‘Kürtler diyor ki! Bizim dağlardan başka dostumuz yok. Bizde diyoruz ki sizin artık dağlar kadar güçlü dostlarınız var’. Bu günlerde sıkça duyduğumuz sözlerden bir tanesi. Bu konuda kimi tanınan sanatçı, ressam, yazar, gazeteci, film yapımcısı ve müzisyenler ortak videolu destek çalışmaları da yapmışlar. Dünya basınının birinci gündem ve haberleri Kürtler ve Kürdistan’dır. Her kesimden insanların bir şekilde Kürtlere ilişkin gündemleri var ve bu konuda ciddi çalışmalar içindedirler.

Türk devletinin Kürtlere soykırımı sadece Rojava’yla sınırlı değil. Kuzey Kürdistan’da bu soykırım ve inkar 96 yıldır şuanki cumhuriyet tarafından yapılıyor. Biz Kürtler bu soykırımları yeterince görünür kılamadık. Görünür kılamadığımız bu soykırımlar silsilesi kuzey Kürdistan’da halen de sürüyor. En son özyönetim ilanlarında bu soykırımı kuzey Kürdistan’ın bir bütününde yaşadık. Soykırımcı Türk devleti bedenlerimizi panzerlerin arkasına bağlayıp sokaklarda dolaştırdı, 55 yaşındaki Taybet İnan’ın cenazesini Silopi’de bir hafta sokak ortasın da bıraktı, Cizre’de Emine Çağırga 11 yaşında polislerce katledilen kızı Cemile Çağırga’yı buzdolabında saklamak zorunda kaldı. Bodrumlarda bedenlerimiz yanıcı maddelerle cayır cayır yakıldı. Gözlerini daha hayata yeni açmış onlarca Ceylanlar, Uğurlar bu soykırımcı Türk devleti tarafından katledildi.

Soykırımcı Türk devletinin Rojava’ya yönelik işgali ile birlikte tüm dünya da vicdan sahibi halklar alanlara çıkıp seslerini yükseltmeye başladı. Bu durum Kürtler için tarihsel bir momentin yakalandığı anlamına geliyor. Eğer biz Kürtler şuanki tarihsel sürece iyi yüklenip her alanda üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getirirsek geçmiş tüm katliamların hesaplarını sorma imkanlarını açığa çıkarabiliriz. Son 40 yılda Kürt Özgürlük Hareketinin ortaya çıkardığı bu devasa ilişkiler ve imkanlar bizim bunu başarabilecek pozisyona getirmiş durumdadır. Hiçbir Kürt’ün ‘ah edip vah etmesine’ gerek yoktur. Bizler özgürleşme mücadelesini yürütüyoruz. Bunun tüm argümanlarını da açığa çıkarmış durumdayız. Bu durumun açığa çıkarılması elbette kolay olmadı. Bu uğurda binlerce şehit verildi ve halende vermeye devam ediyoruz. Hem maddi hem de manevi olarak bedellerimiz ağır oldu ancak hakikat arayışı hiçbir dönemde bedelsiz olmamıştır. Tarihsel bütün devrimsel çıkışlar bu bedelleri vermiştir.

Kürdistan’ın dört bir yanında yıllardır süren özgürlük mücadeleleri bu bedellerden sonra varlığını ve tanınırlığını açığa çıkardı. Açığa çıkan ve halkların vicdanında kabul, sahiplenme görmüş olan bu durumu şimdi sonuç alıcı bir yola sokmakta gene bizim elimizdedir. Tamda bu noktada Rojava’ya yönelik bu soykırım işgalinden sonra Kürdistanlılar ve dostları şimdiye kadar yaptıkları eylemlerle uluslararası güçlerin Türk devletinin soykırımcı politikalarıyla arasına kimi mesafeler ortaya koymasına sebep olmuşsa da yeterli bir pratiği açığa çıkarmadı. Bu da yapılan eylem ve etkinliklerin sonuç alıcı olması için farklı yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini ifade eder.

Sonuç alıcı eylemlerin olması için de günlere yayılacak eylemlerin yapılması gerekiyor. Sadece bir kaç saatliğine yürüyüş, etkinlik ve eylem yapmak önemli olmasına rağmen politik olarak gereken etkinliği göstermiyor. Artık sadece Kürtlerin kendi renkleriyle eylem yapması yeterli olmuyor. Dünyanın dört bir yanında büyük kitleleri parlamentoların önüne yığmak, havaalanları, bahnhofları vb yerleri doldurup yaşamı durduracak noktalara getirmek gerekiyor. Demokratik eksenli eylem ve etkinlikleri her alanda yapmak gerekiyor.

Bu konuda özellikle yerli halklarla daha fazla ilişki kurup örgütlemek gerekiyor. Avukatları, doktorları, kadın kurumlarını, sendikaları ve siyasi aktörleri bir şekilde bu noktada daha aktif hale getirip harekete geçirmek gerekiyor. Bu devasa dayanışmaların pratik sonuçlar açığa çıkarması için eylem ve etkinlikleri kitleselliklerinin yanında onları sonuç alıcı bir duruma taşımak da bizim sorumluluğumuzdadır.

Amaralı’nın dediği gibi ‘Savaş ve Müzik iki ayrı şeydir. Fakat onları birleştiren çok ince bir çizgi vardır. Bu da RİTİM’dir. Çünkü ikisi de bilinçli olmayı, yürek, beyin ve kullanılan aracın birlikteliğini gerektirir.’ Bizim de bu RİTİM’i yakalamamız gerekiyor. Onun içindirki dar, geri, kapsayıcı olmayan, şüpheci, ikircikli, sonuç alıcı olmayan tavırlardan kesinlikle uzak durmak gerekiyor. Bire bir düşmanlık yapmayan herkese gitmek, onları pratik alanlara taşımak bu dönemin temel yaklaşımı olmalı. Parçalayıcı davranışları gösterenlere karşıda tutum sahibi olmak gerektiğine inanıyorum. Eğer bizler bu dönemin özgürlük ve sonuç alıcı çalışma, anlayış ve kapsayıcılığını yakalarsak özgürlüğe her zamankinden daha yakın olduğumuzu görmüş olacağız. Şimdi herkesin mücadele mevzilerinde gecesini gündüzüne katan bir özgürlük havarisi olmanın tam da zamanıdır.