldıların "neden Kürtlere yönelik olsun" diyenler de çıkabilir. Onların neden sorusuna en iyi cevap ise; göçertme politikaları hiç biri sonuç vermedi. Rojava boşalmadı ve çetelere bırakılmadı. O yüzden Rojava IŞİD, Türkiye metropolleri ile bazı Kuzey Kürdistan kentlerinde milliyetçiler harekete geçirilerek katliamları tamamlama planları yapıldı ve pratik uygulamalar başlatıldı.