- Ankara Bildirisi, NATO'yu Rusya ile sonsuz bir savaşa mahkum ediyor. Zira üye ülkeler, Ukrayna'ya 70 milyar euro askeri destek vermeyi ve bunu 2027'de de sürdürmeyi taahhüt etti. Bu durum, bir ateşkes sağlansa dahi NATO'nun Ukrayna'yı silahlandırmaya devam edeceğini gösteriyor.
- NATO, Trump'ın ikinci döneminde benimsediği yeni "yıpratma savaşı" stratejisiyle Rusya'nın kapsamlı ulusal gücünü aşındırmayı, aynı zamanda yapay zeka destekli yeni silah sistemlerini savaş alanında test etmek için daha fazla zaman kazanmayı hedefliyor.
Andrew Korybko*
NATO üyelerinin bu yılın geri kalanı ile gelecek yıl için toplam 140 milyar euroluk askeri destek taahhüdünde bulunması, Rusya'nın Donbass'ın tamamını kontrol altına almasının bile çatışmaları sona erdirmeyeceği anlamına geliyor. Çünkü Moskova, artık, NATO'nun olası bir ateşkesi Ukrayna'yı yeniden silahlandırmak için değerlendireceğine ve Kiev'in daha sonra çatışmaları yeniden başlatacağına kesin gözüyle bakıyor.
Son NATO Zirvesi'nin ardından yayımlanan Ankara Bildirisi, ittifakı Rusya'yla sonsuz savaş politikasına mahkum ediyor. Bu sonuca varmanın nedeni, üye ülkelerin "Ukrayna'ya 70 milyar euro tutarında askeri teçhizat, yardım ve eğitim sağlayacaklarını" ve "2027 yılında da en az aynı düzeyde desteği sürdüreceklerini" taahhüt etmeleri. Bu da NATO'nun ateşkes ilan edilse bile Ukrayna'yı silahlandırmaya devam edeceği anlamına geliyor. Böyle bir durumda Rusya'nın da, gönderilecek yeni silahları kullanılmadan önce imha edebilmek için savaşı sürdürmek istemesi kaçınılmaz hale geliyor.
Çünkü Moskova'nın "özel askeri operasyon" olarak adlandırdığı harekatın temel hedeflerinden biri, Ukrayna'yı demilitarize etmekti. NATO'nun ülkeye büyük çaplı askeri destek sağlamayı sürdürmesi hâlinde bu hedefin gerçekleşmesi mümkün görünmüyor. Putin başta olmak üzere Rus yetkililer de uzun süredir ateşkese karşı çıkmalarının gerekçesini aynı şekilde açıklıyor: Çatışmalara verilecek ara, Ukrayna'ya yeniden silahlanma ve savaşa hazırlanma fırsatı sağlayacak. Bu koşullarda ateşkesi kabul etmek Kremlin açısından bir prestij kaybı olarak görülebilir. Bu nedenle Putin'in böyle bir seçeneğe sıcak bakması beklenmiyor.
Ukrayna’ya askeri destek!
2022 ilkbaharında hazırlanan ve daha sonra sızdırılan barış taslağı ise Putin'in başlangıçta nasıl bir çözüm öngördüğünü ortaya koyuyordu. İngiltere'nin (ve çoğu gözlemcinin gözden kaçırdığı üzere Polonya'nın da) devreye girerek akamete uğrattığı bu taslak, Ukrayna ordusunun personel sayısına ve kullanabileceği askeri teçhizata katı sınırlamalar getirilmesini öngörüyordu. Ancak dönemin İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın, savaşa devam ettiği takdirde askeri desteğin süreceği yönündeki güvencesi Zelenski'i cesaretlendirdi. Polonya'nın da Ukrayna'ya yönelik vazgeçilmez lojistik rolünü sürdürmesiyle Kiev barış sürecinden çekildi.
Bu durumda Ukrayna'nın demilitarize edilmesi ancak üç yoldan biriyle mümkün olabilir:
1. ABD'nin Kiev'i söz konusu sınırlamaları kabul etmeye zorlaması,
2. Rusya'nın sahadaki ilerleyişinin Ukrayna yönetimini geri adım atmaya mecbur bırakması
3. Ya da Rusya'nın NATO'nun 2028'e kadar göndereceği yeni askeri ekipmanı savaş alanında imha etmeyi sürdürmesi.
İlk seçenek, Trump'ın "Anchorage Ruhu" olarak anılan yaklaşımdan (Ağustos 2025'te Alaska'nın Anchorage kentinde yapılan Trump-Putin zirvesinde oluştuğu öne sürülen, ancak resmi bir anlaşmaya dayanmayan ABD-Rusya mutabakatı anlayışından) geri adım atmasının ardından artık gerçekçi görünmüyor. İkinci seçeneğin gerçekleşeceği ise kesin değil. Üçüncü seçenek ise "bitmeyen bir savaş" demek.
Onlarca yıl sürecek "yeni bir savaş”
NATO'nun istediği de tam olarak bu. İttifak, Trump'ın ikinci döneminde benimsediği yeni "yıpratma savaşı" stratejisiyle Rusya'nın kapsamlı ulusal gücünü aşındırmayı, aynı zamanda yapay zeka destekli yeni silah sistemlerini savaş alanında test etmek için daha fazla zaman kazanmayı hedefliyor. Eski üst düzey Rus istihbarat yetkilisi Andrey Bezrukov da yaz başında yaptığı değerlendirmede ülkesinin onlarca yıl sürebilecek "yeni bir savaşın" içine sürüklendiğini söyledi ve Starlink'in Ukrayna'ya Rusya'nın derinliklerine hassas saldırılar düzenleme imkânı sağlamasına hazırlıksız yakalandıklarını açıkça kabul etti.
Scott Ritter (eski bir Amerikan istihbaratçısı) ise NATO'nun savunma harcamalarını mevcut hızla artırmayı sürdürmesinin, bu politikaları savunan siyasi partiler ile siyasetçilerin ekonomik ve siyasi çöküşüne yol açacağını savunuyor. Ancak bu değerlendirme fazla iyimser. NATO'nun Ukrayna üzerinden Rusya'ya karşı yürüttüğü yıpratma savaşının maliyetleri kuşkusuz giderek artacak. Fakat aynı süreç Rusya açısından da ciddi ekonomik ve askeri maliyetler doğuracak.
Beklenmedik bir siyasi uzlaşma ortaya çıkmadığı sürece, bu bitmeyen savaşın sona ermesinin en gerçekçi yolu, söz konusu maliyetlerin Ukrayna açısından taşınamaz hâle gelmesi ve Kiev'in sonunda Rusya'nın demilitarizasyon taleplerini kabul etmesi olarak görülüyor. Böylece Putin de prestij kaybına uğramadan çatışmayı sonlandırabilecek. Ukrayna'nın derinleşen zorunlu askerlik krizi ile demografik krizinin sonunda belirleyici etken olabileceği değerlendiriliyor. Ancak bunun kısa vadede gerçekleşmesi beklenmediği için, tüm tarafların uzun süre devam edebilecek bir çatışmaya hazırlıklı olması gerektiği belirtiliyor.
* Andrew Korybko, Moskova'da yaşayan Amerikalı bir siyaset analisti olarak küresel sistemin çok kutuplu bir yapıya geçiş süreci üzerine çalışmaktadır.
Kaynak: Pressenza International Press Agency