“Evinden çıkmayan umutsuz bir şekilde kendi sonunu bekleyen bir insandan, kıpır kıpır yerinde duramayan bir insana dönüşmüştüm. Ben kızıma yol göstereceğime, kızım bana yol göstermişti. Onun sayesinde yeniden yaşama tutundum ve tüm zorlukların üstesinden gelebileceğimi anladım.” MEHMET ZAHİT EKİNCİ HAMBURG Sevgi Polat, 2 çocuk annesi ve Hamburg’da yaşıyor. 2009’dan bu yana Tiyatro Asmin grubunda oyunculuk yapan Polat, kültürel faaliyetlerde bulunmaya kızı Filiz Polat Bozkurt’un teşvikiyle başladığını belirtiyor. Bu şekilde guatr kanserini yendiğini belirten Sevgi Polat, “Eğer bugün yaşıyor ve mücadele ediyorsam bunu sanatsal çalışmalara borçluyum” diyor. Sevgi Polat, Dersim Katliamı’ndan kurtulan Pülümürlü bir ailenin çocuğu olarak Kars’a bağlı Laloğlu köyünde 1965 yılında dünyaya gelmiş. “Kırım, yoksulluk ve acı hikayelerle büyümüş olsam da mutlu bir çocukluğum oldu” diyen Laloğlu çocukluğuna dair şunları anlatıyor: “450 hanelik bir köy olan Laloğlu’nda herkes Kirmanckî konuşuyordu. Türkçe konuşmak ayıplıydı o zamanlar. Ben de herkes gibi okula başladıktan sonra öğrendim bu dili. Gelenek ve göreneklerin yoğunca yaşandığı bir yerdi. Küçüklüğümden beri anadilimle stran söylemeyi çok seviyordum. Babam iş için 1969 yılında Almanya’ya gelinceye kadar gurbetliği bilmezdim. Daha sonra annemi yanıma alınca birkaç sene boyunca Ninem Nigar, amcalarım ve yengelerimin yardımıyla hayatımızı devam ettirdik. Ninem hayattaki ilk öğretmenim olduğu kadar yoldaşım ve sırdaşımdı. Anadilimi bugün bu kadar düzgün konuşabiliyorsam onun sayesindedir.” Köyün dışına ilk çıkış Babası ve annesi ardından kardeşleriyle birlikte Almanya’ya geldiklerini anlatan Polat, şöyle devam ediyor: “1971’in yazında babam bir taksiyle köye gelmişti. Tatilden sonra kardeşlerimle beraber bizi Almanya’ya getirdi. Altı kardeş, annem, babam hepimiz aynı taksideydik. Aileme kavuşmanın sevinci kadar köyden ayrılmanın da hüznü vardı üzerimde. Unutmayayım diye her şeyi gözlerimin derinliklerinde saklamak istedim. Köyün dışına ilk çıkışımdı benim. Yollarda gördüğümüz büyük binalar bizi şok etmişti. Kardeşim ‘Aboooo abla baksana diyerek’ şaşkınlığını ifade ediyordu. Tabii her şey bize çok yabancıydı. Hamburg’un Altona semtinde bir buçuk odalı bir eve yerleştik. Daha sonra okula başladık.” Müzik sevgisi hep vardı Altona’daki ev dar gelince Geestacht’a taşındıklarını ve burada müzik yapmaya başladığını aktaran Polat, sahneye çıkmaya başlamış. Ancak evlenince ara vermek zorunda kalmış: “Geestacht Sivaslı Alevi nüfusunun yoğun yaşadığı bir kentti. Kendimize göre sosyal bir çevre edinmiştik. Düğünlerde türkü söylerdim çoğu zaman. Sesim beğeniliyordu. Burada oturan gençlerle bir grup kurup düğün, kına ve nişan gibi etkinliklerde türkü okurduk. Evlendikten sonra eşim istemediği için uzun bir süre türkü söylemekten mahrum kaldım. Ama müzik sevgisi hep kalbimde vardı.” Kızı ön ayak oldu Sağlık sorunları yaşadığını, ardından babasının vefat ettiğini, eşinden ayrılmak zorunda kaldığını belirten Sevgi Polat, dernek içerisindeki müzik çalışmasının kendisi için kurtarıcı olduğunu ifade ediyor. “Her şey üst üste gelmişti adeta. Zamanımın çoğu evde yalnız başıma geçiyordu. Zor dönemlerdi” diyen Polat, kızının teşvikiyle kültürel faaliyetler içerisine girmiş: “Kızım Filiz, o esnada Geestacht’ta faaliyet yürüten Hak-Bir derneğinde folklor oynuyordu, koro çalışmalarında da yer alıyordu. Benim eve kapanmış halim onu çok üzüyordu. Beni defalarca buraya götürmek istemesine rağmen o gücü kendimde bulamıyordum. Bu böyle olmayacak diyerek bir gün elimden tutup beni derneğe götürdü. O esnada koro çalışmaları vardı. Hastalığı da ikinci planda kaldı Filiz, beni koro hocası Hasan Şimşek’le tanıştırırken şakayla karışık ‘Annem size emanet, eti sizin kemiği benim’ dediğini unutamıyorum. Sesim beğenilince koronun vazgeçilmez elemanı oldum. Sosyal yaşamım değişince hastalığımın ikinci planda kaldığını gördüm. Koro çalışmaları bana büyük bir özgüven kazandırdı. Kendi yeteneklerimin farkına varınca da yepyeni bir Sevgi’nin ortaya çıktığına şahit oldum. Evinden çıkmayan, umutsuz bir şekilde kendi sonunu bekleyen bir insandan kıpır kıpır, yerinde duramayan bir insana dönüşmüştüm. Ben kızıma yol göstereceğime, kızım bana yol göstermişti. Onun sayesinde yeniden yaşama tutundum ve tüm zorlukların üstesinden gelebileceğimi anladım.” ‘Aradığım kişi sensin’ Tiyatroya olan merakını ve bu işe nasıl başladığını merak ediyoruz Polat’ın. Her şeyin tesadüfi bir şekilde başladığını söylüyor. “2009’da Hak-Bir’de koro çalışmalarında iken derneğe bir tiyatro hocasının geldiğini söylediler. Tiyatro, yabancısı olduğum bir dünyaydı. Bir gün tiyatro yapabileceğim aklımın ucundan geçmezdi. Atölye çalışması için buraya gelen tiyatro hocası Ferman Karayiğit’le yollarımız burada kesişti. Etrafına bir grup insan toplayıp tekst üzerinden onlara bir şeyler okutuyordu. Yapar mıyım yapamaz mıyım dediğime bakmadan, benim de elime bir tekst tutuşturdu. Böyle bir deneyimimin olmadığını söyleyince teksti bana iki sefer okuttuktan sonra ‘tam aradığım kişi sensin’ diyerek beni şaşkınlığa uğrattı. İlk oyun: Kadınlık Bizde Kalsın O esnada yaklaşan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü için oyun hazırlıkları vardı. Beni de buna dahil edince birden kendimi yepyeni ve oldukça güzel bir dünyanın içinde buldum. ‘Kadınlık Bizde Kalsın’ oynadığım ilk oyundu. 2009’dan bu yana da Asmin Tiyatrosu’nda yaklaşık 12-13 oyunda rol aldım. Zamanla yeni şeyler öğrendim. Bu dünyaya girmemde Ferman Karayiğit’in payı büyüktür. Müzik ve tiyatro sevgisiyle kanser hastalığımı yendim. Bundan sonra herhalde bu dünyadan kopamam.” Yeni oyun Ekim ayında Son olarak ne söylemek istediğini soruyoruz Polat’a, şunları aktarıyor: “Yeni Özgür Politika gazetesi her zaman haberlerimizi yaparak bizi onore etti. Gazetenin sayesinde bir çok insan bize ulaştı ya da biz onlara ulaştık. Sizin şahsınızda gazetenin emekçilerine teşekkür etmeyi bir borç biliyoruz. Ekim ayının 19-20 ve 21’inde ‘Hamburg Tiyatro ve Edebiyat’ buluşması adı altında bir etkinliğimiz var. Tiyatro Asmin olarak bu organizasyonu yapıyoruz. Hamburg’da yaşayan tüm tiyatro ve sanatseveri bu etkinliğimizde mutlaka aramızda görmek isteriz.”