
Kürtlerin ulusal birliğini sağlamadığı için soykırım kıskacından kurtulamadığını; yüzlerce yıl büyük katliamlar, tarifsiz acılar yaşadığını; tarihte eşi benzeri görülmemiş kültürel ve ekonomik soykırıma maruz kaldığını hatırlatan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, bunca direnmelerine rağmen halen de bu kıskaçtan kurtulamadıklarına dikkat çekerek, "Demek ki tek başına direnmek yeterli olmuyor, eksik olan birşeyler var. İşte o da ulusal birliktir" dedi. Bu yüzyılda Kürtlerin demokratik ulusal birliğini sağlamak zorunda olduğunu; ulusal birliği sağlamak için her türlü imkan ve koşulun ortaya çıktığını kaydeden Besê Hozat, "Ulusal bilinç, toplumsal irade, örgütlülük, yönetim ve savunma gücü, siyasi birikim ulusal birliğin sağlanmasında muazzam bir değerler birikimidir. Kürtlerin bunu mutlaka değerlendirmesi, ulusal birliğini kurması gerekiyor" diye konuştu.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, ANF’nin sorularını yanıtladı. ANF’de iki gün yayınlanan uzun ve geniş kapsamlı söyleşinin son bölümünü özetleyerek paylaşıyoruz:
Varlık yokluk süreci
Tarihi bir süreçten geçiyoruz; Kürtler açısından varlık yokluk sürecidir. Kürtler ulusal birliğini sağlarsa çok büyük kazanacaklardır. İnsanlığa da büyük kazandıracaklar. Bu bilinç ve sorumlulukla yaklaşmaya çalışıyoruz. Bu konuda her türlü çalışmayı ve çabayı sergilemeye de hazırız. Tarih hepimize çok büyük sorumluluklar yüklüyor. Bunun hakkını layıkıyla vermemiz gerekiyor.
Eksik olan ulusal birliktir
Kürtlerin tarihten öğrenecekleri çok şey var. Kürtler ulusal birliğini sağlamadığı için soykırım kıskacından kurtulamadı. Yüzlerce yıl büyük katliamlar, tarifsiz acılar yaşadılar. Tarihte eşi benzeri görülmemiş kültürel ve ekonomik soykırıma maruz kaldılar. Bunca direnmelerine rağmen halen de bu kıskaçtan kurtulmuş değiller. Demek ki tek başına direnmek yeterli olmuyor, eksik olan birşeyler var. İşte o da ulusal birliktir.
Her türlü imkan var
Bu yüzyılda Kürtler demokratik ulusal birliğini sağlamak zorundadır. Ulusal birliği sağlamak için her türlü imkan ve koşul ortaya çıkmıştır. Ulusal bilinç, toplumsal irade, örgütlülük, yönetim ve savunma gücü, siyasi birikim ulusal birliğin sağlanmasında muazzam bir değerler birikimidir. Kürtlerin bunu mutlaka değerlendirmesi, ulusal birliğini kurması gerekiyor.
Herkes aktif rol almalı
Kürdistan’da yaşayan tüm farklı toplumsal kimlikler ve kültürel topluluklar bu tarihi çalışmanın içerisinde yer alabilir. Yine Kürt toplumunun her kesiminden; aydınından sivil kurumlarına ve doğal otoritelere kadar herkes ve kesim bu çalışma içinde yer alarak rol oynayabilir. Demokratik ulus anlayışı etrafında demokratik özgür bir buluşma sağlanarak Ulusal Kongre toplanabilir. Böyle bir çalışma kesinlikle çok tarihi gelişmelere yol açacak, Ortadoğu’nun demokratikleşmesine çok büyük bir katkı sunacaktır.
Kongre sonuç verir
Kuşkusuz son aşamaya ulaşmak için her dört parça Kürdistan’da ve ülke dışında yapılacak önemli çalışmalar olacaktır. Her alanda görüşmeler, tartışmalar, toplantılar, ortaklaşmalar sağlanmak durumundadır. Buralarda ortaya çıkacak düzey ve sonuç üzerinden genel bir Kongre arzulanan sonucu ortaya çıkarabilir.
Reqa’dan sonra siyasi çözüm
DAİŞ sonrası Reqa’da kurulacak sistem Suriye demokrasisi açısından önemli bir yere ve role sahip olacaktır. Reqa’da kurulan demokratik meclisin bu konuda çalışmaları çok değerlidir. Bu meclisin içerisinde Reqa’da yaşayan tüm farklı kimlikler yer alıyor. Ortak demokratik bir yönetim iradesine sahiptir. Bu yönetim modeli Minbic’te ve diğer kantonlarda olduğu üzere yerine oturursa demokratik özerk bir Reqa yönetimi ortaya çıkacaktır. Bunun tüm Suriye’ye etkisi çok olumlu olacaktır.
Zaten Reqa’nın özgürleşmesi ardından Suriye’de siyasi çözüm baş gündem haline gelecektir. Suriye’nin siyasi idari yapısı şekillenme sürecine girecektir. Bu anlamda Suriye’nin yeniden dizaynında Kürtler başta olmak üzere Suriye demokratik güçleri belirleyici bir etki gücüne sahip olacaktır. Aksini düşünmek Suriye’de iç savaşın sürmesi ve Suriye’nin parçalanması anlamına gelecektir.
Bağımsızlık için bedel ödüyoruz
Güney’de çok ciddi siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunlar yaşandığını belirten Hozat, şöyle devam etti: Bu sorunlar artık krizi de aşan daha tehlikeli sonuçlara yol açabilecek düzeye ulaştı. Güney’de iki yıla yakındır Parlamento çalışmıyor. Goran Hareketi yönetimde olmasına rağmen tamamen yönetimin dışına atılmış, Hewlêr’e gitmesine dahi izin verilmiyor, her gün büyük tehditlerle karşı karşıyalar. YNK yönetimde yer almasına rağmen etkinliği kırılıyor, büyük bir baskı altında, irade gösteremiyor. Yargı zaten yok. Tüm yetkiler KDP’de daha doğrusu Barzani Ailesi'nde toplanmış. Güney Kürdistan’da bir ailenin iktidarı ve yönetimi söz konusu. Sistem diyebileceğin bir yapıdan bahsetmek mümkün değildir. En küçük muhalif bir ses şiddetli bir baskı ve saldırıya maruz kalıyor.
Güney adeta işgal altında
Diğer yandan Türk devleti Güney Kürdistan’ı adeta işgal etmiş. Türk ordusunun güney Kürdistan’da 24 belki de daha fazla askeri üssü var. Onlarca istihbarat merkezi var. Güney Kürdistan’a her gün Türk ordusu operasyon yapıyor, bombalıyor. Güney Kürdistan’ın ekonomik kaynakları Türk devletinin işgali altındadır. AKP-MHP faşist iktidarı bu işgalden sağladığı kazançla, sıcak parayla ayakta kalıyor. Güney Kürdistan pazarları adeta Türkiye’nin çöplüğüne dönüşmüştür. Türkiye’de çöpe atılması gereken malların, eşyaların hepsi Güney Kürdistan pazarlarına taşınıyor. Kusura bakılmasın ama Güney Kürdistan halkımız bir nevi Türkiye’nin çöplüğünden beslenmeye mahkum edilmiştir.
Güneylilerin öfkesi büyük
Halkımız bunun farkında ve bu duruma büyük bir öfke duyuyor. Yine KDP’nin Bakur ve Rojava politikası halkımızda ciddi rahatsızlık yaratıyor. Çünkü AKP-MHP faşist rejiminin soykırımcı politikalarına bir destek durumu söz konusudur. AKP-MHP faşist rejiminin yaptığı soykırım operasyonlarını KDP doğru buluyor ve destek sunuyor. Açıktır; 3 Mart ve 24 Nisan'daki Şengal ve Rojava saldırısı, Türk devleti ile KDP’nin ortak planıydı. Bu kirli plana açıktan ortaklık KDP’yi Kürdistan’da ve bölgede çok fazla teşhir etti.
KDP’nin imaj ve istismar hamlesi
İşte referandum bu atmosferde gündeme girdi. Aslında KDP, Güney Kürdistan başta olmak üzere Kürdistan’da sorgulandığını, büyük bir öfke topladığını görünce bu gündemi ortaya attı, imajını tazelemek istedi. Muhalefeti de susturmak istedi. KDP’yi her eleştirene sen bağımsız Kürdistan’a karşısın, diyerek susturmaya çalışıyor. Dikkat edin aynen AKP gibi bir taktik yürütüyor. Nasıl ki kim AKP’yi eleştiriyorsa AKP ‘sen teröristsin, Türkiye’nin beka sorunu var, Türkiye’nin bekasını düşünmüyorsun’ diye suçlayıp susturuyorsa KDP de her kendisini eleştireni ‘sen bağımsız Kürdistan’a karşısın’ diyerek susturuyor. Demokratik muhalefeti bu biçimde susturuyor, politikasız ve mücadelesiz bırakıyor.
Bağımsız Kürdistan’ı kim istemez!
Yoksa kimsenin bağımsız Kürdistan’a karşı çıktığı yoktur. Bağımsız Kürdistan’ı kim istemez. Biz yaklaşık 45 yıldır bağımsız özgür Kürdistan için büyük bir mücadele veriyoruz. Önderliğimiz İmralı’da bağımsız Kürdistan’ın bedelini ödüyor. Bağımsız Kürdistan’ı kimin istediği İmralı gerçeği çok iyi açıklıyor. Demagoji yapmaya, halkı kandırmaya kimse kalkmasın. Halka ayıptır, günahtır. KDP’nin bağımsız Kürdistan’dan kastı daha fazla bağımlı ve köle bir Kürdistan’dır.
Güney Kürdistan’da demokratik bölgelere dayalı demokratik federal bir sistem en demokratik ve özgürlükçü sistemdir. Tüm sorunların da çözümüdür. Demokratik Kuzey Suriye Federasyonu, Güney Kürdistan açısından da örnek alınabilir. Bu Güney Kürdistan’ı da huzura kavuşturacaktır.
Güney, tüm Kürdistan’ı ilgilendiriyor
Ayrıca şunu belirtmeyi de çok önemli görüyorum. Güney Kürdistan’ın ne olacağı ve nasıl olacağı, tüm Kürdistan’ı ilgilendiriyor. Dört parça Kürdistan’ı yakından alakadar ediyor. Çünkü bir parçadaki gelişmeler diğer parçaları doğrudan etkiliyor. O açıdan bu tür kader belirleyici kararların yeri Ulusal Kongre'dir. Güney Kürdistan’ın durumu da referandumu da Ulusal Kongre'de tartışılarak gidilecekse bir karara gidilmelidir. Diğer biçimiyle demokratik bir yöntem değildir ve tek taraflı dayatma kabul edilemez.
KDP’nin aldığı referandum kararının demokratik bir yöntemle alındığını kim iddia edebilir? Edemez. Bırakalım Ulusal Kongre'yi Parlamento'nun kararı bile değildir. Güney Kürdistan halkı bu kararın hiçbir yerinde yer almamıştır, sözünü söyleyememiştir. Bu karar KDP’nin kendi kararıdır, yöntemi anti demokratiktir.
Halkımız biçilen kefeni giymemeli
Kürtler her dört parçada kendi kaderini tayin etme, kendi kendini yönetme, demokratik ve özgür yaşama hakkına sahiptir. Bu analarının ak sütü kadar helaldir. Halkımız onlarca yıldır bu uğurda çok büyük ve ağır bedeller vermiştir ve bunu çoktan hak etmiştir. Halkımız gerçekten hak ettiği gibi yaşamalıdır. Bir grup egemenin biçtiği kefeni giymemelidir. Gerçek özgürlüğü ve demokrasiyi hangi sistem temsil ediyorsa o temelde ortak ulusal iradeyle karar vermelidir. Bunun da yeri dediğim gibi Ulusal Kongre'dir.
Şengal özerk olmalıdır
Şengal Meclisi’nin demokratik özerk Şengal projesini kamuoyuna deklare etmesini son derece önemli bulan Hozat, şunları söyledi: Êzîdîler tarih boyunca hep fermanlar yaşadı. Tam 73 ferman. Sonuncu ise PKK’nin sayesinde engellendi. Bu korkunç bir trajedi. İnanılmaz büyük bir acıdır. Düşünebiliyor musunuz tarihin en kadim inancı ve kültürü yeryüzünden tamamen silinmek, yok edilmek isteniyor. Bu, insanlığın yok edilmesidir. Buna sessiz kalmak, göz yummak vicdansızlıktır, ahlaksızlıktır, insanlıktan vazgeçiştir.
Şengal özerk olmalıdır. Siyasi bir statüsü olmalı, kendisini yönetmeli ve savunmalıdır. Şengal artık kendisini başkalarının vicdanına, insafına bırakamaz. Fermanlardan da görülüyor ki Şengal’i, Êzîdxan’ı, Êzîdxanlılar dışında kimse savunamaz, koruyamaz. İlan ettikleri bu proje de zaten bunu ifade ediyor. Şengalliler bu projenin hayat bulması için seferber olmalılar. Her yerde ve her alanda büyük bir azim ve kararlılıkla çalışmalılar, mücadele etmeliler. Şengalliler bu projeyi ancak çok çalışarak ve mücadele ederek hem örgütleyebilir hem de herkese kabul ettirebilirler. Şengalliler bir taraftan demokratik toplumsal sistem inşası geliştirmeliler, bir taraftan savunma gücünü büyüterek savunma savaşını sürdürmeliler bir taraftan da toplumsal, siyasi, diplomatik, hukuksal mücadeleyi güçlü bir biçimde vererek statülerini dünyaya kabul ettirmeliler. Irak’ta yaşayan Araplar başta olmak üzere diğer halklarla ilişki ve ittifaklarını geliştirmemeliler. Şengal çevresinde, Musul eyaletinde birçok farklı etnik, kültürel ve inanca sahip topluluk yaşıyor. Şabekler, Kakeiler, Türkmenler, Asuri-Süryaniler vb birçok farklı topluluk var. Êzîdîler tüm bu kesimlerle güçlü ilişkiler ve dostluklar geliştirebilir. Şengal’deki demokratik model bu topluluklar açısından da güzel bir örnektir.
5 bin yıllık kaosa son verir
Şengal’in demokratik özerk bir sisteme kavuşması hem Güney Kürdistan açısından hem de Irak açısından büyük bir demokrasi kazanımıdır. Demokratik özerk Şengal, Güney Kürdistan’ı da Irak’ı da demokratikleştirecektir. Kuşkusuz tek başına Şengal’ın demokratik özerk bir sistem kurması yetmez, tek başına bu Güney Kürdistan’da ve Irak’ta her türlü sorunu çözmez. Ama demokratikleşmenin önünü sonuna kadar açacağı da şüphe götürmez bir gerçektir. Şengal ile birlikte Ninova özerk bölgesi, Musul özerk bölgesi hatta bu orta hat üzerinde özerk bölgelerden oluşan bir demokratik federal sistem Irak açısından muazzam gelişmelere yol açacaktır. Adeta 5 bin yıllık kaosa ve yüzyıldır süren bu korkunç savaşlara son veren tarihi bir rol oynayacaktır.
HABER MERKEZİ