TTB 68. Büyük Kongresi'nde konuşan Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel, "Halkın söz, yetki ve karar hakkının olduğu bir gelecek için mücadele etmeyi ve ‘Hayır’ demeyi sürdüreceğiz" dedi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) 68. Büyük Kongresi'ni hafta sonu Devlet Su İşleri (DSİ) Konferans Salonu'nda gerçekleştirdi. Seçim yapılmayan kongreye, TTB yöneticileri, delege ve üyeleri katıldı. 

Kongrede konuşan TTB Merkez Konsey Başkanı Prof. Raşit Tükel, OHAL'de sağlık hakkı, sağlıkta şiddet, sağlıkta dönüşüm programı, çalışma yaşamındaki güvencesizleştirme ve sağlık hizmetinin piyasalaştırılmasına dair konularını gündemine aldı.

Tükel, OHAL döneminde, ihraç edilen hekimlerin sayısının Sağlık Bakanlığı’ndan bin 576, Tıp Fakültelerinden bin 199 olmak üzere toplam 2 bin 775 olduğu bilgisini paylaştı.

Eleştirel düşünceye sahip olan hekimlerin ihraç edildiği ve baskı altında olduğunu belirten Tükel, "Emeğin, demokrasinin, hukukun, toplumsal barışın ve iyi hekimlik değerlerinin güçlenmesi ve görevlerine son verilen meslektaşlarımızın öğrencilerine ve hastalarına bir an evvel kavuşabilmeleri için verdiğimiz mücadeleyi tüm gücümüzle sürdüreceğiz" diye ekledi.

Sağlıkta dönüşüm iflası

Tükel, hükümetin 14 yıldır uyguladığı "Sağlıkta Dönüşüm Programı”na yönelik TTB'nin eleştirilerini yineledi. Tükel, programın temel ayaklarından birini Genel Sağlık Sigortası (GSS) sistemi olduğunu ve hastanelerin sağlık işletmeleri haline getirilmeleri sağladığını söyledi.

Tükel, şöyle devam etti: "GSS sistemi iflasın eşiğindedir. Yaklaşık 5 milyon kişinin 11.7 milyar lira prim borcunun bulunduğu GSS sisteminin, sağlık sisteminin bir finansman modeli olarak iflas ettiğinin son yasal düzenlemeyle tescil edilmiştir.  Yeni düzenlemeyle her ay ödenmesi gereken prim miktarı 53.33 TL olarak belirlense de prim borcu olanların sayısının ve prim borcu miktarlarının giderek artacağını öngörmek zor değil. Bu aynı zamanda, milyonlarca kişinin sağlık hizmeti kapsamının dışına itilmesi anlamına geliyor."

Şehir Hastaneleri rezaleti

Tükel, "Şehir Hastaneleri"ne yönelik de kimi bilgiler paylaştı. Kamu-özel ortaklığı temel olarak “Yap-Kirala-Devret” modeli uygulanan Şehir Hastaneleri'ne dair Tükel, şunları söyledi: "Sağlık Bakanlığı hizmet alımı ve bina kullanım bedeli adı altında şirketlere 25 yıl kira ödeyecek. Devlet, hastane yataklarının yüzde 70 doluluğunu taahhüt etmektedir. Bunun gerçekleşmemesi halinde aradaki fark şirketlere ödenecektir. Belli bir oran üzerinden hastalanma garantisinin verilmesi, tıp etiği ve mesleki değerlerle bağdaştırılabilir mi? Kredi kullanan şirketlerin zora girmesi durumunda ortaya çıkacak riski de devlet üstlenmiş durumdadır."

Tükel, 17 şehir hastanesi için ihale alan şirketlerden çıkacak paranın yaklaşık 10 milyar dolar; devletin 25 yılda şirketlere ödeyeceği toplam paranın ise 27 milyar dolar olduğunun altını çizdi. 

Üniversite hastaneleri krizde

Tükel, üniversite hastanelerinin performansa dayalı döner sermaye ödeme sistemine geçilmesiyle birlikte finansal kriz içine girdiğini belirtti. Bu konuda hükümeti sorumlu tutan Tükel, şöyle devam etti: "Üniversite hastaneleri döner sermaye gelirlerine mahkum edilmişlerdir. Sağlık hizmeti üretme maliyetlerinin çok altındaki değerlerde geri ödeme yapılması, üniversite hastanelerini büyük bir borç yükü altına sokmuştur. Kamu üniversite hastanelerinin toplam borcunun 4 milyar TL’yi aştığı, son beş yılda borçların 2,7 kat arttığı bilinmektedir."

Çalışma koşulları kötüleşiyor

Tükel, AKP hükümetinin uygulamalarıyla birlikte sağlık alanında da çalışma koşullarının her geçen gün kötüleştiğini söyledi. Tükel, "İş güvencesi olmayan bir hekim, özgür olamaz ve hekimliğini icra ederken kendini baskı altında hisseder" diye konuştu. Tükel, asistan hekimler, aile hekimleri ve özel sağlık kuruluşlarında çalışan hekimlerin, sağlıkta piyasalaşma ve rekabet politikaları sonucu güvencesiz çalışmaya itildiğini söyledi.

'Hayır' demeye devam

Tükel, 14 yıldır uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile koruyucu hizmetlere önem vermeyen, sağlık kurumlarını işletmelere, sağlık hizmetlerini ticari bir faaliyete dönüştüren, hasta başvurusu açısından kışkırtılmış bir talep yaratan bir sağlık sistemi oluşturulduğunu söyledi.  Tükel, son olarak şunları ekledi: "İş güvencesi için, güvenceli ücret, güvenceli geleceğe sahip olmak için tüm çabamızı göstereceğiz. TTB olarak öncelikli hedefimiz; piyasacı sağlık politikalarına son verilmesi, halkın sağlığını önceleyen bilimsel ve toplumcu sağlık politikaların hayata geçirilmesidir. İş güvencesine ve insanca çalışma koşullarına sahip olmanın, iyi hekimlik yaparak nitelikli sağlık hizmeti sunmanın, halkın sağlık hakkının ve toplumsal sağlığımızın, ülkemizde ancak laiklik ilkesinin tam olarak hayata geçtiği, demokratik bir ortamın oluşması ile gerçekleşebileceğini biliyoruz. Tüm bunların bilincinde olarak, barışın egemen olduğu, özgür, demokratik ve laik bir Türkiye için işçilerin, emekçilerin ve tüm halkımızın, kendilerini ilgilendiren her konuda, söz, yetki ve karar hakkının olduğu bir gelecek için mücadele etmeyi ve 'Hayır' demeyi sürdüreceğiz." 

TTB 68. Büyük Kongresi, rapor sunumlarının ardından son buldu. 

ANKARA