Bu arada hac demişken Radikal gazetesine bir selam vermeden geçmeyelim. 2 gün evvel Ömer Şahin imzalı bir haber çıktı. Hacdan yazılmış bir haber idi. Haber spotu aynen şöyle: “3 milyon insan Hac için Mekke'de. Her ırk ve mezhepten insan var ama 'kimlik'ler öne çıkmıyor. Burada herkes Müslüman ve herkesin adı 'Hacı'. Kabe'de küçük bir grup dikkat çekiyor. Irak'tan gelmişler. Üzerinde 'Kürdistan' yazılı parka ile ibadet ediyorlar..”
Yani Ömer diyor ki hacda Kürdistan adı ne arıyor? Kimin üzerinde nereli olduğu yazmıyor. Sizde niye böyle! Arkadaş daha Kürdistan hacılarının çadırını görmemiş sanırım. Ya da hiç uzatmadan soralım Ömer’e! Sana ne? Sana neee Ömer? Kimin arkasında ne yazıldığından sana ne be adam? Tek hac, tek elbise tek yazı orada da mı geçerli? Ne zorunuza gidiyor Kürdistan arkadaş! Kahırdan ölüp gideceksiniz yeminle…
**
DİHA’nın geçtiği haber aynen şu:
“Siirt E Tipi Cezaevi'nde tutsaklar tarafından saksılarda yetiştirilen çiçeklerin "sakıncalı" olduğu gerekçesiyle geçtiğimiz hafta yapılan açık görüşün ardından görüşe giden tutsak yakınlarına teslim edildiği belirtildi. İHD Siirt Şube Başkanı Vetha Aydın, cezaevinde çiçek yetiştirmenin yasaklanmasının insani olmadığını belirterek, "demokratikleşme paketi"nin çiçeklere yaradığını ifade etti.”
Devleti tutarlı olmaya davet edeceğim şimdi ama olmayacak. Birincisi madem çiçeği sakıncalı bulup dışarı yolluyorsun, neden sakıncalı diyerek o tüm insanları içeride bırakıyorsun. İkincisi oksijensiz kalasız, fermantasyona gelesiz inşallah.
90 dönemi psikolojik harbin tavan yaptığı yıllarda Kürtleri öcü gösteren, vahşileştiren yayınlar yapılırdı. Filmler hazırlanırdı. Çiçeği yiyecek sandılar zaar! Ya da çiçeği de örgütleyeceklerini düşündüler sanırım. Evet en mantıklısı bu… Yoksa böyle gerizekalıca bir olaya kim imza atmak ister ki!
**
Kocaeli gazetesinden ilginç bir haber geçildi ajanslara… Olay şöyle:
“Şahsı hakkında “Bu Kürt’ü içime sindiremiyorum” diyen Kartepe Belediye Başkanı Şükrü Karabalık’a karşı tazminat davası açan Cuma Karavar, davadan kazandığı 4 bin lira ile Kartepe’de yapımı devam eden camiye tuvalet yaptıracak."
Yani Kürt olduğu için hakarete uğrayıp tazminat kazanan ender vakalardan biri. Bu bir tarafa, arkadaşın parayı kullanma şekli de ayrıca ilginç. Ben olsam tuvaletin adına da belediye başkanın adını verirdim. Madem Kürt’ü sindiremiyor az mide sorunu çeksin. Sindirim kolaylığı olur belki…
**
Mersin'deki Gezi eylemleri davasının iddianamesinde, polisle müzakerede bulunmak, gitar çalmak ve davul çalmak 'suç' olarak ifade edildi. Ayrıca CHP'li Yenişehir Belediyesi de bilgisi dışında 'şikayetçi' olarak gösterildi. Gezi daha on yıl AKP’yi götürür. AKP buradan daha çok ekmek yiyecek. Şuan Türk basının ahlak korelasyonun düşük grafiğinde Gezi, PKK ve YPG üçgeni aktif olarak işliyor.
Algoritma basit… Kolay bir çark örneği vereyim.
PKK’yi kötüle, gelen tepkilere göre Gezi veya YPG’ye geç.
Gezi’yi kötüle, tepkilerin durumuna göre PKK veya YPG’ye bağla…
YPG’yi konu et. PKK imiş gibi göster, tutmazsa Gezi’ye bağla…
Yürümenin, nefes almanın suç sayılacağı günlere doğru adım adım gidiyoruz… Hadi bakalım!
(Cejna we pîroz be)
Sakıncalı çiçek Sindirilemeyen Kürt ve Hac!
Abdullah Gül, Hac ibadetini yerine getirmek için eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte İstanbul'dan Medine'ye gitti geçen Pazar günü. Eşeğin aklına karpuz kabuğu sokmak gibi olmasın ama Erdoğan bu gidişin altında kalmamalı! Abdullah’ın bu gidişi politiktir! Artık son kozlara doğru hızla ilerliyoruz. Gül ve Erdoğan arasındaki çekişmeyi sağır sultanlar biliyor. Gül hacca dua gücünü arkasına almaya gitti! İman lobisini kışkırtabilir. Çık yola Erdoğan, yetiş ve aç ellerini göğe doğru! Önce af dile bunca öldürdüğün insan için sonra Gül’ün oyunları ile uğraş işin yoksa…