Gençlerin sloganları, pankartları ve göğüslerinde taşdığı üç kadının resmi bizi 9 Ocak 2013’teki Paris’e götürdü. O gün Paris’in orta yerinde kahpece yapılan bir katliam planı hayata geçirildi. Alçakça yöntemlerle Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez katledildi. 9 Ay geçti katliamın üzerinden. Katliamın üzerindeki sis perdesi resmi olarak hala aydınlatılmadı. Sadece katil olarak Ömer Güney adlı bir Türk tutuklu. Fransız soruşturma savcı ve hakimlerinin ailelere verdiği bilgilere göre Ömer Güney’in üzerinde barut izleri ve katledilenlerin kanı var... Ancak Ömer Güney’in kendisi bu katliamın sadece görünen yüzü.
Katliamın ardında hangi ülke, hangi güçler var hala aydınlatılmış değil. Ömer Güney’in Türkiye’ye özellikle Ankara’ya yaptığı sık ziyaretler, içine girdiği ilişkiler Türkiye’de çok ciddi “derin” bağları olduğunu gösteriyor. Türk devleti bu konuda yaptığı soruşturma ile ilgili Fransız yetkililerini hiçbir şekilde vermediği gibi, bu konuda herhangi resmi bir talepte de bulunmamış. Ancak Türk başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önünde bir Ömer Güney ve Paris Katliamı dosyası olduğunu biliyoruz. Bu dosyada Ömer Güney ile ilgili somut bilgiler olduğunu da... Türk hükümeti yetkilileri katliamın yapıldığı gün ve sonrasında sorumsuzca açıklamalar yapmıştı. Sonradan çark ettiler. Paris katliamının “Avrupa Gladiosu”nun işi olduğunu, İmralı’da başlatılan çözüm sürecinin sabote etme amacı taşıdığını, Türkiye’yi zora sokmak istediklerini açıklayıp durdular. Ama Türk başbakanı bu cinayetle ilgili kendi ellerinde olan bilgileri ne kamuoyu ile ne de Fransa’daki mahkeme ile paylaşmadı. Acaba AKP Hükümeti kendi devleti içinden bu cinayete bulaşanları tehdit ederek onları başka “kirli ve derin işleri” için mi kullanmak istemekte ya da başka siyasi pazarlıklar mı yürütmektedir? Bu sorulması gereken ve cevabı verilmesi gereken birinci sorudur.
İkinci soru daha doğrusu sorular yumağı ise şöyle: AKP iktidarı, Paris Katliamı‘ndan Avrupa gladiosunu sorumlu tutuyordu ama Ömer Güney de eğer bu gladionun bir uzantısı ise Türk devleti ile ortak iş tutan Avrupa Gladio ilişkisini neden gizli tutuyor? Oysa AKP Ergenekon vb davalar üzerinden bu tür ilişkilerin üzerine gidiyordu. Acaba Ömer Güney’in ortak iş tuttuğu Avrupa Gladiosu şu anda AKP ile iktidar ortağı olan Yeşil Ergenekoncu ekibin bir bileşeni midir? Bu da AKP iktidarının cevaplaması gereken ikinci hayati sorudur. Çünkü, Ömer Güney’in Türkiye’de Türk milliyetçisi ve İslamcı ırkçı bir gruba yakın ilişkileri sözkonusu. Hatta bu ilişki ağlarının cemaate uzayabileceğini söyleyenler bile var.
Ömer Güney’in içinde bulunduğu ilişki ağının Fransa ve Almanya ile bir ilişki düzeyinin olduğunu, hatta bu konuda bu iki devletin ilgili makamlarınının çok ketum davrandıklarını biliyoruz. Hatta Ömer Güney’in cezaevinde oldukça rahat ve soruşturmalarda kendine göre davranışları ile yeni bir Mehmet Ali Ağca profili çizdiği belirtiliyor. Ömer Güney’in rahatlığının kaynağı acaba Fransız istihbaratının verdiği güvenceler karşılığında mı böyle rahat! İnsan düşünemeden edemiyor. Çünkü Fransa’da Cumhurbaşkanı F. Holland ile İçişleri bakanlığının “olayı ne olursa olsun aydınlatacağız” sözlerine rağmen Fransa istihbaratı ve polisi Paris Katliamı soruşturmasında savcı ve hakimlere hiç de yardımcı olmuyormuş. Hatta Ömer Güney’in kendisine sorulacak olan sorulara sanki önceden bilgi sahibi imiş gibi cevaplar verdiğinin de söyleyen önemli kaynaklar var. Yani Fransa’nın bu katliamı aydınlatma konusunda işi ağırdan alması ve sürüncemede bırakması Fransa’yı zaten büyük zan altında bırakıyor.
Ömer Güney konusunda Almanya’nın sessizliği de dikkatten kaçmıyor. Almanya kendisini bu katliamdan uzak tutmaya çalışsa da çok büyük bir so rumluluğu var. Ömer Güney’in uzun yıllar Almanya’da kalması, içine girdiği ilişkiler ve Paris Katliamı konuları Almanya’nın sessiz kalma durumunun hiç de basite alınmamasını gerektiriyor.
Bu nedenle Kürt gençleri ve kadınları başta olmak üzere Kürdistanlılar 9 Ocak 2013 günü katledilen 3 devrimci kadını unutmuyor, unutturmayacak da. 21 Eylül’de Almanya’nın Dortmund kentinde yapılacak 21. Uluslararası Kürdistan Festivali de Paris’teki katliamın aydınlatılması açısından önem taşıyor. Fransa, Almanya yetkililerinin bu konudaki en küçük eylemi çok önemsediği için Kürdistanlılar ve dostlarının 21 Eylül’de Dortmund’da olacak. Türkiye, Fransa ve Almanya’nın da on binlerin haykırışına daha fazla kulak tıkayamayacak. Kimin katliamda ne rolü ve sorumluluğu varsa Kürt halkı onları bilmek istiyor. Bilecek ki dostunu da düşmanını da iyi tanısın...
Sakine, Fidan ve Leyla ile festivale
17 Eylül’de Kürdistanlı gençler Belçika’nın başkenti Brüksel’den geleneksel festival yürüyüşünü başlattı. Göğüslerinde üç kadın devrimcinin resimleri, ellerinde Kürdistan bayrakları ve Öcalan posterleri ile yürüyorlar Dortmund’a...