
Fransa’da istatistiklere göre günde 3 kadın cinayeti işleniyor. Bu cinayetlerin arka planında ya aile içi şiddet ya da cinsel taciz ve tecavüz durumu söz konusu. Bu tabloya travmalar, intiharlar, sokakta yaşam vb. eşlik ediyor. Fransa’da yaşanan bu gerçeklik bazı olaylarla daha görünür hale geliyor. Laëtitia’nın ölümü de böylesi bir arka plana sahip!
Laëtitia Parrais 18 yaşındaydı. Annesi o daha küçükken öldü. Baba bakamaz durumda olduğu için -Fransa’da 1945’ten bu yana uygulamada olan koruyucu aile edindirme kapsamında- son 5 yıldır Fransa’nın Pernic kentinde koruyucu aile yanında yaşıyordu. Arkadaşlarıyla eğlenmeye gittiği kafeteryadan gece dönerken 2011 yılında öldürüldü.
Laëtitia’nın ölümü o dönem Fransız medyasında geniş yer buldu. Uzun süre polis, Laëtitia’nın hem katilini hem de cesedini aradı. 63 yaşındaki Gilles Patron, koruyucu aile babasıydı. Patron’un başlatmış olduğu kampanya Elysee kapısına kadar dayandı. Dönemin Cumhurbaşkanı Sarkozy, Patron’u kabul ederek Laëtitia için adaletin yerine geleceği sözünü dahi verdi.
Adli Tıp: Sistematik işkenceye uğradı
Bir süre sonra bölgede bulunduğu tespit edilen daha önce sabıkası bulunan Tony Meilhon gözaltına alındı. Meilhon’un itiraflarının ardından Laëtitia’nın cesedi bulundu. Adli-tıp işlemlerinde ise bir başka gerçek ortaya çıkmıştı. Laëtitia’nın bedeninde sistematik işkence, tecavüz dahil her türlü insanlık dışı muamelenin izleri vardı. Polis, hem koruyucu aileyi, hem Laëtitia’nın gerçek babasını hem de çevresinde bulunanları, koruyucu aileyle bağlantılı sosyal servis görevlilerini sorgulamaya devam ediyordu.
Elza soruşturmanın seyrini değiştirdi
O sırada Paris sokaklarında yaşamaya başlayan Elza isimli genç kadın, polise giderek ifade verecek cesareti bulabilmişti. Laëtitia’dan tam 7 yıl önce aynı evde kalan Elza, şunları anlatmıştı: “Paris’te son dört yılımı sokakta geçirdim. Metrolarda, garlarda uyudum. Laëtitia’nın ölüm haberini ve Gilles Patron’un Sarkozy ile görüşmesinin fotoğrafını metroda ücretsiz dağıtılan gazetelerden gördüm. Neler yaşandığını tahmin edebiliyordum. Polise gitmem gerektiğini biliyordum ama benim için çok zordu.”
Elza’nın sonunda polise ulaşması, soruşturmanın seyrini bambaşka bir yöne çevirmişti. Laëtitia, gittiği kafe dönüşü bir psikopat olan Tony Meilhon tarafından öldürülmüştü. Ama otopsi raporuna yansıyan işkence ve tecavüz Meilhon tarafından gerçekleştirilmemişti.
50 kadın ve erkek sorgulandı
Elza’nın ifadeleri Fransa’yı başka bir şoka uyandırdı. “Patron, evinde kalan çocuklara tecavüz ediyor. Benim kaldığım dönem, bunu dört çocuğa yaptığını biliyorum” diyen Elza’nın ifadesi ardından polis, 63 yaşındaki Patron’un evinde o güne kadar kaldığını belgelediği 50’nin üzerinde kadın ve erkeği sorguladı. Bazıları cinsel tacize, birkaçı tecavüze uğramış, üç intihar vakası yaşanmış, birçoğunun hayatı yaşananlardan kaynaklı bir daha eskisi gibi olamamış.
Koruyucu baba figürü yerle bir oldu
Yapılan sorguların ardından Patron, Laëtitia ve şikayetçi olan diğer kadın ve erkekler nedeniyle tecavüz ve tacizden tutuklanıp yargılanmaya başlandı. Fransa şoktaydı; çünkü daha iki hafta önce Cumhurbaşkanı önüne geçip, “kızımın katilini istiyorum” diyen ve ülkeyi ağlatan bir koruyucu baba figürü yerle bir oluyordu.
‘Hayatımın en karanlık dönemi’
“Halen kapı gıcırtısını duyduğumda gövdem yerinden oynuyor” diyen Elza, ‘koruyucu baba’ Patron’un evindeki yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “14 yaşında onların evine gitmiştim. Benim kaldığım dönem toplam 6 çocuk belli bir süre o evde kaldı. Kendilerinin de iki çocuğu vardı. Eşi her şeyin farkındaydı. Ona da şiddet uyguluyordu. O dönem hayatımın en karanlık dönemiydi. Hem tanıklık ettiklerim hem de yaşadıklarımdan sonra hayat bana daha zor geldi. Sosyal kurum, eğitimim için beni o bölgeden alıp başka bir bölgeye gönderdi. 18 yaşımı doldurduktan sonra okuldan ayrılıp Paris’e geldim. Önce bir kafede servis yaptım. Ardından kafamı işe veremediğim için işsiz kaldım. Bir süre sonra kaldığım odanın parasını veremez hale gelince sokaklarda yaşamaya başladım. Koruyucu aile evinde yaşadıklarıma bu kez sokaklarda yaşadıklarım eklendi.”
Laëtitia’ın tek katili Meilhon değil
Elza sokakta yaşayanlarla ilgili psikolojik destek sunan ve onu bulan sosyal kurumdan son bir yıldır belli periyotlarda destek almaya çalışıyor. Paris’e ilk geldiği 6 ay boyunca yaşadıklarını anlatmakta zorlanmış. Halen sokakta yaşıyor. Her gün cinsel şiddet riskiyle karşı karşıya. Geçmişe göre daha fazla kendini korumayı öğrendiğini ifade eden Elza, kendisi gibi koruyucu ailelerde büyümüş olan büyük çoğunluğun hayatlarının incelenmesi gerektiğine inanıyor. Çocuklarına bakamayacak insanların çocuk yapmaması gerektiğini söyleyen Elza, “Laëtitia’yı öldürenin Meilhon’un değil, koruyucu aile babası Patron, her şey karşısında susan eşi ve sosyal kurum görevlileri” olduğunu ifade diyor.
Hâlâ kapı sesine tahammülüm yok!
“Geleceğe dair hiçbir hayal kuramıyorum. Sokakta yanımdan geçen kadınlara ‘bu da benim yaşadıklarımı yaşamış mıdır’ diye her defasında bakıyorum. Halen kapı seslerine tahammül edemiyorum. Bir gün evim olursa, iç kapıların tamamını çıkarırım sanırım. Kapı sesi beni çocukluğumdaki yaşanmışlıklara götürüyor” diyen Elza, hayata dair planlar yapmak için çok fazla seçeneğe de sahip değil.
Sokaklarda yüzlerce kadın var
Devletin ona verdiği 517 Euro ile sokaklarda yaşıyor. Evsizlere psikolojik destek sunan merkezin Elza ile ilgilenen görevlisi, “Elza gibi sokaklarda yaşayan yüzlerce kadın var. Her birinin geçmişinde ya aile içi bir durum ya da çevreden birinin tecavüz ve tacizi söz konusu. Yaşadıkları travma ile geçmişlerinden kopma çabasındayken, sokakta buluyorlar kendilerini” ifadelerini kullanıyor.
Başta Paris olmak üzere, Fransa’nın bütün kentlerinde sokaklarda yaşayan binlerce kadın, hem geçmişlerinin ağırlığını hem de günlük olarak yaşadıkları tecavüz ve tacizin ağırlığını taşıyor. Birinin kapı gıcırtısına, diğerinin duvarlara, bir diğerinin banyoya tahammülü yok. Liste uzayıp gidiyor.
YARIN: Almanya’da kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet ve çözüm yolları