• Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, yetkililerin diatom testi, DNA, kamera kayıtları ve telefon sinyallerine ilişkin soruları yanıtlanmasını isteyerek, “20 yılda sürse Rojin’imin hakkını bırakmayacağım, mücadeleme devam edeceğim” dedi.

 

Wan’da iki yıl önce katledilen üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizemettin Kabaiş, diatom testinin yapılmaması, kamera kayıtları ve telefon sinyallerine ilişkin soru işaretlerinin giderilmemesine tepki gösterdi.

Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili soruşturmada, Adli Tıp Kurumu raporunda göğüs ve vajina iç bölgesinde iki farklı erkeğe ait DNA tespit edildi. Aralarında üniversite ve yurt güvenlik görevlilerinin de bulunduğu 413 kişiden DNA örneği alınmasına rağmen, söz konusu DNA’ların kime ait olduğu henüz belirlenemedi.

Baba Nizamettin Kabaiş, iki yıldır verdiği hukuk mücadelesi ve soruşturma dosyasına dair MA’dan Rukiye Payiz Adıgüzel’e konuştu.

Diatom testi neden yapılmadı?

Kızının kesin ölüm nedeninin belirlenmesi açısından diatom testinin yapılmamasını ciddi bir eksiklik olarak değerlendiren baba Kabaiş, testin Rojin’in suda ne kadar süre kaldığı ve ölüm zamanına ilişkin önemli bilgiler ortaya çıkarabileceğini ifade etti. Nizamettin Kabaiş, “Diatom testi yapsalardı her şey belli olurdu” diyerek testin neden yapılmadığının açıklanmasını istedi.

Şüpheli beyaz araç

Baba Kabaiş, soruşturma kapsamında bazı kamera görüntülerinin silindiğini ve delillerin kaybolduğunu ifade etti. Rojin’in kaldığı yurt ile cenazesinin bulunduğu sahil arasındaki Bardakçı Mahallesi’nde görülen şüpheli beyaz araç ile Rojin ve oda arkadaşının telefonlarının aynı bölgedeki baz istasyonundan sinyal vermesine dikkat çekti.

Acıyı yaşatan vali çıktı

Soruşturmanın başında gözaltı yapılmamasını “eksiklik” olarak nitelendiren baba Kabaiş, “Yurttaki güvenlikçiler görevlerini yapmamış ve büyük bir suç işlemiş. Eğer orada iki kişi nöbet tutuyorsa, ikisi de suçlu.  Onların da şimdi gözaltında olması gerekirdi. Gülistan Doku’nun ailesine 6 yıl boyunca acı yaşattılar ve bu acıyı yaşatan vali çıktı.  Bizim de aynı şekilde. Bardakçı köyü üniversiteye yakın. Herkes o köydeki iki kişinin rektörün yeğeni olduğunu söylüyor. Bunların aydınlatılması lazım. Onlarda cezalarını çeksinler ki kafamız rahatlasın” ifadelerini kullandı.  

Rojin’in telefonu hâlâ açılmadı

Rojin’in bir türlü açılmayan telefonuna dair de konuşan baba Kabaiş, “Telefonu boşu boşuna Çin’e, İspanya’ya gönderdiler, açılmadı. Türkiye niye kendi imkanlarıyla açmıyor? Telefonu şimdi Mersin’e göndermişler. Orada bir şirket ‘biz açacağız, içindeki bilgiler silinmeyecek’ demiş. Orada başka telefonu açmayı deneyecekler. Eğer silinmezse, Rojin’inki de silinmez” diye belirtti. 

Bakan Gürlek neden sözünü tutmadı?

Verdikleri mücadele sayesinde dosyanın “intihar” denilerek kapatılmadığını dile getiren baba Kabaiş, “ Ne olursa olsun gerçeğin peşini bırakmayacağız” dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in kendilerine verdiği sözleri hatırlatan baba Kabaiş, “Verdiği sözlere inancımız geldi.  ‘Cihaz göndereceğim, ekip göndereceğim, baz sinyalini bulacaklar. Kimin telefonu sinyal veriyor, olay çözülecek’ dedi. İkinci olarak 2 bin 500 DNA’ya bakılacağını ve Rojin’in bedenindeki DNA’nın kime ait olduğunun tespit edileceğini söyledi. Üçüncü olarak, ‘Büyük bir heyet göndereceğim. Üniversitenin bütün kameralarına bakacaklar, nerelerde görüntüler silinmiş, kim görevini kötüye kullanmış aydınlanacak’ dedi. Sözlerinden 4’te birini bile yerine getirmedi. Bu dosyanın aydınlanması için sorularımızın cevaplarını bekliyoruz” tepkisinde bulundu. 

Dosya iki senedir karanlıkta

Rojin’in ölümünün intihar olarak değerlendirilerek dosyanın kapatılmasına karşı mücadele ettiklerini belirten Kabaiş, savcılık ve diğer yetkililerden soru işaretlerini giderecek somut yanıtlar beklediklerini söyledi. Nizamettin Kabaiş, “Bir can gitti, bir aileyi yok ettiler. ‘Kızımıza ne olmuş’ diyoruz, cevap alamıyoruz. Dosya iki senedir karanlıkta” diye konuştu.

20 yıl da sürse…

Kızının ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılmasını isteyen Nizamettin Kabaiş son olarak şunları ifade etti: “20 yılda sürse Rojin’imin hakkını bırakmayacağım, mücadeleme devam edeceğim.” AMED