Çatı Partisi tartışmalarına toplumun en dibine itilen ve kendi deyimleriyle ötekinin de ötekisi olan Romanlar da katıldı. Roman Kültürü Araştırma ve Dayanışma Derneği Başkanı Cemil Atmaca, "Biz ezilmişler, hepimiz kardeşiz. Ezilmiş ve horlanmışlar olarak bize de 'Gelin birleşelim, Blok oluşturalım, haklarımızı böyle talep edelim' diyorlarsa, biz o grubun içinde yer alırız" sözleriyle Çatı Partisi'ne desteğini açıkladı. Atmaca sorularımızı yanıtladı

Türkiye'de Roman olmak ne demek?

Türkiye'de Roman olmak camı, kapısı, tuvaleti ve suyu olmayan yazın sıcak, kışın soğuk barakalarda yaşamak zorunda olmak nedeniyle yürek ister. Bunu başaran tek millet Romanlar. O kadar eziliyor ve horlanıyoruz ki Türkiye'de aşağılanan kesimler tarafından bile aşağılanıyoruz. Başkası tarafından 'kıro' diye aşağılanan, bizi 'Çingene' diyerek aşağılıyor. Yıllardan beri üzerimize yapışan önyargı ve hurafeler var. Yok, şöyle yapmışlar, yok böyle yapmışlar, yok anasını kesmiş, yok babasını satmış gibi laflarla Romanlar yüzyıllardan beri hep böyle ezilmişliğe, horlanmışlığa, aşağılanmaya mahkum edildi.

Roman açılımı sonrası hayatınızda bir değişiklik oldu mu?

Bir açılım oldu, bir şeylerin değişeceği konusunda umutlandık. Roman mahalleleri yapılacak denildi, animasyonlar gösterildi ama bu evleri yapan TOKİ. Buna karşı Roman dernekleri olarak biz kendi yaşayabileceğimiz, çevremizle uyum sağlayabileceğimiz şartlarda projeler yaptık ve gerekli yerlere sunduk. Ama ne yazık ki olumlu bir cevap alamadık, umudumuz kırıldı. Bu nedenle Başbakan'ın orada çıkıp 'Roman vatandaşların evleri yapılacak dediğ'i vakit gururlandığımız süreç bitti. Çünkü 75 hanelik bir projeyi kabul etmeyen devlet ve hükümet, yüzlerce, binlerce romanı bünyesine hiçbir zaman kabul etmeyecek.

Bu kadar sorunlar yaşamalarına rağmen, Romanları siyasetin hiçbir kademesinde göremiyoruz. 75 hanelik bir projeyi devlete kabul ettiremeyen Romanlar, yaşadıkları sorunlara karşı kendi çözümlerini nasıl üretecek?

Tek başına yapamayız, desteklenmemiz lazım. Ekonomik olarak zor durumdayız, 5 milyon TL üyelik aidatını bile veremeyen insanlarımız var. Ayrıca toplumumuzda eğitim seviyesi de düşük. Bu durumda olan bir Romanı, siyasi hareketin içine almazlar. Ben bir tane bile Romanım diyen milletvekili görmedim, duymadım. Bırakalım milletvekilini, muhtarım diyen bir adam da görmedim. 38 bin Romanın yaşadığı Edirne'de bile muhtarından milletvekiline hiçbiri Roman değil. Bu yüzden de hep kaybediyoruz.

Son seçimlerde tıpkı Romanlar gibi, çok sayıda mağdur yapı ve kimlik bir araya gelip Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu'nu oluşturdu...
Türkiye'de sol güçlerin son seçimlerde büyük bir birlik oluşturduğunu takip ettim. Bağımsız bir aday çıktı, Sırrı Süreyya Önder. Çok güzel bir abi, gerçekten değerli birisi. Kendisiyle biraraya geldik. Oldukça olumlu izlenim edindik. Yardıma ihtiyacı olan bir arkadaşımız konusundaki taleplerimizi kırmayarak sıkıntısını aşması konusunda gerekli yolları gösterdi. Bu nedenle ben de seçimlerde kendisini destekledim. Bizim sorunumuz kentsel dönüşüm. Evlerimizi niye yıkıyorlar, asimile etmek için. Devletin istediği şey bu. Kağıthane'de Roman kalmasın. 500 bin nüfusa sahip Kağıthane'de 70 tane Romanı sen içinde barındıramıyorsan o zaman ben senin sağcı mı, solcu mu yoksa Hitler mi olduğunu tartışırım. Bunu tartışmaya da hakkım var. Devletten istediğimiz sadece buyken, bize bunu vermiyorsa, Güneydoğu'daki o Kürtlerin taleplerini nasıl karşılayacak. O Kürtler demeyecek mi, sen orada 70 tane Romanın sorununu çözmedin, ben senden Özerklik istiyorum, Kürtçe eğitim istiyorum dediği zaman sen onun altından nasıl çıkacaksın. Onlar bizim insan gibi yaşamamızı istemediler. Onların tek dediği biz çevreyi güzelleştireceğiz, kenti güzelleştireceğiz. Ee kenti güzelleştirirken benim gibi daha sosyal güvencesi olmayan insanı nasıl güzelleştireceksin?

Bir yandan CHP gibi devlet partilerinin yanında yer almalarına, diğer yandan asimile edilmelerine karşın Romanlar, diğer mağdur kesimlerle birlikte haklarını arayabilirler mi?
Şimdi biz hükümetin öz evlatları değiliz, devletin öz evlatlarıyız. Devletin öz evladıyız dememize rağmen bu kadar eziliyor, horlanıyoruz, aşağılanıyor ve küçük görülüyorsak ne konumda olduğumuzu da biliyoruz. Şimdi böyle bir talep gelirse ben gelirim, çünkü sorunlarım var. Sorunlarımızı dinleyeceklerse, sorunlarımıza çözüm bulacaklarsa giderim. Ezilmiş ve horlanmışlar olarak Kürtler olsun, Lazlar, Çerkesler, Ermeniler bize de gelin birleşelim, Blok oluşturalım haklarımızı böyle talep edelim diyorlarsa biz o grubun içinde yer alırız. Çünkü sesimizi duyuramıyoruz, ama artık duyurmak zorundayız. Nasıl yaşayacağıma kendim karar vermek istiyorum. Bizim işsizlik, açlık sorunları olan Kürtlerle bir sorunumuz yok ki. İnsanlar 3 bin km yol kat edip buralarda neden gelip, benimle kağıt topluyor? Demek ki o da aç, orada da iş yok, sefillik var. Bunu görmek gerek.

Romanlar, Çatı Partisi'nin içinde yer alır mı?
Biz ezilmişler, hepimiz kardeşiz. Onlar da benim gibi çöpten kağıt topluyor, barakada yaşıyor. Yani o insanların sorunu bizim sorunumuz. Fakat toprak istiyorum, vatan istiyorum, bayrak istiyorum gibi başka farklı talepleri varsa da o devletin sorunu, bizim sorunumuz değil. Biz diğer sosyal sorunlarda onları destekliyoruz, desteklemek zorundayız. Çünkü biz de onlar gibi mağduriyet yaşıyoruz.


ÖMER ÇELİK - DİHA/İSTANBUL