
Almanya’da bu sene yaz, son derece sıcak geçiyor; termometreler, biraz abartılı gelebilir ama, sanki sıcaklığın son derecesini gösteriyor. Bünyem alışık değil bu ısıya; güneşin samimiyetine alışık değil. İşte bu sıcakta, soluk almam gerekiyordu. Kendimi, Kassel’deki Fridericianum Müzesi’ne davet ettim; daha doğrusu, müzeye sığındım. Bunu, doğanın beni müzeye yönlendirmesi olarak algıladım. Doğa beni sürüklemişti; sadece bünyem değil, ruhum da soluk almak için fırsat bulacaktı. Böylelikle, müzedeki “Nature After Nature (Doğadan sonra gelen doğa)” başlıklı sergiye doğru yönelttim adımlarımı.
Nature After Nature
Enteresan bir binanın içinde buldum kendimi. Fridericianum Müzesi, İkinci Dünya Savaşı’ndan dolayı büyük hasarlar görmüştü. Şimdiyse o hasar hiç belli olmuyordu. Hatta önünden geçenler için hoş, çekici, estetik bir bina şimdi burası.
Giriş kartımı aldıktan sonra kasada çalışan güleryüzlü genç kadın, çeşitli salonlarda bulunan eserlerin isimsiz, etiketsiz olduğu konusunda uyararak broşürle gezmemi önerdi. “Nature After Nature” sergisine gitmek isteyenlerin de aklında bulunsun: Gerçekten de broşürün yanınızda bulunması gerekiyor. Yanınızda olmadığı takdirde, sergi her haliyle şifreli gelebilir. Yanımda broşür olmasaydı, çoğu eserin hikayesini anlamazdım. Sergi, farklı ülkelerden gelen oniki sanatçının toplam yetmişyedi eserinden oluşuyor. Olga Balema, Juliette Bonneviot, Björn Braun, Nina Canell, Alice Channer, Ajay Kurian, Sam Lewitt, Jason Loebs, Marlie Mul, Magali Reus, Nora Schultz, Susanne M.Winterling eserleri bulunan sanatçılar…
Sergideki Björn Braun imzalı “Yaban Domuzu Kazanı” adlı eserini inceliyorum. Braun’un, annelerin yeni doğmuş yavruları için hazırladığı kazan, reçine, toprak ve çelikten yeniden işlenmiş çalışmasını dikkatle izliyorum. İlginç olan ise, kazan sanki doğalmış gibi yanıltıyor sizi. Aynı sanatçıdan doğal elyaflardan, tahta sopalardan, plastik çiçeklerden ve daha başka yapay malzemelerden bir dizi renkli kuş yuvaları, zebra ispinozlar tarafından inşa ettiriyor.
Braun’un eserlerinin ardından Nina Canell’in kablo, beton ve çelikten oluşan “Mid-Sentence” isimli eseri dikkatimi çekiyor. Eserde, insan kolu büyüklüğünde kesilmiş bir veri kablosu var. Çağımızın hayat damarını canlandırıyor.
Marlie Mul’un çalışması ise daha fazla reçine, kum ve taştan oluşuyor. Sanatçı, salonun zemininde reçineyle yaptığı gerçeğine çok benzeyen petrol gölcükleriyle, insanların yeryüzüne yaptığı yamaları anlatmak istiyor sanki.
Salonları gezdikçe eserlerde doğanın yapay materyallerle neredeyse içiçe geçmişliğinin anlatıldığı dikkatimi çekiyor.
Daha önce “Mid-Sentence” eserini gördüğüm Nina Canell’in başka bir salonda bu kez de “Nostalgia in New Car” isimli eseriyle karşılaşıyorum. Canell bu eseriyle, günümüzde havanın giderek araçsallaştırılmasını anlatıyor. Canell’e göre, sezgisel kullandığımız koklama duyusu, kolaylıkla maniple edilebilir; kimyasal reaksiyonlardan oluşan, imite edilmiş ürünler, bize hayal ettiğimiz kokuları telkin edebilir.
İklim koruma sergisi değil
“Nature After Nature” sergisi, ahlaki bir çağrışımın peşinde değil. Müze Direktörü Susanne Pfefferin de, “Bu sanatsal yapıtlar iklim korumayı ele alan çalışmalar değildir” diyerek bunu vurguluyor. Evet, insanlığı açıkça eleştiren bir sergi olduğunu söylemek mümkün değil; ama aynı zamanda doğaya hassas yaklaşılması gerektiğini gösterebiliyor. Eleştiriden tamamen yoksun da diyemeyiz. Ancak doğanın karakteri ne kadar devasa ve yaratıcı olsa da o kadar da savunmasız ve zayıf olduğundan söz edebiliriz.
Sergiye katılan sanatçılar eserlerinde, “Günümüzün doğası farklı, eskisine nazaran çok şey değişti, yapay materyallerle iç içe geçmiş doğa gerçekliğini görün” demiş oluyorlar. Zaten kapitalist çağla birlikte gelen doğa katliamlarıyla, yeraltı sularının, denizin, nehirlerin kirletilmesiyle bunu hepimiz görebiliyoruz. Sular kuruyor, hayvan türleri tükeniyor, ozon tabakası bozuluyor... Evet, doğa değişim içinde. Fakat iyi anlamak için derinlemesine bakmak gerekiyor. Sergiyi anlamak için de, aynen öyle, derinlemesine, dikkatlice bakmak gerekiyor işte.
“Nature After Nature” sergisi, 17 Ağustos’a kadar Kassel Fridericianum müzesinde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
ÇETİN DEMİRBİLEK