CHP, Kürt Sorunu’nun çözümüne dair plan arayışlarına girmiş.
Bu konuda parti olarak CHP’nin, geç de olsa bu ülkenin en önemli güncel sorununun çözümüne katkı sunması gerektiği, nihayet aklına dank etti ya, öncelikle hele şükür diyelim.
Hatta CHP’nin genel başkan düzeyindeki en son söylemlerini hatırlarsak; Kılıçdaroğlu, bu konudaki kararlılığını kanıtlama adına, “genel başkanlığıma mal olsa da” cümlesini kurma cesaretini gösterdi(!)
Mecliste grubu olan siyasi partilerle ortak bir çözüm konsensüsünü hayata geçirmek için, oldukça mütevazi bir yol haritası da hazırlamış CHP.Mütevazi diyorum çünkü, haritada yer alan maddelere bakılırsa, Kürt Sorunu’na ciddi ve nihai bir çözümü mümkün kılacak somut herhangi bir çözüm önerisi yok.
Mecliste çözüme ilişkin geniş tabanlı bir tartışmanın başlatılmasını salık vermekten başka CHP’nin, anayasal ve reel toplumsal uygulamalarda, etkili çözüme gidebilecek önerilerden hala fersah fersah uzakta durduğu görülüyor.
Peki hem ana muhalefet partisi olarak hem de ezilenlerin partisi olma savındaki CHP, bu zamana kadar Kürt Sorunu’nun çözümüne ilişkin ne yaptı?
Kürt Halk İradesinin meclisteki temsilcilerine bırakalım herhangi bir siyasi destek sunmasını, gün be gün yaşanan saldırılar ve hak ihlallerine ilişkin, ezilenlerden yana dişe dokunur ne dedi, ne yaptı?
Bu ülkede sanki hiç böyle bir sorun yokmuş gibi gerçekleri görmezden gelip, yaşananlara kulak tıkamakta MHP’den pek farklı bir tutum sergilemeyen CHP’nin, bu yeni çıkışı-çözüm arayışı gerçekten ne kadar inandırıcı?
Bu ülkede yaşayan halklar, siyasi partilerin mütemadiyen taktiksel vaatlerde bulunup, seçim erteleri bu vaatleri hiç yapmamış gibi davrandıklarını çok iyi bilirler. Bunun için ülke insanı, vaat ve önerilerden çok, elle tutulur değişiklik ve yaptırımlar görmek istiyor artık.
Peki CHP, fonksiyonel bir ana muhalefet partisi olmanın gereği olarak, Kürt Sorunu’nu gerçekten çözmek istediğini veya en azından çözüme kalıcı bir katkı sunmaktaki “kararlı”lığını ne kadar sürdürebilecek?
Bunu kanıtlamak için, çözüm tartışmalarını başlatma önerisinin yanı sıra, bilfiil olarak CHP, üstlenmesi gereken sorumluluk ve görevlerini yerine getirebilecek mi?
Çözümü asla ertelenemeyecek ve artık hayati bir acillik arz eden sorunlar, bu ülkenin günlük yaşam rutini gerçeğine dönüşmüşken; bu sorunların en başlıcası, “insanın yaşam hakkı” ilkesinin devlet tarafından ayaklar altına alınmasına karşı mücadelede CHP, tabanını ne kadar seferber edebilecek? Ya da seferber etmeyi başarabilecek mi?
Toplumun her kesiminden insanların sırf muhalif görüş ve düşüncelere sahipler diye, devletin güvenlik(?) görevlilerince sokak ortalarında dövülmeleri, tartaklanmaları, hapislere tıkılmaları ve öldürülmelerini gündeme getirmekten çekinen bir CHP mi?
Yoksa ana akım medya denilen, basın tekelinin yandaş gazetecileri iktidara övgü yağdırmaktan öte bir şey yapmazken; görevlerini yapmaktan başka kendilerine atfedilebilecek hiçbir suçlama bulunmamasına rağmen, muhalif basın elemanları ve Kürt gazetecilerin yargılanmaları, aylardır gözaltında tutulmalarına ses çıkarmayan bir CHP mi?
Ya da KCK adı altında, bir halkın siyasi seçilmişlerinin ve neredeyse Kürt Halkı’nın var olduğu bütün alanların, birer devlet hapishanesine çevrilmesine seyirci kalan bir CHP mi?
İktidarın biat kültürünü dayattığı her alanda, insanlık onuruna sahip çıkan ve baskılara boyun eğmeyenlerin yanında saf tutmaktan imtina eden bir CHP mi?
Tam olarak ne idüğü belirsiz, derin mi derin olan Ergenekon davasındaki usulsüzlüklere gösterdiği hassasiyetin binde birini, bu ülkenin muhalif, devrimci, demokrat ve Kürtlerine uygulanan zulüm siyaseti, yargı usulsüzlüğü ve yüzsüzlüğüne karşı göstermeyen bir CHP mi?
Bunlardan hangi CHP, adı geçen “Kürt açılımı” ile Kürt Sorunu’nu gerçekten çözme niyetinde?
Geçmişte bu ülkede yaşayan insanların, halkların, inanç gruplarının ayyuka çıkmış sorunlarını hep görmezden gelmiş bir muhalefet partisi olarak CHP’nin bu kör siyasetinin, artık geçmişte kaldığı; yeni CHP’nin gerçek bir halk partisi olacağına, ikna olmamız isteniyor.
İyi de ikna olmak sadece lafla olmuyor! CHP öncelikle Kürt Sorunu’nun çözümünde taraf ve muhataplardan biri olan Türk halk yığınlarını kendi seçmenlerinden başlayarak; eşitlikçi, adil, onurlu ve insanca bir barış’tan yana ikna ederek, ilk adımı bir atsın… İşçinin, emekçinin giderek açlığa mahkum edilmesine, insan hak ve hürriyetlerinin kuşa çevrilip, gasp edilmesine karşı, siyaseten ağırlığını bir ortaya koysun da…
Biz de o zaman CHP’nin samimi niyetini sorgulamayı bir kenara bırakırız belki.