Türkiye’nin Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarına karşı çıkan sanatçılar, ne yapılacaksa şimdi yapılmalı diyerek herkesi Türk Devletinin saldırılarını durdurmak için birlikte mücadele etmeye çağırdı.
Türk Devletinin işgal saldırılarına karşı tarihi direniş devam ederken hafta sonu dünya genelindeki Kürdistanlılar ve dostları ayaktaydı. Başta Avrupa ülkelerinde olmak üzere Hong Kong’dan Ekvator’a kadar yapılan eylemlerde Kürt halkıyla dayanışma mesajı verilirken, DAİŞ’e karşı amansız mücadele veren Kürtlerin yalnız bırakılmaması çağrısı yapıldı. Uluslararası kamuoyuna Türk Devletinin saldırılarını durdurma çağrısı yapılan eylemler yayılarak devam ediyor. Kuzey Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara sert tepki gösteren sanatçılar, Kürt halkıyla dayanışma çağrısında bulundular. Son günlerde yaşanan gelişmelerin kaygı ve korku verici olduğunu söyleyen İlkay, Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşanan sorunların tam ortasında olduğunu belirtti. İlkay saldırılara ilişkin olarak, “Orada demokratik bir oluşum yaratmaya çalışan Kürt güçlerinin DAİŞ’le birebir savaşarak yaratmaya çalıştıkları bir güzelliğin önünü kesmeye yönelik diye düşünüyorum. Sadece Kürtlerin değil Ortadoğu’ya yönelik halkların yan yana, kardeşçe yaşayabileceği bir sistemin kurulabileceğine inanan bütün güçlere yönelik bir saldırı” dedi.
CHP’nin oksimoron açıklaması
Uzun süredir süren savaşın Türkiye’yi olumsuz etkilediğini ancak “Savaşa hayır” diyenlerin Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile işlerinden çıkarıldıklarını, tepki gösteren insanların baskılara, gözaltı ve tutuklamalara maruz kaldığını dile getiren İlkay, “Yine benzer baskılar olabilir ama bizim bir araya gelip başka neler yapabiliriz diye düşünmemiz gerekiyor. Bir an önce ‘savaşa hayır’ çığlıklarının etkisiz olduğu halden çıkıp, gerçek bir muhalefet doğurabilecek bir oluşumu hazırlamaya çalışmamız gerekebilir. Ana muhalefet partisi tezkereye ‘içimiz kan ağlaya ağlaya ‘evet’ diyoruz’ dedi. Bu bilimsel anlamda oksimoron denebilecek bir cümleye denk gelecek bir cümle. İdare-i maslahatçılıktan vazgeçip ‘oy potansiyelimi kaybedebilirim’ demek yerine ilkeler bazında bir politika yapmaya bir an önce dönmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Kaybedecek birşeyimiz kalmadı
Şu anda yapılan operasyonun boyutunun belirgin olmadığını, her zaman olduğu gibi iç politikayı kurtarmaya yönelik bir hamle olabileceğini belirten sanatçı İlkay Akkaya, her acının birbirini doğuracağı çok kötü bir döneme girildiğini kaydetti. Kadın ve çocukların her zaman zulüm gören kesim olduğunu vurgulayan İlkay, “Zulüm katmerlenecek. İnsanlar göç yollarına düşecek belki ve Suriye’de yaşanan şey yaşanacak ülkemizde de. Bunun olmasını kesinlikle hiçbirimiz istemiyoruz. Bunun olmaması için de ne yapmamız gerektiği konusunda yan yana gelmemiz gerekiyor bedeli ne olursa olsun. Kaybedecek çok şeyimiz yok aslında” diye konuştu.
Halkların kardeşliğine inanıyorum
Bütün dünyada bir barış hareketinin gelişmesi gerektiğini söyleyen İlkay, “Aslında 1968’den beri bütün dünyanın sadece yüzde 10’u güzel bir dünyanın mümkün olabileceğine, emperyalizmin, kapitalizmin elinde oyuncak olmaya zorunda olmadığımıza inanıyor. Ama bu yüzdelik genişlerse hepimizin yararına olur. Ben halkların kardeşliğine inanıyorum. İstenirse hem kapitalizm hem emperyalizm ülkemizden atılabilir. Ama bu Ortadoğu coğrafyasını Türkiye’yi de katarak söylüyorum, halkların kardeş olduğuna inanıp, ezilenlerin sosyolojisi üzerinden, ekonomisi üzerinden yan yana gelip ‘hayır’ demesine bağlı” dedi.
Kürtler kendi kaderine terk edildi
Kürtlerin her zaman bir “soykırım” tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyleyen sanatçı Rotinda, Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye başlattığı bu operasyonla Kürtlere soykırım yapılmak istediğini savundu. Rotinda, “Bu soykırım dünyanın gözü önünde olurken, devletlerin sessiz kalınması kabul edilemez. Yine anlaşılmıştır ki; Kürtler kaderine terk edilmiştir. Bu nedenle dört parçadaki Kürtler bu soykırıma karşı birlik olmalıdır. Eğer Kürtler bir olup direnirse, başaracaktır” dedi.
Direniş belirleyici olacak
“Kürt soykırımına karşı öncelikle demokrasi ve barıştan yana olan herkesin karşı durması insani bir sorumluluktur” diyen Rotinda, şöyle devam etti: “Eğer bugün bu soykırıma karşı durmayacaklarsa yaşamlarının sonuna kadar bir şey yapmasınlar. Kürtlerin başarısı Kürtlerin birliğinden gelir, bu unutulmamalıdır. Eğer direnirsek, o zaman dünya devletleri bize sahiplenir. Yoksa sahiplenmez. Devletlerin ne yapacağı belli çıkarlarına göre hareket ederler. Onun için önemli olan Kürtlerin direnişi olacaktır.”
ABD ve Rusya bu saldırılara destek verdi
Kürt siyasetçi ve yazar Fuat Önen, bu operasyonun ne Türkiye ne de uluslararası hukukta meşru olduğunu belirtti. YPG’nin Türkiye’yi tehdit ettiği yönündeki açıklamaların doğru olmadığı, bu nedenle operasyonu “işgal” olarak gördüğünü vurgulayan Önen, “Kürtlerin kazanımı nerede olursa olsun Türk devleti için bir tehdit olarak görülüyor. Yani Türk devleti kendi varlığını Kürdistan’ın yokluğu üzerine kurgulamıştır. Bu kurguyu tehdit eden her ilerlemeye karşı çıkıyor. İşgalin nedeni de budur” diye konuştu. Yapılan operasyonla nereye varılacağının kestirmenin zor olduğunu söyleyen Önen, “Çünkü Türk devleti kendi başına böylesi bir işgal operasyonuna girişemez. Sahadaki ABD ve Rusya’nın onayı ve desteği olmadan Türkiye Suriye’nin bir mezrasına girmekten bile yoksundur. Dolayısıyla bu işgalin sonlandırılması bu aktörlerin isteğiyle olacak” diye ifade etti.
Kürdistani direniş sergilenmeli
Operasyonunun durdurulmasının bir diğer tarafı ise Kürtlerin direnişine bağlı olduğunu kaydeden Önen, bu nedenle Kürtlerin dünyanın her yerinde direnişe geçmesi gerektiğinin altını çizdi. Önen, “Bu işgal operasyonunun ana sebebi Kürtlerin kazanımlarıdır. Bu nedenle bütün Kürtler kazanımlarını korumak için her yerde ulusal bir direnişe geçmelidir. Yapılacak olan şey ulusal hedefli bir Kürdistani direniş sergilenmelidir” dedi.
Savaşa karşı tek ses olunmalı
Yönetmen Devrim Tekinoğlu ise, savaşın halklar için yıkım olduğu ifade etti. Tekinoğlu, “Savaş sevici iktidarlar ve savaş enstrümanı satanlardır. Silahlarla alt-üst edilen yaşam yerleri, tarih, kültür; yok edilen hayatlardır. Ölüm, kan, parçalanmış bedenlere hayır demek dışında bir söz söylemek idraksizlikle açıklanabilir. Başkasının acısı üzerinden yaşayacağını sananlar elbette zalimdir. Zalimden ve onun düşüncesinden uzak duran herkesin savaşa karşı ses olmalıdır” şeklinde konuştu.
Dünyadaki herkes tarafını seçiyor
Sanatçı Mikail Aslan, “Bu hareketle coğrafyamızdaki sorunlara çözümsüzlük çizgisi hakim oldu. Ortadoğu, iyi ile kötünün güreştiği bir sahne gibi cehenneme giden yolun kapısı oldu. Dünyadaki herkes bu kapışmada tarafını seçiyor” dedi. Bölgedeki “çeteleşen devletlerin” Kürt meselesini çözmek istemediklerini, fiziksel ve kültürel imha dayattıklarına vurgu yapan Aslan, “Bir tek yol var o da bölgedeki halkların bu çete devletlerin dışında bir alternatif ortaya çıkarması. En önemlisi de Kürtler arasındaki birlik. Bu birlik olmadan, diğer halklarla mücadeleyi ortaklaştırmak zor” diye konuştu.
Dehşet verici bir durum
Moda tasarımcısı sanatçı Barbaros Şansal da, her yerde bilgi kirliliği ve algı yönetiminin olduğunu aktararak, operasyonun yorum ve gözlem yapmaya pek de açık olmadığını söyledi. Operasyona dair tam olarak ne olup bittiğini bilmediklerini dile getiren Şansal, “Hiçbir yerden açık kaynak bilgi yok. Bir yandan sadece bir harekat operasyon deniliyor, bir yandan da hem Türkiye’nin kendi sınırı içerisinde hem sınırı dışından görüntüler iddialar dökülüyor ortaya. Can kayıpları var. Çocuklar ölüyor tabii bu dehşet verici bir durum. Ama gerçekten aklıselim bir insanın aklının alabileceği bir şey değil. 21’inci yüzyılda bu bir akıl tutulması” diye belirtti. Tarih boyunca çatışmaların hiçbir halka fayda sağlamadığını belirten Şansal, “Can ve mal kaybı dışında bir getirisi olmuyor. Arkasından da çok acılar bırakıyor. Çok daha derin nefretler ve düşmanlık bırakıyor. Her şeyden önce barış” diye konuştu.
Tarafını seçmezsen hainsin deniliyor
Sanatçı Levent Üzümcü ise faşizmin böylesi zor dönemlerde kendi işleyişini koruyabilmek adına insanları taraf tutmak zorunda bıraktığına vurgu yaptı. Üzümcü, “Bu dünyanın her yerinde olmuştur. Dünyada gücü eline geçirenler toplumları kendisine bağlı, kendisini ‘seçen’ daha doğrusu seçmek zorunda bırakılan, seçmezse hain ilan edilen toplumları ele geçirdikten sonra, bir karar verme süreci içerisinde bırakırlar. Taraf olmayan her zaman için ya haindir ya da vatansever. Şuan da öyle bir yöntem izleniyor Türkiye’de” diye aktardı.
ABD kendi çıkarına göre hareket ediyor
ABD’nin bölgedeki politikasına dair de konuşan Üzümcü, “ABD Hazar petrol ve doğal gazını Suriye’nin Lazkiye kentine ya da Akdeniz’e güvenilir bir koridorla aktarma gibi bir planı var. Bu planı yapmak için herkesi kandırıyor. Kendi ülkesinde yaşayan ‘itilmiş ırklar’ da birbirine düşman edilmişlerdir. Dünya üzerinde de aynı plan ve projeyi uygular. Parası olmayan insanlara para ve refah önerir. Toprağı olmayan insanlara toprak önerir. Ama kendi çıkarının haricinde başka bir şey yapmaz” diye belirtti.
Bizi birbirimize öldürtüyorlar
Kapitalizmin bölgedeki bütün halkları kullandığını aktaran Üzümcü, “Biz burada kendi yağımızda kavrulurken yani bir birlerimizi öldürürken, birbirlerimize düşman ilan ederken, onların tek amacı var; Irak’ta Musul ve Kerkük’ün, Hazar petrolü ve onun doğal gaz havzasını bir şekilde 250 yıl daha sömürmek. 250 yıl daha kim bilir bu topraklar daha neler yaşayacak, tabii eğer dünyanın bir 250 yılı daha varsa. Biz burada kim doğruyu söylüyor? Kim doğruyu yapıyor? Kim terörist, kim değil? Kimin toprağı kimin vatanı? Diye uğraşırken bunu yaşatacaklar hepimize. Bizler birbirimiz öldürürken, dünyanın başka yerlerindeki toplumlar insan gibi yaşıyorlar. Oysaki dünya üzerindeki herkes insan gibi yaşamayı hak ediyor” dedi.
Birlik olalım
Stockholm’de yapılan mitinge katılan ve Çav Bella’yı seslendiren sanatçı ciwan Haco, yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: "Eğer Rojava giderse Rojhilat'ta Başur'da, Bakur'da gidecek. Bunu böyle kabul edin. Çekişmeleri bırakın, siyasi partileri bırakın hepsine saygımız var. Kürtlerin direnişiyle birlikte olun. Peşmerge ile Şervanlarla, gerillalarla birlikte olun. Kendimizle ittifak yapmak zorundayız onlar bize karşı savaş açtılar. Çocuklarımızı öldürüyorlar, kadınları öldürüyorlar. Ama biz yine de barış başımızın üstünde diyoruz. Ama onlar kabul etmiyor."