Yoksulu doyurmak, hastanın tüm ilaç ve cerrahi masraflarını karşılamak bir sosyal devlet gereğidir. Çaresizlerin ihtiyaçları insan onuruna yaraşır biçimde giderilmesi, insan hakları belgelerinin telaffuz ettiği bir sosyal devlet gerçeğidir. Ne acıdır ki, dinci zihniyet -bakınız dindar demiyor dinci diyorum- herkese aşını kendi işinden kazandıran bir demokratik sosyal devlet yerine, sürekli olarak birilerinin merhamet ve lütfuna el açtıran bir "sadaka toplumu"nu esas alıyor.
Haliyle bu sadaka toplumunda, karnı egemenlerin lütfuyla doyurulan kesimler, daima egemen vampirlerin eline bakacaktır. 2000’li yılların başlarından itibaren bu köleleştirme sürecine ülkemiz de, bilinçli ve programlı olarak sokulduğu için sadaka kültürü artarak devam etmektedir. Ancak, çağdaş sosyal devleti umursamayan ve din istismarı yapan bu iktidarın çökmesi kaçınılmazdır. Tıpkı kanser hastası Dilek Özçelik’e reva görülen onur kırıcı davranışta olduğu gibi...
Özellikle Ramazan çadırlarını hatırlayalım. Bu çadırlar bize bu milletin ne halde olduğunu birer kanıtıdır. Türkiye’nin en zengin kenti İstanbul’da, en az 30 ilçede kurulan belediye çadırlarında her gün 300 bin kişi karnını doyuruyor. Çeşitli kaynaklara göre, sadece 15 ilde yardıma muhtaç sayısı 10 milyon kişidir. Türkiye yurt geneli baz alındığında, bu sayı 25 milyon kişiyi geçecektir. Ne yazıktır ki, mevcut iktidar, çoğalan çadır sayısını bir başarı olarak görüyor ve sözüm ona gururlanıyor.
Ancak Ramazan çadırları bunların yalanlarını açığa vuruyor. O çadırların önünde kuyruğa girenlerin ya da yardım alanların sayısı, neredeyse iktidarın aldığı oy kadardır. O yoksul anneler, kardeşler, bir an için şu soruyu kendilerine sorabilseler: Madem bu ülke iyi yönetiliyor, ülke ekonomisi büyüyor, milli gelir artıyor; o halde ben niçin buradayım? Bu soruyu sorup, cevabını bulsalardı; çoktan kendi iktidarlarını kurmuş olurlardı. O çadırlar, o insanlara, yokluk ve çaresizliklerini hatırlatıp gerçeği anlatıyor aslında. Ama çadırları iktidarın başarısı sanıyor. Bu tablodan kurtuluşun tek yolu, demokratik modernite olacaktır.
Çanakkale E Tipi Cezaevi