• Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da enflasyondan arındırılmış (reel) kişi başı cepten sağlık harcaması, 2002'den 2024'e kadar yüzde 210'a yakın arttı.

 

Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da 2021-2026 döneminde enflasyon, uzun süre yüzde 35-50 bandında seyretti, bazı aylarda yıllık enflasyon yüzde 80’in üzerine çıktı. En zengin yüzde 1’in servet payı yaklaşık yüzde 35’e, en zengin yüzde 10’un payı ortalama yüzde 68’e yükselirken, en yoksul yüzde 50’nin payı yaklaşık yüzde 2,5-3 düzeyinde kaldı. Yoksulluğun derinleştiği ve alım gücünün gerilediği bu dönemde haneler üzerindeki ekonomik yükü ağırlaştıran ve ilk bakışta göze çarpmayan harcama kalemlerinden bir tanesi kişi başı cepten sağlık harcamalarıdır. Kansu Yıldırım, Evrensel'deki köşesinde Sağlık Bakanlığının en son yayımladığı (en güncel) 2024 yılına ait İstatistik Yıllığı verilerine dikkat çekerek, halkın cebinden yaptığı sağlık harcamasının son yıllarda hızla büyüdüğünü, bu artışın gelirinin büyük bölümünü asgari ücret ve asgari ücrete yakın gelirlerle karşılayan geniş bir kesim için giderek ağırlaşan bir yük haline geldiğini yazdı.

Yükseliş seyri

TÜİK’in Sağlık Harcamaları İstatistiklerine göre enflasyondan arındırılmış (reel) kişi başı cepten sağlık harcaması 2002'den bin 669 TL iken 2024'te 5 bin 173 TL’ye yükseldi, yani yüzde 210'a yakın arttı. 2020 ile 2011 arasındaki 9 yılda sadece yüzde 6,23'lük artışa dikkat çeken Yıldırım, 2002-2011 arasında cepten artışın görece yatay seyrine; 2011-2019 arasındaki 8 yıldaki artışın yüzde 30 civarıyla nispeten ölçülü kalmasına işaret etti. 2020 sonrasında ise keskin bir yükselişe geçtiğini ve nihayetinde 2024'te yüzde 210’u bulduğunu vurgulayan Yıldırım, resmi enflasyonun ise yüzde 35-50 bandında olduğunu altını çizdi.

Yıldırım'a göre; bu durum, hanehalklarının sağlığa erişim maliyetinin hızla arttığını göstermesi açısından önemlidir. Nitekim toplam sağlık harcamasının GSYH’ye oranı da aynı dönemde benzer bir dalgalanma izler: 2002'de yüzde 5,2 iken 2018 'de yüzde 4,3’e kadar geriledi; 2022'de yüzde 4’e düştü; 2023-2024 yıllarında yeniden yüzde 4,6 ve yüzde 5,3’e yükseldi. Hanehalklarının cepten yaptığı harcamanın toplam sağlık harcaması içindeki payı ise 2024'te yüzde 18,8’e ulaştı. Oransal artışlar, kamu sağlık sigortasının kapsama alanının dışında kalan yurttaşların doğrudan cebinden karşıladığı maliyetini gösterir.

En az kaynak ayıran

Uluslararası verilerle incelediğimizde kişi başı cari sağlık harcaması, satın alma gücü paritesiyle Türkiye’de 2 bin 479 dolar düzeyinde kalırken, OECD ortalaması 5 bin 462 dolar, AB ortalaması ise 5 bin 35 dolardır. Türkiye, karşılaştırılan ülkeler arasında sağlığa en az kaynak ayıran birkaç ülkeden biridir.

Asgari ücretin norm olması

Gelir seviyesi ile cepten sağlık harcaması arasında ikinci bir korelasyon kuran ve bunun için ücretlerin genel seviyesinin işgücü piyasasındaki pozisyonu inceleyen Yıldırım, Sağlık Bakanlığının son yayımladığı rakamlarla karşılaştırmak amacıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2023 yılı verilerine baktı. TCMB’ye göre çalışanların yüzde 43,1’i asgari ücretli olup, bu oran inşaat sektöründe yüzde 71,4 seviyesindedir. DİSK-AR’ın hazırladığı “Asgari Ücret Araştırması”na göre ise asgari ücretin yüzde 20 fazlası ve altı ücretle çalışanların oranı ise 2002’de yüzde 39,1 iken 2024’te yüzde 47,8’e yükseldi. Böylece yüzde 5, 10 ve 20 asgari ücret komşuluğu 22 yılda 8 ila 10 puan arttı. Bir başka deyişle, asgari ücret artık işgücü piyasasının tabanında sınırlı bir kesimi değil, çalışanların yarısından fazlasını doğrudan ya da dolaylı olarak belirleyen bir referans noktası haline geldi.

Alım gücü ve SUT

Bu yaygınlaşmanın alım gücü boyutu da göz ardı edilemez. Sağlık yoksulluğu tartışması açısından belirleyici olan da tam olarak bu ikinci boyuttur: Gelirin temel ihtiyaçları karşılamaya güçlükle yettiği bir ortamda, reel olarak katlanarak artan cepten sağlık harcaması doğrudan yük oluşturur. Bunu kuvvetlendiren en önemli etken Sağlık Uygulama Tebliğlerinde (SUT) yapılan değişikliklerdir. Sosyal Güvenlik Kurumu, Temmuz 2026'da yaptığı değişiklikle muayene katılım paylarında yüzde 246 oranında zam yaptı. Muayene katılım ücreti özel hastanelerde 100 TL, ikinci basamak devlet hastanelerinde 50 TL, eğitim araştırma hastaneleri ve üniversite hastanelerinde 90 TL’ye yükseldi. SUT artışları sosyoekonomik açıdan alım gücü zayıflayan ve düşük gelire sahip hanelerde sağlığa erişimi azaltacağı gibi, cepten harcama yapmak durumunda kalan yurttaşların cüzdanındaki yükü de ağırlaştıracaktır.

TÜİK’in resmi metodolojisiyle hesaplanmış “katastrofik sağlık harcaması” göstergesi, haneler tarafından yapılan sağlık harcamasının ödeme kapasitesine olan oranının yüzde 40 ve daha büyük olması durumunu ifade eder. 2018'de yüzde 0,32 iken yaklaşık 2,7 kat artışla 2024'te yüzde 0,86’ya çıktı. 2011-2018 yılları arası yüzde 0,14-0,36 bandında yatay seyreden eğri 2019'dan itibaren (özellikle 2022’den sonra) kırılıp yükselişe geçti.

“Sağlık Yoksulluğu” vardır

Türkiye’de reel cepten sağlık harcamasının hızla artması, asgari ücretin işgücünün yarısına yakınını kapsayacak kadar yaygınlaşması ve gelir dağılımındaki derin eşitsizlik, birlikte değerlendirildiğinde "sağlık yoksulluğu" kavramını salt bir söylem olmaktan çıkarıp ölçülebilir bir toplumsal olguya dönüştürür. HABER MERKEZİ