Ferhat Tunç: Açlık grevi onurlu bir direniştir. Ben bir sanatçı olarak grevdeki tutsakların sonuna kadar yanındayım. Cezaevlerinde giderek ölüm orucuna dönüşen bir süreç yaşanıyor. Ve hükümetin tutumu son derece tehlikeli. Hükümet vakit kaybetmeden bu talepleri duymalı, Öcalan ile görüşmeli ve Kürt sorununun çözümü için adım atmalıdır.
Pınar Aydınlar: Türkiye'nin dört bir yanındaki cezaevlerinde "tecrit" adı altından baskılar bütün hızıyla devam ediyor. Asıl mesele düşüncedir ve düşünceyi kuşatacak ordu yok ve hiçbir zaman olmayacak. Eşitlik ve özgürlük adına verilen tüm mücadelelerin ve siyasi tutsakların yanındayız. Tüm siyasi tutsakları ve direnenleri eşit ve özgür bir ülkenin özlemiyle selamlıyorum.
Derya Alabora: İnsanların, bir şeyin çözüme ulaşması için bedenini ölüme yatırması, barışçıl çözüm için bunu yapması çok önemli. Kürt meselesinin çözümsüz kalması bu yüzyılda çok çağdışı kalmış bir meseledir. Artık Kürt meselesine çözüm yolu bulunmalıdır. Son derece insani taleplerdir. İnsanlar ana dilinde konuşmalıdır. Kürt sorunu mutlaka bir çözüme ulaşacak; ancak önemli olanın hükümetin bu konuya duyarlı olması. Her şey çok yakınımızda, elimizi uzatsak dokunacağız.
Hüseyin Karabey: 19 Aralık 2000'de gerçekleşen operasyondan sonra Türkiye'deki cezaevleri kamuoyundan tecrit edildi. Biz o tarihten beri duyarlılığımızı yitirdik. Bu girişim mahkumların başka çaresi kalmadıkları için yaptıkları bir eylem. Bu eylemler, kamuoyunda tekrar duyarlılık yaratılması için önemlidir. Anadilde eğitim ve savunma hakkı tartışılmaz ve kamuoyu tarafından kabul edilen bir konu. Bu talepler hayati önemdedir.
Lale Mansur: Açlık grevindekilerin taleplerin yerine gelmemiş olması korkunç bir şey. Bu insanlara bu kadar acı çektirmeye ne gerek var. Tartışacak bir şey yok bu taleplerin bir an evvel hayata geçirilmesi gerekiyor. Medyanın ve kamuoyunun bu duyarsız, bana dokunmayan yılan bin yaşasın, benim oğlum grevde değil bana ne tavrını korkunç buluyorum. Bu ülke insanların bunu hak etmediğini düşünüyorum.

DİHA/İSTANBUL




Türkiye Barış Meclisi: Herkesin yapacakları var

Türkiye Barış Meclisi, Kürt siyasi tutsakların sürdürdüğü açlık grevinin 40'lı günlere dayandığını belirterek, "Açlık grevlerine sessiz kalmayalım" çağrısında bulundu.
Yazılı bir açıklama yapan Türkiye Barış Meclisi, açlık grevlerinin artık insanların hayatlarını tehdit eder sınıra ulaştığına dikkat çekerek, "Açlık grevi yapan tutukluların temel taleplerinden biri, İmralı Özel Cezaevi'nde 450 gündür tecrit ve görüş yasağı uygulanan PKK lideri Abdullah Öcalan'ın barış ve Kürt sorununun demokratik, adil çözümü ve barış konusunda işlevini yerine getirmesinin zeminin ve olanaklarının yaratılması, sağlık koşullarının iyileştirilmesidir. Öcalan'ın çatışmaların durdurulması ve Kürt sorununun çözümü konusunda önemli ve işlev ve rolle sahip olduğu, Oslo görüşmeleri diye tanımlanan süreçte çok açık görüldü" dedi.
"Türkiye'nin barışa su gibi, hava gibi acil ihtiyaç duyduğu bugünlerde, barışı tehdit eden bu tablo karşısında insanlık onuruna ve barışa sahip çıkmanın tam zamanıdır" diyen Türkiye Barış Meclisi, kamuoyuna şu çağrıyı yaptı: "Sizleri, Abdullah Öcalan'a karşı ulusal ve evrensel hukuka, insan haklarına tamamen aykırı ve keyfi siyasi tecrit uygulamasına son verilmesi, barış için diyalog zeminin yaratılması ve yeni ölümlerin yaşanmaması için hükümet nezdinde girişimlerde bulunmaya çağırıyoruz. Ölümleri durdurmak ve acıları indirmek için hepimizin, herkesin mutlaka yapacağı bir şeyler olduğuna inanıyoruz."

ANKARA