
Yaşanan savaşın boyutuna dikkat çekerek, “Bu savaş yeni bir savaş değil” siyen Nuda Kültür Merkezi çalışanı Saliha Ayata, “Ancak Cizre’deki durum savaş olmaktan çıktı” dedi. Söz konusu Kürtler olunca savaş hukukunu dahi ayaklar altına alan devletin kirli savaş uygulamalarının insanlık dışı boyutlara ulaştığını kaydeden Ayata, “Top, tüfek, asker ve kimyasal silahlarla barbarca Kürt halkına saldırıyor. Bugün bütün basın vahşet bodrumundan bahsediyor. Orada insanlık ölüyor” dedi.
Tembur’a karşı tank ve top
Yaralıların arasında Cizre’ye kültür sanat çalışmaları için giden arkadaşlarının da olduğunu belirten Ayata şunları söyledi: “Şimdi o bodrumda mahsur kaldılar. Sadece sanatçı arkadaşlarımız değil orada günlerdir tedavi olmayı bekleyen yaralı insanlar var. Fakat işgalci devlet hiçbir şekilde oraya yardım gitmesine izin vermiyor. Buradan çağrıda buluyoruz oraya giden yol, koridor açılmalı ki oradaki insanlar kurtarılsın, tedavi edilsin. Eğer böyle devam ederse oradaki arkadaşlar şehit olacak, barbarca katledilecekler. Kürt kültür sanat çalışanları bu süreçte yerlerini almalılar.”
Devletin tembura tank ve toplarla saldırdığını söyleyen Ayata, “Bir insan gönüllü olarak folklor dersi vermeye gidiyor Feride gibi, şimdiyse günlerdir yaralı ve acı çekiyor. Oradaki işgalcilerin gözü dönmüş. Sivil, sivil olmayan, çalışan, çalışmayan, sanatçı onlar için önemli değil. Orada insanlık katlediliyor” ifadelerini kullandı.
Vahşet bodrumuna yürüyelim
Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) yöneticilerinden Hazal Zer ise vahşet bodrumunda her gün birer birer insanların yaşamını yitirdiğini belirterek, vahşet uygulamalarını kabul etmeyeceklerini söyledi. Zer, “Bu duruma karşı sessizlik kabul edilemez. Buna karşın başta Serhat olmak üzere insanlık karşı durmalı ve bu duruma derhal son verdirilmeli” dedi.
Kültür sanat çalışanları olarak Türkiye ve Kürdistan’daki tüm sanatçılara çağrıda bulunan Zer, “Bütün halklar yaşanan bu katliama karşın devlet katliamlarını teşhir ederek vahşet bodrumuna yürümeli” diyerek, çağrıda bulundu.
WAN