Tutsaklar için oldukça riskli bir dönemin başladığı uyarısında bulunan Mardin Tabip Odası (MTO) Eşbaşkanı Dr. Derya Etem, “Sağlık örgütlerinin gözlem yapmalarına izin vermenin zamanı geldi, geçiyor” diyerek Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu.
Açık grevindeki tutsakların sağlık durumlarını takip etmek için ilgili kurumlara başvurularda bulunan Mardin Tabip Odası (MTO), yanıt alamadı. MTO Eşbaşkanı Dr. Derya Etem, tutsaklar ile görüşebilmek için 3 defa girişimde bulunduklarını aktardı. Yaptıkları 2 başvuruya cezaevi yönetimi tarafından, “Cezaevine dışarıdan doktor giremeyeceği ve Adalet Bakanlığı’ndan izin alınması gerektiği” yanıtı aldıklarını paylaşan Dr. Etem, “3. başvuruya verilen cevapta ise mahpusların sağlık durumuna dair genel bir çerçeve çizilmişti cezaevi yönetimi tarafından. Sağlık kontrollerinin yapıldığı, en başından beri su, tuz, şeker, karbonat ve B1 vitamini içeren preparatların kullanımına dair detaylandırılmış bir bilgi aktarımı söz konusuydu” diye belirtti.
Oldukça riskli bir dönem
Açlık grevine başlayan ilk grupta yer alan kişiler için oldukça riskli bir dönemin başladığına dikkat çeken Dr. Etem, şu bilgileri paylaştı: “Karın ağrıları var. Kas spazmı var. Kanlı ishal bildirimi var. Yutkunma güçlüğü ve boğazda kuruluk var. Ciltte kuruluk belirtisi bildirilmemiş ama sivilcelenme diye tabir ettikleri yaralar çıkmış. 90. günden sonra biliyoruz ki; bağışıklık sistemi giderek zayıflıyor.”
Açlık grevi eylemlerinde 50’li günlerden sonrasının “kritik aşama” olarak nitelendirildiğinin altını çizen Etem, bundan sonra karşılaşılabilecek sağlık risklerini şöyle sıraladı: “İlk günler karaciğer glikoz yapmak için karbonhidrat alamadığı için protein yakımı oluyor ama bu protein yakımı geçici. Daha sonra yağ yakımı başlıyor. Erkeklerde yüzde 20, kadınlarda yüzde 30’a varan bu yağ oranı azaldıktan sonra depo yağlar da tükendikten sonra protein yakımı başlıyor. Kas yakımı da eşlik ediyor buna. Tabi vücutta asit baz dengesi dediğimiz denge bozuluyor. Elektronik dengesi dediğimiz denge bozuluyor. Böbrek fonksiyonlarında bozulma oluyor. Kalp ritmi bu elektronik dengesizliğine eşlik ederek, bozulmaya başlıyor. Kas yakımı dolayısıyla kas ve kemik ağrıları başlıyor. Kanın bağışıklık hücrelerinde sayısal olarak bir azalma oluyor. Kanın yine oksijen taşıyan hücrelerinde de bir azalma yaşanıyor. Sonuç olarak da enfeksiyonlara eğilim artıyor.”
Gözle yapmaya izin verilmeli
“Adalet Bakanlığı sağlık durumlarını gözleme noktasında nasıl bir planlama yapmış? Bu planlama kapsamında Sağlık Bakanlığı ile bir protokol geliştirmişler midir?” diye soran Etem, devamında “Sivil toplum kuruluşları ile sağlık örgütlerinin gözlem yapmalarına izin vermenin zamanı geldi geçiyor. Hatta bu açlık grevleri binlerce kişiyi aştığı için kontrol edilemez bir şekilde. Bir an önce Adalet Bakanlığı’nın bu taleplerle ilgili görüşmeleri başlatması, sağlık açısından ve can kayıplarının olmaması bakımından çok önemli” diye vurguladı.
Görüşmelerin başlaması gerekiyor
Dr. Etem, açlık grevlerinde yüzde 17 oranında B vitamini komplekslerine bağlı olarak Wernicke Korsakoff sendromu ortaya çıkması riski olduğunu da hatırlattı. “Bu sendrom geliştikten sonraki hayatta kalım oranı oldukça düşük. Hayatta kalınsa da çok ciddi bir beyin fonksiyonu bozukluğu ile hayatta kalınıyor” diyen Sr. Etem, Wernicke Korsakoff ile birlikte yaygın olarak karşılarına çıkabilecek bir diğer tehdidin ise enfeksiyon olduğunu belirtti.
Avukatlar aracılığıyla gönderdikleri formlara baktıklarında mahpusların tedaviyi reddettiği sonucu çıkardıklarını, bunun antibiyotiği de reddettikleri anlamına geldiğini kaydeden Dr. Etem, “Bu, durumun da ciddiyetini gösteriyor. Yani artık her an ciddi yaşamsal risklerle karşı karşıyayız” diyerek, eylemcilerin talepleri konusunda bir an önce görüşmelerin başlaması gerektiğini vurguladı.