Maraş’ta Aleviler evlerinin duvarlarına ve kapılarına konan işaretlerle uyanmışlardı bir sabah. Kimliği belirsiz kişiler bir gecede Alevilere ait yüzlerce ev ve iş yerini fişlemişti. Sonra tarihe Maraş katliamı olarak geçen olaylar yaşandı.
Bu olayın bir benzeri şimdi de Adıyaman’da yaşanıyor. Alevilerin evlerinin duvarlarına konan işaretler acaba yeni bir katliam hazırlığı mı var? Sorusunu akla getiriyor.
Adıyaman’da yaşanan fişleme olayı, 1978 yılında yaşanan Maraş katliamı öncesini anımsatıyor. Kentte alevi avına çıkan katliamcıların estirdiği terör ve Maraş katliamı bir fişlemeyle başlamıştı. Yani katliamın işaret fişeği, evlerin kapısına ve duvarlara konan işaretlerdi.
Şimdi yine bir fişleme olayı yaşandı ve Aleviler olayın katliam hazırlığı olduğundan şüpheleniyorlar, kaygılılar, korkuyorlar.
Bu şüplerinde haksız olmadıkları tarihle sabit bir gerçeklik. Aleviler korkuyor. Yeniden katledilmekten korkuyorlar.
Bu korku ve tedirginlik haklı bir korku, haklı bir tedirginlik. Zira korkular ve kaygılar Dersim’e, Maraş’a, Sivas’a, oradan Gazi’ye ve Roboskî’ye uzanıyor.
Korku imparatorluğuna dönüş(türül)en Türkiye’de, korkular korkuları besliyor.
Adıyaman’da Aleviler geceleri nöbet tutmaya başladılar. Bu normal bir savunma refleksi. Normal olmayan ise AKP devletinin olay karşısındaki işgüzarlığı ve pişkinliği. Olayın basına yansımasından sonra hükümet ve devlet cephesinde yapılan açıklamalar hiç de normal değil.
“Tuval ile, film ile, karikatür ile terör yapıyorlar” diyen içişleri bakanı İ. Naim Şahin, yapılan üç günlük araştırma(!)yı hatırlatarak ve işaretlerin çizildiği yerin yüksekliğinden hareketle bu olayın üç beş kötü çocuğun işi olduğunu söyledi. Adıyaman valisinin açıklaması da bakanın açıklamasına paralel; Vali Ramazan Sodan, “işaretler altmış santimetrenin altında, çocuklar yapmış olabilir. Önemli bir olay değil” diyor.
Yani daha ciddi bir araştırma, istihbarat çalışması yapılmamışken anlaşılan AKP’li bakan çoktan olayı çözmüş. Korkulacak bir şey yokmuş!
Peki AKP hükümeti ve devletin valisi, Türkiye’nin en hassas konularından birisi olan ve geçmişte örnekleri de bulunan fişleme olayını neden ‘çocuk işi, ciddiye almayın’ şeklinde ele alıyor? Neden Alevi vatandaşlara ‘korkmayın canım, bu iş çocuk işi, korkulacak bir şey yok!’ diyorlar?
Anlaşılan ne emniyet bu konuda ciddi bir araştırma, istihbarat çalışması yapıyor ne de AKP hükümeti bu olayı ciddiye alıyor.
AKP, bu olayı geçiştirmek istiyor hatta bu olayı gündemde tutmak isteyen duyarlı basını da olayı abartmakla suçluyor.
Bu durum akıllara iki ihtimali getiriyor:
Birincisi AKP hükümetinin Alevilerin hassasiyetini paranoya olarak algıladığı düşüncesi. İkincisi ve daha vahimi ise bu fişleme olayının AKP’nin bilgisi dahilinde yapıldığı şüphesi.
Belki de her ikisi. Çünkü AKP devleti toplumun hassasiyetlerine ve taleplerine gözlerini ve kulaklarını tamamen kapatmış durumda. Onlar için önemli olan tek şey iktidarlarları…
İdris Naim Şahin’in “korkulacak bir şey yok, bunlar üç beş çocuğun işi” demesi, acaba bunlar da AKP’NİN İYİ COCUKLARI MI? sorusunu akla getiriyor. Eğer böyleyse artık AKP’nin de ‘iyi çocukları’ var ve bunlar iş başı yaptılar demektir.
Ülkemiz Büyükanıt’ın ‘iyi çocukları’nı Umut Kitapevi’nin bombalanması olayıyla tanıdı. Şahin’in ‘iyi çocukları’ da katliamın işaret fişeğini ateşleyerek yüzlerini gösterdi.
Şahin’in de ‘iyi çocukları’ varmış