VEYSEL IŞIK
Koronavirüsler, tek sarmallı Ribonükleik Asit virüslerdir. Nükleik asidin zincirleme bir şekilde birbirlerine bağlanarak uzamasıyla oluşturduğu yapıya RNA (Ribonükleik Asit) adı verilir. Ribonükleik Asit biyolojik olarak oldukça önemli bir moleküldür. Hayvanlarda ve insanlarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve enterokolitlere yol açarlar.
Covid-19 hastalığının Koronavirüs ailesindeki diğer hastalıklar gibi ağız ve burundan çıkan damlacıklar yoluyla farklı organizmalara yayıldığına inanılıyor. Bulaşıcı hastalıkların taşınmasında bütün organizmalar birbirinden farklılık gösterir. Fakat son yirmi yıldır yapılan çalışmalarda insanların yüzde 20'sinin yani her 5 kişiden birinin diğerlerinden daha fazla virüs bulaştırma potansiyeline sahip olduğu tespit edildi. Tespit edilen bu duruma 'süper taşıyıcı' adı verildi.
Kayıt altına alınan süper taşıyıcıların tarihi 1900'lü yılların başına kadar gidiyor. Bu yıllarda bir kadının kendisi hiç bir hastalık belirtisi göstermemesine rağmen 51 kişiye tifo bulaştırdığı tespit edildi. 1998 yılında Finlandiya'da bir lise öğrencisinin 22 kişiye kızamıkı, 1995 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde 2 kişi 50 kişiye Ebolayı, 2002-2003 SARS salgını sırasında bir kaç tane süper taşıyıcının her birinin en az 10 kişiye virüs bulaştırdığına inanılıyor.
Covid-19 salgınının Çin'in dışına yeni yeni çıkmaya başladığı dönemde virüsü Singapur'da kaptığına inanılan bir İngiliz'in, Fransa ve İngiltere'de 11 kişiyi enfekte ettiği tespit edildi. Tüm bu veriler bize salgının 'süper taşıyıcı' bir ivmeyi de kazandığını gösterir niteliktedir.
Korona salgınından dolayı dünya genelinde alışkanlıklar değişirken bu yeni düzene uyum da yavaş yavaş sağlanıyor. Covid-19'un sebep olduğu değişiklikler konusunda Euromonitor International'ın tüketici eğilimleri araştırmasında evlerin iş, eğitim, eğlence ve egzersiz gibi birden fazla amaca uygun hale dönüştürüldüğü gözlemlenmiş.
Euromonitor'un yaşam tarzı araştırmaları bölümü Direktörü Alison Angus, "hepimizin de bildiği gibi, hayatlarımız tepetaklak oldu" diyerek yaşanan değişikliklere vurgu yapıyor. Araştırmacı-yazar Prof. Yuval Noah Harari, "en büyük problemimiz doğamızda yer alan nefret, açgözlülük ve cehalettir", diyerek salgından daha tehlikeli durumun insanın yaptıkları olduğuna dikkat çekiyor.
Covid-19 işlenmekte olan tüm sistemlerin üzerine bir karabasan gibi çöktü. Yeryüzünün farklı seslerinin bağıra-çağıra görünür kılmaya çalıştığı nasıl bir insan-doğa ilişkisi bu kriz ile herkesin nazarında belirginleşti. Belirginleşen sistem çelişkileri gün geçtikçe daha da deşifre olacaktır. Covid-19 pandemisinin yol açtığı dünya çapındaki ekonomik, sosyal, kültürel ve sağlık krizi gün geçtikçe daha da büyüyecektir.
Hatta kimi iddialara göre salgının sebep olduğu ve olacağı ekonomik krizin 1929'daki Büyük Buhran'dan bu yana yaşanan en büyük krizlerden birisi olacağıdır. Salgının ekonomik kriz boyutu başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere milyonlarca kişinin işini kaybetmesine sebep oldu. Dünyadaki toplam vakalar 3 milyonu, ölümler ise 200 binin üzerine çıkmış durumda.
ABD'de Covid-19 nedeniyle ölenlerin sayısı 60 bine, İtalya 28 bine, İspanya ve Fransa 24 bine, İngiltere de ise 22 bine yaklaşmış durumda. Virüsten hayatını kaybeden hasta sayısını ülkelerin nüfusuna kıyasladığımızda karşımıza farklı bir tablo çıkıyor. Nüfusa göre baktığımızda dünyada (resmi olarak açıklanan rakamlara göre) her 100 bin kişi içinde Belçika 60,6 - İspanya 48,0 - İtalya 43, Fransa 33,2- İngiltere 29,4 - Hollanda 25,7 - İsveç 21,5 - İrlanda 20,9 - İsviçre 18,7 - ABD 15,9 - Portekiz 8,6 - Danimarka 7,2 - Almanya 7 - İran 6,9 - Kanda 6,4 - Türkiye 3,3 ve Çin 0,3 oranında Covid-19'dan ölümler gerçekleşti.
Anti-demokratik sistemlerin koruyucu güçleri olan hükümetlerin tüm çabaları bir an önce Covid-19 salgınına karşı aldığı önlemleri gevşeterek oluşabilecek tepkilerin önünü almaktır. Virüsün çıkış noktası olan Çin'in Wuhan kenti ve eyaletinin yanı sıra komşu eyaletlerde de Nisan ayı başında önlemlerin bir kısmını esnetme kararı alınırken, Güney Kore'de ise sosyal mesafe kuralları bir süre daha devam edecek.
ABD'de yasakların yakın gelecekte esnetilmesi beklenmezken, Rusya'da Covid-19 önlemleri kapsamında idari izinler 11 Mayıs'a kadar uzatıldı. Türkiye'de vakalardaki yükseliş ile birlikte, sokağa çıkma yasakları, her daim geçerli olan ve belli bir yaş grubunu kapsayan yasakların yakın bir tarihte sonlandırılmasına dair bir işaret henüz gözükmüyor.
Koronavirüsü salgınından en çok etkilenen ülkelerin başında gelen İtalya'da alınan önlemlerin 4 Mayıs'tan itibaren kademeli olarak yumuşatılacağı tartışılırken, özellikle okulların bu sezonda artık açılmayacağı belirtiliyor.
İspanya'da haftalardır sıkı bir sokağa çıkma yasağı uygulanırken alınan tedbirlerin esnetilmesi konusunda henüz ciddi bir plan yok. İngiltere hükümeti ise yaptığı son açıklamada ülkenin kendi test ve temas takibi programını geliştirmeden alınan önlemlerin esnetilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.
Fransa'da yasakların 11 Mayıs'a kadar sürdürüleceği açıklanırken, ülke genelindeki bölgelerin "yeşil" ve "kırmızı" olarak iki kategoriye ayrılacağını, "yeşil" olanlarda şartların daha serbest olacağını, "kırmızı" olanlarda ise kısıtlamaların kısmen devam edeceğini belirttildi.
Kapitalist modernite sisteminin başını çeken güney Avrupa ülkelerinde yaklaşık altı haftadır süren sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması yönünde hükümetlere yapılan baskılar artarken, bunun ilk adımı da Almanya yönetiminden geldi. Almanya'da kademeli gevşeme planı devreye girerken, alışveriş merkezlerinde maske takma zorunluluğu getirildi. Ancak bu düzenleme virüsün yayılma hızının yeniden yükselişe geçmesine sebep oldu.
Elimizdeki tüm veriler salgınların sürpriz olmadığını gösterirken, bağıra bağıra iz düşümü gibi yol alan bu salgınlara karşı yatırımların yapılmaması global kapitalizmin büyük balık olma halidir. Büyük balıklar küçük balıkları yutar gibi kapitalist sermayedarlar da yeryüzünü yutma mücadelesini veriyor. Bu yutmanın önüne geçilemeyen kısık sesli alternatiflerin imdadına belkide Korona ve benzeri salgınlar yetişerek bir süreliğine dahi olsa dahi bu canavarı durdurma kabiliyetini gösteriyor.
Şimdi çevrecilerin, demokratların, kadınların, gençlerin bir bütünen toplumların kapitalist moderniteye gem vurma zamanıdır. Eğer krizlerin temel sebebi olan bu kapitalist sisteme karşı ciddi bir mücadele verilirse o zaman yeni bir dünyayı kurmanın imkanlarına kavuşmuş olunacaktır.