Dünyada kadına yönelik şiddete dair caydırıcı yasaların olmadığı ülkelerin başında gelen Rusya’da her yıl 8 bin 300’ü aşkın kadın, partnerleri tarafından katlediliyor.

Geçtiğimiz hafta tanınmış bir tarihçi olan Oleg Sokolov’un bir üniversite öğrencisini öldürerek, cesedini parçalamasıyla gündeme gelen Rusya’da kadına yönelik şiddet, ülkenin en önemli sorunlarının başında geliyor. 145 milyonu aşkın nüfuslu ülkede yapılan araştırmalar, en az 16 milyon kadının şiddete maruz kaldığını gösteriyor.

Yılda 8 bin 300’den fazla

1993 yılında kurulan ve ülkenin kadınlara yardım amacıyla kurulan ilk derneği olan Anna Merkezi’ne göre, her 63 dakikada bir kadın partnerlerinin fail olduğu cinayetlere kurban gidiyor. Bu ise yılda 8 bin 300’ü aşkın kadının katledildiği anlamına geliyor.

Kadın değil aile korunuyor

Rusya’da kadına yönelik şiddetin yoğun olmasında ‘aileyi koruma’ refleksi yatıyor. 1991’de SSCB’nin çökmesi ardından kadınlara ve genel anlamda topluma sağlanan ekonomik ve sosyal hakların birdenbire kesilmesiyle ciddi ekonomik sorunlar yaşanmıştı.

Alkol kullanımının yaygın olmasının da kadına yönelik şiddetin yaygınlaşmasında payının olduğu biliniyor. Ancak ülkede kadınları korumayı amaçlayan yasal düzenlemeler çok zayıf. En son daha önce var olan ve kısmen de caydırıcı olan yasa, 2017 yılında yürürlükten kaldırıldı ve aile içi şiddet sadece idari uyarı cezası kapsamında ele alınır oldu.

Hukuki boşluk öldürüyor

Temmuz ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’de görülen davada, Rusya’nın Valeria Volodina adlı bir kadına 20 bin Euro tazminat ödenmesine hükmedilmişti. Eşinin şiddetine maruz kalan Volodina, Rus devlet otoritelerinin kendisini yeterince koruyamadığı gerekçesiyle dava açmıştı.

AİHM’in kararında, hukuki boşluklar ve kadınlara korumaya dönük politikaların olmayışının kadına yönelik şiddet ve katliam sorununu çözmekte sistemin yetersiz kalmasının en temel nedenlerinden olduğuna dikkat çekilmişti.

 

ANF/MOSKOVA