
‘Kış geldi, ne yapacağız’
Konteyner kentte yaşayan Halime Kaçmaz adındaki kadın depremzede, depremin üzerinden 2 yıl geçmesine rağmen sorunlarının verilen sözlere rağmen çözülmediğini söyledi. Deprem sonrasında sorunların en büyüğünü kadın ve çocukların yaşadığını dile getiren Kaçmaz, “Deprem öncesinde ve sonrasında da yaşama dair sorunların en büyüğünü biz ve çocuklarımız yaşadık. Kadınlar olarak büyük sorunlar yaşıyoruz. Evde sürekli kadınlar kaldığı için tüm sorunlarla da boğuşuyoruz. Kış ayları geldi. Artık ne yapacağımızı bilmiyoruz. Evimizi nasıl ısıtacağız, aşımızı nasıl yapacağız? Çocuklarımıza nasıl bakacağız? Sesimizi duymayan kalmadı ama derdimize çare olacak hiçbir yetkili de bulamıyoruz” diyerek, yetkililerin duyarsızlığına tepki gösterdi.
‘Mültecilerden beter durumdayız’
Konteyner kentte yaşayan Lalihan Çiçek adındaki depremzede ise, kadın olmanın zorluğunu her yerde olduğu gibi deprem süresi ve sonrasında da yaşadıklarını dile getirdi. Depremin tüm cefasını kadınların çektiğini ifade eden Çiçek, şunları dile getirdi: “Biz kadınlar olarak yaşamın her alanında olduğu gibi deprem süresi ve sonrasında hep ezildik. Evin tüm yükü, ısınması, temizliği, yemeği, çocuğun bakımı, hepsi kadının üzerinden dönüyor. Depremde kaldığımız evler yıkıldı. Dışarıda kimsesiz kaldık. Bizi getirip mültecilerden daha beter bir halde bu iki adımlık konteynırlara yerleştirdiler ve iki yıl boyunca 10 metrekarelik konteynırlarda yaşamamızı istediler. Mecbur olduğumuz için bunu yaptık. Gidecek hiçbir yerimizin olmadığını bildikleri halde, şimdi bu 10 metrekarelik konteynır alanını da bizden almaya çalışıyorlar.”
‘Kadın hastalıkları artıyor’
Konteyner kentte yaşayan ve açlık grevinde olan Cemile Akbaba da, konteyner kentte yaşayan kadınların büyük bir çaresizlik içinde olduğunu söyledi. Kötü koşullarda iki yıldır yaşam mücadelesi verdiklerini belirten Akbaba, “İki yıldır bu küçücük yerlerde temiz yaşamaya, sağlımızı korumaya çalışıyoruz, ama olmuyor. Çünkü ne kadar temizlesen de konteynırlar kokuyor. Su kaçırıyor. Dar bir alanda 7-8 kişi kalıyor. Haliyle sağlıklı bir ortamımız yok. Kadınlar sürekli konteynırlarda kalmak zorunda olmaktan kaynaklı sağlık anlamında büyük sorunlarla karşı karşıya. Kadınların özel kadın hastalıkları oluyor. Bu hastalıklar böylesi rutubetli kötü ortamlarda daha da kötüleşiyor. Kadınlar ve çocuklar sağlıklı bir ortamda yaşamıyor. Tedavi olmak için koşulları yetersiz veya yok. Haliyle kadın hastalıkları her geçen gün artıyor. Özellikle de açlık grevinde olan kadınlar, büyük sağlık sorunlarıyla karşı karşıyadır. Elektriklerimiz yok. Mumlarla aydınlanmaya çalışıyoruz ama artık sabrımız da yok. Mumla da nereye kadar aydınlanabiliriz” dedi.
DİHA/WAN