Türkiye toplumu demokratik reflekslerini neredeyse kaybetmek üzere. Türk halkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve onun medyası tarafından her gün yeniden manüpile ediliyor. 

Zaman zaman toplumun farklı kesimlerinden gelen tepkiler; hepimize hala bir umut var dedirtse de (son günlerde kimi liselerde başlayan protestolar gibi!), bunca; yolsuzluğa, hırsızlığa, savaş siyasetine rağmen; "AKP /Tayyip Erdoğan” ile Türkiye toplumu arasındaki bağ yüzde 45-55 arasında olmaya devam etmektedir.

Türkiye toplumu ve Tayyip Erdoğan arasına girmeyi başaramayan bir siyasetin; hangi içerikle ve kimlerle kurgulanırsa kurgulansın hiç bir karşılığı olmayacaktır. 

Bu sorun sadece; "Din ve makarna/kömür” ilişkisine indirgenemeyecek kadar karmaşık bir tarihselliği içeriyor. 

Türkiye'de her kim; anti AKP ve Tayyip Erdoğan siyaseti yapmak istiyorsa; bu amacına sadece AKP ve Tayyip Erdoğan'ı eleştirerek ulaşamaz!

Kendini de eleştiri konusu yapmayan hiç bir siyasal akım; AKP ve Tayyip Erdoğan karşısında başarılı olamaz.

Türk toplumunun farklı kesimleri kendilerini hiç tartışma konusu yapadan olduğu gibi veri alıyorlar. Onlara öğretilen, önceki kuşaklardan devraldıkları; "Türklük, Sünnilik, Müslümanlık, Cumhuriyetçilik, Sosyalistilik, Dincilik, gibi kavramları üzerine hiç bir şey koymadan olduğu gibi devam ettirmek istiyorlar.

Halbuki bunun günümüzde hiç bir karşılığı yok! Siz eğer bütün bu sizi tanımlayan kavramlarla yüzleşmemişseniz; yüzleşmeye cesaretiniz de yoksa, varlığınızı da uzun vadeli sürdüremezsiniz. Bütün bu alanları; ya sahte islamcılara, ya da uyduruk solculara veya cumhuriyetçilere teslim edersiniz.

Kürt Özgürlük mücadelesi ilk önce işe; Kürt olmayı eleştiri konusu ederek; onu demokratik bir muhtevayla yeniden tarif ederek başladı. Bununla Kürtlük sadece yok olmaktan kurtulmadı, aynı zamanda; hiç kimseyi ötekileştirmeyen, kendi bileşenlerinin tamamını içeren demokratik bir muhteva kazandı.

Sonra Kürtler; kendi solculukları, sağcılıkları, dincilikleri, Alevilikleri, Sünnilikleri, Êzîdîlikleri, kadınlıkları, erkeklikleri ile yüzleştiler. Bu onları kendi içinde harmonisi olan demokratik bir topluma dönüştürdü.

Türkiye'de her çevreden "yoksul/mağdur” insanların ihtiyacı olan şey tam da budur!

Türk egemen çevreleri tam da bu nedenle; Türkiye halkı ile Kürtler arasına kalın bir duvar örmeye çalışıyorlar! 

Çünkü; Türk toplumu ile Kürtler arasındaki duygusal mesafe açıldıkça Türk toplumunu manüpile etmek daha kolay olacak! 

Halbuki Türk toplumu da; kendi Türklüğünü eleştiri konusu ederek, yeniden tanımlayabilir.

Ancak bundan sonra Türklüğün alt kimlikleri yerli yerine oturtulabilinir! 

Eğer bu yapılabilinirse; hem Kürt sorununun çözümü kolaylaşmış olur, hem de Ermeni katliamı gibi tarihin derinliklerinden gelen sorunlarla daha kolay yüzleşilir.

Tayyip Erdoğan ve AKP ayrıştırarak iktidar üretiyor; dolayısıyla siyasetleri kendisine oy vermeyen herkesi ötekileştirme üzerine kurulu; halbuki Kürt Özgürlük mücadelesi deneyimi bunun tam tersinin mümkün olduğunu 40 yıllık pratiği ile herkese gösterdi.

Ortadoğu'da İslami Faşizmin zirve yaptığı, neredeyse elinin değdiği her güzel şeyi kuruttuğu bir dönemde; Kürtler, özgürleştirici, barıştırcı yaklaşımları ile; Türkmenlerden, Araplara, Nusayrilere, Süryanilere kadar geniş bir yelpazede bir çok halka can suyu verdiler.

Kürtlerin 40 yıllık özgürlük ve demokrasi deneyiminden faydalamak herkese kazandırır!