
Kuma olarak evlendi
Çok küçük yaşta evlendirilen Zehra Yenerak, yedi yıldır evli ve kuma olarak evleniyor. 3 çocuk annesi olan Yenerak, köyden uzak penceresiz ve henüz bitmemiş bir evde yaşıyor. Amcasının oğlu ile evlenen Yenerak, yedi yıl sonra üç çocuğuyla beraber ayrı bir eve çıkıyor. Bütün yaşamı bir odada geçen Yenerak, çocukları için yaşadığı hayata katlandığını belirterek şunları söylüyor: "Ben şu an çocuklarımla küçük bir odada yaşıyorum. Lavabosuz, banyosuz bir ev… Akşamları eşim eve gelmiyor. Bazen geceleri dışarıdan ses geliyor. Çok korkuyorum. Sabaha kadar bu korkuyla yaşıyorum. Eşim benim köye çıkmamı istemiyor. Sabahtan akşama kadar evin içinde çocuklarımla beraberim, dışarı çıkmıyorum. Eşim benden çok büyük. Kuma olarak gitmek insan onurunun kırılmasıdır. İki kadının bir erkek için çatışmasındansa, ölüm daha iyidir. Eşim, tamamen keyfi olarak ikinci evliliği yaptı."
Yoksulluktan kurtulmak için...
Beyan Muhammed de, Şirnex’ın Cizîr ilçesine bağlı Derbaciya köyüne gelin oluyor. Kürt oldukları için Suriye'deki birçok kişi gibi O'nun da kimliği olmuyor. Kendi coğrafyasında 'ejnebi' yani 'yabancı' olarak tanınıyor bu insanlar. Ve ancak, savaş başladıktan sonra kimliklerine kavuştular. Muhammed henüz çocukken annesi ölür ve babası yeniden evlenir. Tüm yaşamı yoksulluk içinde geçen Muhammed, 'yoksulluktan kurtulmak' için evlenerek Şirnex'e geldiğini belirtiyor. Fakat, buradaki yaşamının da geldiği yaşam arasında bir farkı olmadığını görüyor sonradan. Şimdi ise, gerek feodal anlayış, gerekse de yoksulluktan dolayı, geri dönüş yolu da olmadığı söylüyor Muhammed.
Hiçbir umudu yok...
Necih Mungan da, diğer kadınlar gibi 'Suriyeli Gelin' kimliğiyle tanınıyor. Yıllarca baskı ve zulme karşı direnen Necih de, "Yıllar sonra anladım ki, insan ikinci eş olunca, dünyası kararıyor, onuru kırılıyor" diyor. Hanîf Mungan 18 yaşında ve iki çocuğu var. Aslen Arap olan Hanîf, 15 yaşında evleniyor. Hanif’in yaşamı da bir odada geçiyor. Suriye’deki yaşam koşullarından dolayı Türkiye’ye gelen Hanif’in şimdi ise geleceğe dönük hiçbir umudu yok.
Beş çocuk annesi Fatma Erol ise, bir taraftan şimdiki yaşamını, diğer taraftan da savaşın ortasında kalmış olan ailesini düşünerek, "Ben yabancıyım, bu memleketin yabancısı… Şimdi annemin evine gitmek istiyorum. Fakat biliyorum ki, gitmem mümkün değil" şeklinde yaşadığı çaresizliği dile getiriyor.
JINHA/ŞIRNEX