İran ordusuna ait askerler ellerinde bilgisayarları ile İngiliz parlamentosuna girmeye çalışsa muhtemelen bunu hepimiz duyarız. Ancak geçtiğimiz yıl Ekim ayında İngiliz parlamenterlerin e-posta hesabını ele geçirmeye yönelik gerçekleşen saldırıyı muhtemelen çok fazla kişi duymamıştır. Fiziksel sınırların ortadan kalktığı dijital dünyada adına siber saldırı dediğimiz olay, kıran kırana geçiyor. Öyle ki gerçek ‘dünya savaşları’ perde arkasında yaşanıyor dersek abartı olmaz. Ülke siyasetlerini şu an belirleyen en temel etkenlerden biri bu alan olmuş durumda. Kameralar önünde el sıkışıp ortak çalışmaktan bahseden politikacılar, arka planda birbirinin hatlarını kırmakla meşguldür. İran’dan Türkiye’ye, İsrail’den Hollanda ve Kuzey Kore’ye uzanan yelpaze baş döndürücü olaylara sahne oluyor. Bunu biraz açmakta fayda var…

İnternet alanında da ABD hegemonyası var çünkü interneti ilk olarak askeri amaçlı geliştirenler onlar! Fakat bu hegemonya diğer ülkelerin bu alandaki yatırımlarıyla beraber siber savaş alanına taşındı. Bugün G20 ülkelerinin, NATO’nun, İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerin siber savaş anlamında ciddi yatırımları bulunuyor. Örneğin 2018 yılı Eylül ayında Amerikan Başkanı Trump’ın imzalayıp deklare ettiği Ulusal Siber Stratejisinin ana başlıklarına baktığımızda kritik altyapıların korunması, siber suçlarla mücadele, Amerikan etkisinin arttırılması gibi başlıklar ön plana çıkmaktadır. Ulusal güvenlik dedikleri şeyin bel kemiği ‘siber’ güvenliktir. Trump anlamasa da bunun ne kadar önemli olduğunu bilir çünkü başkanlığını da buna borçlu! Amerikan İstihbarat Dairesi tarafından kamuoyuna açık bir şekilde yayımlanan raporla da bu gerçek kabul edildi. Seçimler sırasında Hillary Clinton’un maillerinin deşifre olması, Facebook üzerinden seçmen yönlendirme ve daha pek çok ilginç gelişmede Ruslar açıkça ABD halkını hackledi! Emri veren ve sanal ordusunu devreye sokan Putin, savaşın nasıl kazanılacağını göstermiş oldu. Rus hackerler 17 ülke üzerinden saldırı gerçekleştirmişti. Ortadoğu’daki etkinliği ve ABD’ye açık pozisyonda karşıt siyaset yapmasının bir ayağı da arka plandaki savaştan kazandığı özgüven olduğunu söylemeye gerek yok.

Siber savaş olarak adlandırabileceğimiz bu yeni alanda yaşanan olaylar çok karışık görülmekle birlikte güncel politikadan kesinlikle bağımsız değildir. Bunun en iyi örneği “Stuxnet” olayıdır.  ABD, İran’ın nükleer tesislerini devre dışı bırakmak, zenginleştirilmiş uranyumu patlatmak için geliştirilen bu yazılım zamanın teknolojisine kıyasla oldukça ileri sayılabilecek kompleks kodlar içermekteydi. Bu yazılımın nükleer tesislerin altyapısına bulaştırılması için harici taşınabilir belleklere gizlenip tesislerin etrafına gelişi güzel bırakıldı. Sonrasında bunu bulan ve bilgisayarlarına takan meraklı çalışanlar sayesinde yazılım kritik donanımlara bulaştı. İran çok büyük zarara uğradı ve karşı atağa geçerek hala ölmediğini ispatladı, ABD’nin bankalarını çökertti. Bu olayın gösterdiği en önemli şey, bilgisayar virüslerinin gerçek yaşamda nasıl yıkımlar gerçekleştirebileceği idi. Ortadoğu ve dünya siyasetinde ‘gerçekte’ neler döndüğünü en iyi öğreten şeylerden biri olan bu virüs saldırısı, “Zero Days” adı ile belgeselleştirildi. Politika ile ilgili olan herkesin mutlaka izlemesi lazım diye düşünüyorum.

Benzer şekilde bir örnek daha vermek gerekirse, Hollanda Savunma Bakanı Rusya ile siber savaş içerisinde olduğunu açık açık deklare etti. Çok değil daha 2018 yılı Ekim ayında Hollanda Den Haag şehrinde bulunan “Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütünün” kablosuz ağına sızma girişimi nedeniyle Hollanda hükümeti 4 Rus vatandaşını sınır dışı etti. 2018 yılı Ocak ayında basına yansıyan haberlere göre de, Hollanda İstihbarat Servisinin (Algemene Inlichtingen en Veiligheidsdienst) 2014 yılı ortasında Rus hacker grubu Cozy Bear’ı hacklediğini ve bir yıla yakın süre izlemeye aldığını, bu grubun Beyaz Saray ve Kongrenin internet altyapısına sızdığı istihbaratını Amerikan hükümetiyle paylaştığını öğrendik. Haber ayyuka çıktıktan sonraki bir hafta boyunca Hollanda bankaları siber saldırıya uğradı ve iş yapamaz duruma geldi…

Biraz da doğu cephesine bakmak gerekirse Amerikan siber istihbarat firması CrowdStrike 2015 yılı raporunda Çinli hackerların dünya çapında enerji, ulaşım, teknoloji gibi alanlarda faaliyet gösteren Amerikan firmalarını ticaret sırlarını çalmak üzere hedef aldığını belirtti. 2015 yılı Eylül ayında gerçekleşen Obama ve Xi Jinping görüşmesinde bu konu masaya yatırıldı ve ticarette kendilerine avantaj sağlayacak sırları çalmaya yönelik aktiviteleri devlet olarak gerçekleştirmeyeceklerine veya yapanları desteklemeyeceklerine ilişkin anlaşma imzaladılar. Öte yandan devlete yönelik casusluk faaliyetlerini işin doğasına uygun bulup kısıtlamamaya karar verdiler. Fakat o işin siyaset kısmı çünkü sırları çalma işi tam gaz devam ediyor.

Amerika, Çin, Rusya, Hollanda ve İran’dan bahsetmişken bu alanda güçlü bir oyuncu olan Kuzey Kore’den de bahsetmemek olmaz. New York Merkez Bankasındaki Bangladeş Merkez Bankası hesabından 1 milyar dolar çalacakken “foundation” yerine “fandation” yazarak kendilerini ele verseler de İngiliz istihbaratına göre siber saldırılar aracılığıyla yıllık 1 milyar dolar gelir elde ediyorlar. Kuzey Kore’nin izole durumuna rağmen siber alanda güçlü olmasını ülkesindeki yetenekli gençleri önce Çin’deki üniversitelerde bilgisayaryazılım alanında eğitim almaya göndermesine ve sonrasında onları Amerikan ve Avrupalı şirketlerde çalışmaya teşvik etmesine borçlu olduğu çeşitli basın kaynaklarında ifade ediliyor. Bir başka ilginç detay, bugün kripto para piyasalarında (Bitcoin vs.) en aktif yerlerin başında gelmeleri, ABD yaptırımlarına karşı bir koz olarak duruyor.

Özellikle Kurdistan’da yürüttüğü kirli savaş teknolojisi ile övünen ve son süreçte bu alana büyük yatırımlar yapan Türkiye, siber güvenlik alanında geri kalmış ülkelerden biri diyebiliriz. Bu alanda web sitelerine erişimleri yasaklamak ve sosyal medya paylaşımları yüzünden vatandaşlarını gözaltına almak dışında bir operasyonu bulunmamakla birlikte, 2018 yılı Temmuz ayında Siber Güvenlik Kümelenmesini ilan etti. Kümelenmenin kendi web sitesinde yer verdiği ifadeye göre kamu kurum, kuruluşlar, özel sektör ve akademi temsilcilerinin katılımlarıyla Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından desteklenen bir oluşum. İleriki dönemde neler yaptıklarını yakinen takip etmekte fayda var.

Siber savaşla ilgili örnekleri çoğaltmak mümkün! Çünkü devletlerin tüm kirli sırları ve niyetleri bu alanda saklı. Dün kontra kiralayanlar bugün sanal ordu kuruyor. Bunun için hükümetlerin sponsorluğunda organizasyonlar, yapılar veya gruplar kiralanıyor, kullanılıyor ve onların aracılığıyla amaçlarına yönelik saldırılar durmaksızın gerçekleşiyor.