Mağdur olanlar kendilerini Anarşist olarak mı, Komünist olarak mı veya Sosyal Demokrat olarak mı tanımlıyorlar, faşizme karşı, feminist, enternasyonalist veya sendikal mücadeleden dolayı mı kriminalize ediliyorlar; bunlar bizim için farketmiyor. Bizler dayanışma içinde Sol Hareketin yanında duruyoruz.

NİHAL BAYRAM / MAİNZ

Almanya genelinde birçok sol ve demokrat çevre var. Kimileri toplumsal çalışmalarda yerini alıyor, kimileri ise siyasi etkinlik ve eylemler düzenliyor. Bir diğer kısım da devlet mağduru olanlara, siyasi kovuşturma yaşayanlara desteğini sunuyor. Fakat Almanya genelinde her ne kadar farklı mücadele alanları olsa de devletin resmi daireleri tarafında kısıtlamalar ve yasaklamalar yaşanıyor. Almanya’da bir çok baskıcı rejim gibi kendi ülkesi içerisinde muhalif güçleri kabul etmiyor. Devlet bu konuda kimi kurum ve örgütleri hedef alarak, bu yapıları basın ve kamuoyu nezdinde kötüleme ve kriminalize etme girişimleri ile susturmaya çalışıyor.

Hedef alınan kurumlardan birisi Kızıl Yardım (Rote Hilfe e.V.). Alman devletinin bu yardım kurumuna yönelik baskılarını Rote Hilfe Federal Merkez Üyesi Henning v. Stoltzenberg ile konuştuk.

   

Rote Hilfe’nin ne tür çalışmaları var, hedefleri nedir?

Kızıl Yardım (Rote Hilfe) sol bir koruma ve dayanışma örgütüdür. Ve Almanya genelinde yaklaşık 50 yerel şubesi vardır. Siyasi görüşlerinden ötürü devlet tarafından baskı uygulanan, tutuklanan, hakkında suç duyurusu yapılan veya hapis cezası verilen sosyal hareketlerin aktivistlerine hukuki destek veriyoruz. Davranış ve hareket önerileri sunuyoruz. Dayanışma içinde olan avukatlara aracı oluyoruz. Avukat ve mahkeme masrafların bir kısmına üstlenerek maddi açından yardım sunuyoruz. Kamuoyu çalışması veya mitingler yaparak Sol’a karşı uygulanan baskıları gündemleştiriyoruz.

Mağdur olanlar kendilerini Anarşist olarak mı, Komünist olarak mı veya Sosyal Demokrat olarak mı tanımlıyorlar; Faşizme karşı, feminist, enternasyonalist veya sendikal mücadeleden dolayı mı kriminalize ediliyorlar; bunlar bizim için farketmiyor. Bizler dayanışma içinde Sol Hareketin yanında duruyoruz. Bizim çalışmamızın  diğer bir merkezi bakış açısı ise yeni polis yasası ile yasaların daha da sertleşmeleri, bayrak ve sembol yasağını daha da genişleterek Kürt Halkına ve Kürdistan dayanışma içerisinde olan Sol’a karşı genişletilmiş kovuşturmalardır. Hedeflerimiz Sol siyasete karşı devlet baskılarının sona ermesi, Federal Almanya’da ve tüm dünyada siyasi tutsakların serbest bırakılmalarını sağlamaktır.

Rote Hilfe hangi tarihte ve hangi ihtiyaç üzerine kuruldu?

Rote Hilfe 1975 yılında kuruldu. 70’li yılların yeni sosyal hareketlerine yönelik devletin aşırı baskı uygulamalarına karşı kuruluşumuz gerçekleşti. Düzenlenen gösteriler ardından baskı gören insanlara yardım, şehir gerillalarının sempatizanları veya üyelerine karşı açılan sayısız davalar, bu tutuklulara karşı tecrit işkencesi, komünist veya diğer muhalif gruplara üye olan insanlara karşı geniş kapsamlı meslek yasağı gibi konularle ilgili mücadele yürütebilmek amacıyla böyle bir örgütlenmeye gidildi.

80’li yıllardan sonra yerel dayanışma grupları bize katılım sağladılar ve Rote Hilfe’ye üye olanlar daha geniş bir çeşitlilik yaratıp, daha geniş taleplerle mücadele etmeye başladı.

1920’lerde ve 1930’larda işçi hareketinin yakınlarına hukuksal yardım ve tutuklulara destek örgütleyerek kamuoyu çalışmaları ile yasaların sertleştirilmelerine karşı, siyasi tutsaklara af için çalışan Weimar Cumhuriyetinin Rote Hilfe’sinden (Kızıl Yardımından) esinlenerek bu isim alındı. O yılların Rote Hilfe’si Mart 1933’de Naziler tarafından yasaklandı ve bu yasağında ardından çalışmalarına bir kaç yıl yeraltında devam etti.

   

Rote Hilfe’nin kaç üyesi var?

Almanya genelinde toplam 9 bin 700 üye var ve gün geçtikçe daha da artmakta. Bu büyümenin nedeni ise daha da artan dayanışma dalgasıdır. Bizim aramızda Sol Parti’den tanınmış isimler var. Örneğin Federal Parlamento Milletvekili Ulla Jelpke ve Kathrin Vogler, Alman Komünist Partisi DKP’nin başkanı Patrik Köbele. Yeşiller Partisi ve Sosyal Demokrat Parti-SPD Gençliği Jusos’dan da üyelerimiz var. Geçmişte sağcılar tarafından tanınmış Rote Hilfe üyesi  siyasi şahsiyetlere karşı çok kez düşmanlıklar yapıldı. Bunun yanında sendikalardan, sivil toplum kuruluşlardan çok sayıda ünlüler, müzisyenler, sanatçılar ve avukatlar bizim dayanışma örgütümüze üyeler.

Alman Hükümeti Horst Seehofer üzerinden Rote Hilfe’yi yasaklamak istiyor. Seehofer böylesi bir yasağı neden dayatıyor?

İçişleri Bakanı Seehofer güvenlik ve gözetim devletini hedefleyen ve vatandaşın temel haklarını gün geçtikçe daha da kısıtlayıp yok eden bir siyasetin en önemli temsilcilerinden biridir. Bunu en belirgin örnekleri ise; ilerici Türk ve Kürt siyasetçilerine karşı ‘Teröre’ karşı 129b maddesi gereği uygulanan davalarda veya saçma iddialardan dolayı hapis cezaları alan G20 aktivistlerin kriminalize edilmeleri.

Rote Hilfe, bu gibi uygulamalara karşı protesto eylem ve etkinlikleri düzenliyor ve mağdurların yanlarında yerini alıyor. Ve Rote Hilfe temel hak ihlallerini, polis şiddetini ve siyasi olan mahkeme kararlarını kamuoyuna aktararak güvenlik makamlarını huzursuz etmektedir. Yıllardır sağcı siyasetçiler basın üzerinden Rote Hilfe’ye karşı düzenli olarak saldırı ve karalama kampanyaları yürütüyor. Ve en son Nisan ayında CDU’lu İçişleri Bakanı Armin Schuster resmi yoldan Rote Hilfe’nin yasaklanmasını talep etti. Yasaklamanın nedenleri kesinlikle yanıltıcıdır ve hiç bir şekilde bir yasak için gerekçe oluşturmuyor. Bu iftira içerisinde Rote Hilfe ’suçlulara’ destek vermek ile itham ediliyor.

Özellikle G20 karşıtlarına yardım ettiğimiz ortaya koyulmaktadır. 2017 yılında Hamburg kentinde gerçekleşen G20 buluşmasına karşı olan  protestolar, iki yıldır devletin baskılarının gerekçesi olarak gösteriliyor. Bu demokratik hakların yok edilmeleri ise yasal hukukta sertleşmeler, toplanma yasağı olarak karşımıza çıkıyor. Temel hak kısıtlamaları, olay yerinde kullanılan aşırı polis şiddeti, açık şekilde siyasi hedefli davalar, sanal üzerinden muhtemelen ortak olanlara karşı teşhir direği (Online-Pranger) ve Ağustos 2017 tarihinde linksunten.indymedia.org isimli sanal platformun yasaklanması şeklinde yürütülmektedir.

Ve Rote Hilfe’nin yasaklanma tehditleri şu gerekçelere bağlanılmak isteniyor: “Kurumumuz tarafından G20’ye ilişkin uygulanan baskılara yönelik basın çalışmaları yapılmıştır.” Kurumumuz tarafından tutuklananlara avukat ayarlanarak ve masrafları karşılanarak bu tutuklulara destek sunulmuştur. Çünkü bizler devleti rahatsız eden bir kurumuz. Ve hukuki bir alt yapısı olmayan bu yasak gülünçtür. İçişleri Bakanlığı, bilgi kaynaklarından dayanmayan böylesi bir yasak planlanıyor. Fakat Hükümet partileri tarafından veya İçişleri Bakanlığı tarafından konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapılmıyor. SPD konuya ilişkin suskunluğunu korurken SPD’nin gençlik örgütü Jusos açıkça yasaklama girişimine karşı resmi tutum belirlemiştir. Ve bunun yanında diğer ilerici örgütler ve sol partiler tarafından da sürekli dayanışma açıklamaları alıyoruz.

Örneğin Sol gençlik solid veya Sol Partinin Üniversite kurumu DIE LINKE.SDS dayanışma beyanları açıkladılar. Sol Partinin Kuzey Rhein Westfalya eyalet birimi ve diğer kurumlar da bizim yanımızda yerlerini aldılar. Federal Parlamento MV Ulla Jelpke Federal Parlamentoda Sol Partinin İçişlerinden sorumlu Fraksiyon sözcüsü olarak yıllardır bizim çalışmalarımızı destekliyor ve bizimle beraber çalışıyor. Kurumumuzun yayın organı Rote Hilfe Zeitung’a makale yazarak, Antifa Hareketine ve Kürt Özgürlük Hareketine karşı uygulanan kriminalizasyon ve baskılarına karşı kamuoyu ile görüşlerini paylaşıyor. Bizler ayrıca Azadi e.V. gibi, Müdahaleci Sol (Interventionistischen Linke) gibi Parlamento dışı gruplar tarafından dayanışma kazanıyoruz.

Rote Hilfe yasaklama girişimlerine karşı ne tür adımlar attınız?

İçişleri bakanlığı tarafından kriminalize edilme denemelerine karşı sert bir şekilde karşı çıkıyor ve kendimizi savunuyoruz. Konuya ilişkin aşırı kamuoyu çalışmaları yürütüyoruz ve  sokaklara çıkıyoruz. Ve medya tarafından haberleştirilen eylemlerimiz olumlu şekilde sunuluyor. Bu haberlerde Rote Hilfe’nin önemli çalışmalarına ve suçlamaların asılsız olmasına dikkat çekiyor. Konuyu yargıya taşımaya da hazırız. Geçmiş yıllarda da baskı uygulamalara ve devlet tarafından ortaya atılan suçlamalara karşı yasal yoldan kendimizi savunmuş ve başarılı olmuştuk. Bremen Eyaleti’nin istihbarat örgütü raporundaki ‘şiddete eğilimli’ olduğumuz  belirlemesine karşı başlattığımız hukuki çalışma sürüyor.

Rote Hilfe bu konuda son çevreler ve özellikle de Kürtlerden nasıl bir dayanışma bekliyor?

Çeşitli sol çevreler tarafından sunulan bu destek ve sempati beyanları bizleri çok sevindiriyor. Sadece basın çalışması ile yürüyüşlerde Rote Hilfe’ye destek verme, yoğun üyelik kazanımları ile yeterince baskı uygulanabilinir ve bu yasaklama tehditlerini boşa çıkarabilir. Yıllardır PKK yasağına karşı açıklamalarımız, Kürt aktivistlerin kriminalize edilmelerine karşı Alman-Türk baskı organların ortak çalışmalarına karşı açıklamalarımız, Kürt Solu için de geçerlidir.

Rote Hilfe ile dayanışma içerisinde olan  Kürtler üye olurlarsa, İçişleri Bakanlığı’nın saldırılarına karşı etkinlikler ve yürüyüşler Kürt medyasında yer edinirse, bu önemli mücadele adımları oluşturulacaktır.

İlerici güçlerin desteğine ihtiyacımız vardır.  Sendika birimleri veya siyasi örgütlerin dayanışma beyanları ve üye olma çağrıları olursa pozisyonumuzu güçlendirecektir.

Çağrım: Beraberce devlet baskılarına karşı-Rote Hilfe’yi yaratın!