Rojava’da umut ve belirsizlik iç içe

Dosya Haberleri —

YPJ/Foto:AFP

YPJ/Foto:AFP

ABD Ulusal Kamu Radyosu NPR'ın 18 Nisan 2026 tarihli 'All Things Considered' programından derlendi.

  • Ocak ayında Suriye hükümetinin başlattığı askeri operasyonların ardından daha birleşik bir tutum öne çıkmaya başladı.
  • On yılı aşkın özyönetim deneyimi, buradaki Suriyeli Kürtlerin yeni kuşağında güçlü bir kimlik ve aidiyet duygusu oluşturmuş durumda. 

Jane Arraf & Sangar Halil * - Çeviri: Yeni Özgür Politika

Qamişlo, Suriye hükümeti ile Kürt güçleri arasındaki eski cephe hattı, bu kuzeydoğu kentinde bir zamanlar temkinle yaklaşılan bir sınırdı. Bugün ise kalabalık ve hareketli bir caddeye dönüşmüş durumda. 

Bir zamanlar her yerde görülen eski Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın fotoğraflarından ve üzerindeki tehditkâr mesajdan (“Sizinle savaştılar, babanızın kim olduğunu unuttular”) artık eser yok. Söz konusu “baba”, Suriye’yi uzun yıllar yöneten ve adı kendi halkına yönelik katliamlarla anılan Hafız Esad’dı. 

Onlarca yıl süren Esad rejimi, Aralık 2024’te Türkiye destekli Suriyeli Arap muhalif güçler tarafından devrildi. Kürtler ise bundan 12 yıl önce rejimden koparak Rojava adını verdikleri özerk bir bölge kurmuştu. Amaçları, Orta Doğu’da laik ve demokratik bir model inşa etmekti. 

Ancak bu yılın Ocak ayında Türkiye destekli yeni Suriye hükümet güçleri, bölgeyi ve özellikle petrol kaynaklarını kontrol altına almak için harekete geçti. Kürt güçleri, daha önce denetimlerinde bulunan toprakların büyük bölümünden çekilmek zorunda kaldı. 

Bugün gelinen noktada Kürtler, istemeseler de yeni şekillenen Suriye’ye entegre ediliyor. Bu yeni düzen, yıllarca kendi Kürt nüfusuyla çatışma yaşamış olan Türkiye’nin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin etkisi altında biçimleniyor. 

ABD politikalarının Suriye’deki etkisi

Kürt güçleri, ABD ile birlikte 2019 yılında DAİŞ’i yenilgiye uğratmıştı. Suriyeli Kürtler, bu mücadelede 10 binden fazla savaşçılarını kaybettiklerini ifade ediyor. Ancak bu yıl Suriye hükümeti Kürt bölgelerini geri almak üzere harekete geçtiğinde, ABD artık Kürt desteğine ihtiyaç duymadığını ortaya koydu. 

Suriye’de konuşlu yaklaşık 2 bin Amerikan askerinin son unsurları da bu hafta ülkeyi terk etti. Perşembe günü son konvoyun ayrılmasıyla birlikte, yaklaşık on yıl süren ABD askeri varlığı resmen sona ermiş oldu. 

Kürtlerin öncülüğündeki bölgenin idari yapısı olan Suriye Demokratik Güçleri’nin üst düzey isimlerinden Newroz Ahmed durumu şöyle özetliyor: “Sonuçta Amerikalılar kendi çıkarlarına göre hareket ediyor; onlardan farklı bir şey beklemek gerçekçi değil. Ama bu süreç böyle yaşanmamalıydı.” 

ABD’nin arabuluculuğunda sağlanan ve Ocak ayında hükümet güçleriyle çatışmaları büyük ölçüde durduran ateşkese atıfta bulunan Ahmed, “Bizim için önemli olan, bu anlaşmaya bağlı kalmak,” diyor. 

“Suriyeliler arasında yeniden bir iç savaşın patlak vermesini istemiyoruz,” diye ekliyor. 

Ateşkes kapsamında, daha önce Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Bölgesi olarak bilinen yapı artık sınırlarını, petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrol edemeyecek. Buna karşılık Kürtlere, önceki rejim döneminde on yıllar boyunca tanınmayan bazı hakların verilmesi yönünde taahhütlerde bulunuldu. 

Endişe ve belirsizlik

Qamişlo’nın kapalı çarşısındaki küçük bir kafede, Muhammed Bzara masaya manda kaymağı, yerel bal ve yeni pişmiş, yumuşacık ekmekler getiriyor. 

Bu, bölgeye özgü geleneksel ama oldukça zengin bir kahvaltı. Arka planda, Lübnanlı efsanevi sanatçı Feyruz’un şarkıları çalıyor; bu da Arap ve Kürt kültürlerinin nasıl iç içe geçtiğini hissettiriyor. 

43 yaşındaki Bzara, 10 yaşındaki oğlu Abdüllatif ve 14 yaşındaki oğlu Adnan ile birlikte küçük kahvaltı dükkânında çalışıyor. 

“Bundan sonra ne olacağını kimse bilmiyor,” diyor Bzara. “Sadece ben değil, herkes istikrarın sağlanamayacağından, güvenliğin ortadan kalkacağından, cinayet ve yağmaların başlayabileceğinden endişe ediyor.” 

Bugün aslında bir okul günü. Ancak Bzara’nın iki oğlu da kafede çalışıyor. Çünkü buradaki devlet okulları, Ocak ayından bu yana Suriye hükümet güçleri ile Kürt savaşçılar arasındaki çatışmalar nedeniyle yerinden edilen yüzlerce aileye barınak sağlamak için kapalı. 

YPJ/foto:AFP

İran’daki çatışmaların gölgesi

Cephe hatlarından uzakta olsa da İran-İsrail gerilimi Suriye’nin bu köşesini de etkiliyor. 

Qamişlo’nın birkaç kilometre dışında, baharın gelişiyle yemyeşil uzanan buğday tarlaları ve otlayan koyun-keçi sürülerinin oluşturduğu sakin manzara, toprağa saplanmış büyük bir roketin kuyruk kısmıyla bölünüyor. 

Roket, Mart ayının başlarında İran ile İsrail arasındaki saldırılar sırasında buraya düşmüş. O günden beri de olduğu yerde duruyor. Patlamamış gövdesi artık o kadar sıradan bir görüntü haline gelmiş ki, çocuklar içine girip oyun oynuyor. 

60 yaşındaki Akram Abdülgani, roketin düştüğü tarlada yürürken, arka planda koyun ve keçiler otlamaya devam ediyor. 

“İran doğudan, İsrail batıdan vuruyor; biz ise tam ortada kalıyoruz,” diyor 60 yaşındaki Akram Abdülgani. Roketin düştüğü sabah Ulaştırma Bakanlığı’nda görev başında olduğunu anlatıyor. 

Kürtçede bu bölge “Rojava” olarak adlandırılıyor. “Batı” anlamına gelen bu isim, Suriye, Irak, Türkiye ve İran’daki Kürt bölgelerini kapsayan daha geniş bir Kürt coğrafyası hayaline gönderme yapıyor. 

Yıllarca ABD zırhlı araçlarının geçtiği M-4 karayoluna yakın bu köyde de güçlü bir terk edilmişlik duygusu hâkim. 

“Uluslararası koalisyon bizi gerçekten yüzüstü bıraktı,” diyor Abdülgani. “Artık hem aşiretlerden hem de Suriye hükümetinden gelebilecek büyük tehditlerle tek başımıza baş etmek zorundayız. DAİŞ’i Amerikalılarla birlikte yenmemizin karşılığı bu mu?”

Arap aşiretleri taraf değiştiriyor 

Bölge, yıllar boyunca Suriye rejimi, Rus güçleri, Türkiye destekli gruplar ve IŞİD tehdidine rağmen ayakta kalabilmişti. Bu denge büyük ölçüde ABD desteği ve bazı kilit Arap aşiretlerinin iş birliği sayesinde sağlanmıştı. 

Bunların en etkililerinden biri, tarihsel olarak ulusal sınırların ötesine uzanan Şammar aşiret konfederasyonuydu. Ocak ayında, “Şammar’ın prensi” olarak anılan Şeyh Mena el-Hamidi el-Cerba, güçlerine saf değiştirme talimatı vererek Suriye hükümetinin yanında yer almalarını istedi. 

Irak sınırına yakın sarayında konuşan Şeyh Mena el-Cerba, bu kararın gerekçesini şöyle anlatıyor: “Tek bir tarafa ait olmak diye bir şey yoktur,” diyor, mermer kaplı görkemli salonunda büyük masasının arkasında otururken. Yanında babasının fotoğrafları ve kendisine göre CIA tarafından hediye edilmiş bir kristal viski şişesi duruyor. “İttifaklar bazen geçici taktiklerden, bazen de uzun vadeli stratejik tercihlerden ibarettir.” 

Yüzlerce kişiyi ağırlayabilecek büyüklükteki toplantı salonunun girişinde, sahip olduğu Arap atlarından birine ait eyer asılı. 

“Halkımızı ve bölgemizi korumak bizim sorumluluğumuz. Onların onurunu ve topraklarını savunmak zorundayız,” diyor. 

Değişen güvenlik dengesi 

Ateşkes sonrası Özerk Yönetim artık petrol ve doğal gaz kaynakları üzerindeki kontrolünü kaybediyor. Rojava genelinde bu tür enerji sahaları geniş bir alana yayılmış durumda. 

Ocak ayından bu yana en dikkat çekici değişimlerden biri ise, Suriye’nin kuzeyindeki petrol sahalarından Şam’a doğru ilerleyen yüzlerce tanker kamyonun otoyollarda oluşturduğu yoğun trafik. 

Bölgedeki Kürtler, ateşkesle birlikte daha önce elde ettikleri kazanımların bir kısmını da kaybetmekten endişe ediyor. 

Kürt güçleri Suriye ordusuna entegre olmayı kabul etti. Ancak Şam yönetimi, ayrı Kürt tugaylarının kurulmasına izin vermedi. Muhafazakâr Arap ağırlıklı hükümet, Kürt kadın savaşçıları da orduya dahil etmeyi reddetti. Oysa bu kadınlar, hem Kürtlerin hem de dini azınlıkların savunulmasında kritik bir rol oynamıştı. 

Şehrin bir kavşağında, DAİŞ’e karşı savaşırken hayatını kaybeden bir Kürt kadın savaşçının büyük bir fotoğrafı yer alıyor. Bu görüntü, sahadaki rolüne rağmen kadın savaşçıların yeni ordu düzeninde dışlanmasını simgeliyor. 

“Bölgemizi derinden etkileyecek, büyük ölçüde olumsuz sonuçlar doğuracak değişiklikler olacak,” diyor kadın birliklerinden birinin komutanı ve Şam’la yürütülen müzakerelerde yer alan Fevza Ahmed. “Özellikle kadın hakları ve farklı etnik grupların temsili açısından.” 

Suriye’de azınlıkların endişesi 

Suriye’de yeni yönetimin başında, geçmişte El Kaide saflarında yer almış Ahmed eş-Şara bulunuyor. Her ne kadar bu ideolojiden koptuğunu vurgulasa da, hem kendi geçmişi hem de birçok savaşçısının geçmişi azınlık gruplar arasında ciddi bir güvensizlik yaratıyor. 

DAİŞ tarafından soykırıma uğrayan kadim bir inanç topluluğu olan Êzîdîler, Kürtlerin koruması olmadan örgütün yeniden güç kazanmasından korkuyor. Aynı şekilde, kökeni büyük ölçüde İslamcı silahlı gruplara dayanan yeni Suriye güçlerine karşı da temkinliler. 

“Kriz bitmiş değil,” diyor kuzeydoğu Suriye’deki Cezire bölgesinin Êzîdî liderlerinden İsmail Dalf. “Hem altyapıları hem de bu yönde bir zihniyetleri var. Fırsat bulurlarsa onları durduracak hiçbir şey olmaz,” diyerek Suriye hükümetine bağlı unsurların olası şiddetine dikkat çekiyor. 

İsmail Dalf, Hesekê yakınlarındaki köylerinde, Êzîdîlerin bir araya geldiği “Êzîdî Evi”nde konuşuyor. 

Aralık 2024’te rejimin devrilmesinden bu yana, azınlıkların yaşadığı bölgelerde toplu katliamlar yaşandığı bildiriliyor. Bu saldırılar arasında, Esad ailesinin mensup olduğu Aleviler ile Suriye’nin diğer önemli dini topluluklarından Dürziler de bulunuyor. 

Hristiyanlar ise, Hristiyanlığın en eski merkezlerinden biri olan bu ülkede, Şam’daki bir kiliseye düzenlenen saldırının ardından daha yüksek sayılarda ülkeyi terk etmeye başladı. 

Şara, güvenlik güçleri içinde sivillere yönelik saldırılara karışanların cezalandırılacağını vaat etti. 

Yaşlı bir Êzîdî kadın olan Zeynep Ahmed Nasro, Brazan köyündeki bahçede papatya topluyor. Gözlerini yerden kaldırmadan, şifalı bitkileri tek tek ayıklıyor. 

Aslen Kürt kenti Efrîn’den. 2018’de Türkiye destekli güçler Efrîn’i ele geçirdiğinde eşiyle birlikte yerinden edilmiş. Kocası ise dört yıldır kayıp. 

“Yine kaçmak zorunda kaldık,” diyor. “Ama kocamı götürdüler, o günden beri haber yok. Ben öldürdüklerini düşünüyorum.” 

Ortada kesin bir kanıt yok ama bu belirsizlik onu sürekli içten içe kemiriyor. Efrîn yakınlarındaki köylerinde, anlattığına göre huzurlu bir hayatları vardı: bir çiftlik evi, koyunlar ve kendi kuyuları. 

Buradaki birçok kişi gibi o da Şara’nın azınlıkları koruma yönündeki sözlerine güvenmiyor. Êzîdîleri “kâfir” olarak gören Arap İslamcı gruplardan korkuyor. 

“Yaptıkları hiçbir anlaşmaya inanmıyorum,” diyor. “Anlaşma yapıyorlar ama sonra kendi aralarında savaşıyorlar. Biz Êzîdîyiz. Onlar bizim düşmanımız. Bizi öldürmek istiyorlar.” 

Kürtlerde birlik arayışı 

Kürtler, dünyada kendi devleti olmayan en büyük etnik topluluklardan biri. Uzun yıllardır hem iç ayrışmalarla hem de dış tehditlerle karşı karşıya kaldılar. 

Ancak Ocak ayında Suriye hükümetinin başlattığı askeri operasyonların ardından daha birleşik bir tutum öne çıkmaya başladı. Özellikle sınırın ötesindeki Irak Kürt liderleri, aralarındaki görüş ayrılıklarını bir kenara bırakarak siyasi ve insani destek sundu. 

20 yaşındaki Gulan Osman, boynunda Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki Kürt bölgelerini kapsayan “Büyük Kürdistan” haritası şeklinde bir kolye taşıyor. 

Kamışlı çarşısında Kürt bayrakları satan 45 yaşındaki Muhammed Salih ise “Bu saldırılar Kürtleri daha da birleştirdi,” diyor. Esad döneminde bu bayrakları satmanın ya da taşımak bile gözaltına alınmak için yeterliydi; o günleri hatırlayacak yaşta. 

Bugün çarşı, yalnızca Suriye Kürt bölgesinin sembolleriyle değil, sınırları aşan Kürt birliğini temsil eden; beyaz, sarı ve yeşil renklerden oluşan, ortasında sarı güneş bulunan bayraklarla dolu. 

On yılı aşkın özyönetim deneyimi, buradaki Suriyeli Kürtlerin yeni kuşağında güçlü bir kimlik ve aidiyet duygusu oluşturmuş durumda. 

Çarşıda 18 yaşındaki Eva Şexmos, sınavlarını yeni tamamlamış; bahar ekinoksuna denk gelen ‘Kürt Yeni Yılı’ Newroz için elbise diktiriyor. 

Arkadaşı Gulan Osman’la birlikte kumaş seçen Eva, boynundaki Kürdistan haritası kolyesi ve kendinden emin tavrıyla dikkat çekiyor. Diktirdiği elbise, Kürt bayrağının renklerinde olacak. 

İleride Kürtçe öğretmeni olmak istediğini söylüyor. Kürtlerin özyönetim ilanından önce okula gitmiş olsaydı, eğitimini neredeyse tamamen Arapça almak zorunda kalacaktı. 

“Rojava’nın geleceğinin parlak olduğuna inanıyorum,” diyor, bölgeyi Kürtçe adıyla anarak. “Eskiden Kürtler olarak parçalıydık. Şimdi ise daha birleşiğiz.” 

Kaynak link: https://www.npr.org/2026/04/15/nx-s1-5776767/kurds-syria-us-isis

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.