Almanya Gündemi
Avrupa’da seçimler tüm hızıyla devam ediyor. Almanya’da ise şimdiye kadar 180 bin civarında seçmen oy kullandı. Gelen tahmini sonuçlara göre HDP’ye oy verenlerin oranı olumlu bir tablo sergiliyor. Fakat ben bu atmosferin değişken olduğuna inanıyorum. Zira oy verme işleminin sona ermesine henüz 11 gün var. Bu günler içerisinde HDP seçmenlerine ve seçim koordinasyon ekibine zorlu bir görev düşüyor. Diğer partilere oranla seçmenini daha iyi örgütleyen HDP, elindeki bu yeteneği seçimin son gününe kadar aynı performansla kullanmalı.
Almanya’da -ki Avrupa geneli içinde durum aynı- en büyük çekişme HDP ile AKP arasında yaşanıyor. Fakat HDP’nin buradaki gözle görülür farkı; seçmenini örgütleme biçimi. Konsoloslukların önünde seçmenler sadece oy kullanmak için değil, aynı zamanda birbirleriyle fikir alışverişi yapmak için de bekliyorlar. Örneğin Köln Başkonsolosluğu’nun yanında, gönüllü bir kuruluştan alınan izinle kurulan çadır, gelen seçmenlerin dinlenmesi, sohbet etmesi ve fikir alışverişi yapması için oldukça önemli bir imkan sunuyor. Haliyle bu AKP taraftarlarını kızdırıyor, fısıltılar yayılıyor ve provokasyon zemini yaratılmaya çalışılıyor. Bugüne kadar gerek HDP görevlileri, gerekse seçmenleri kendilerine yakışır bir tutum sergiledi.
Şunu da belirtmekte fayda var; sandık başkanlarının neredeyse tamamı imamlardan oluşuyor, aynı şekilde sandık üyelerinin bir kısmı da. Bu yer yer sıkıntılar da yaratıyor. Çünkü AKP seçmenine gösterilen tolerans, diğer seçmenlere gösterilmeyebiliyor. En yoğun günlerde müşahit olarak görev yapmam bana gözlem yapma fırsatı da verdi. Görev yaptığım sandıkta da, sandık başkanı bir imam. Fakat istisnai bir durum olarak oldukça uyumlu çalıştık. Zira diğer sandıklardaki arkadaşlarım çeşitli sorunlar yaşadı. Bu anlamda HDP müşahitlerinin çok dikkatli ve donanımlı olması gerekiyor. Müdahale şekli, duruşu, işine konsantre olması, sandık başlarında dikkat etmeleri gereken önemli hususlar. Bu noktalarda dikkat edilirse, yapılması olası usulsüzlükler de rahatça tespit edilebilir. Ayrıca oy kullanılan alanlarda hangi yetkiyle, niçin geldiği anlaşılmayan çok sayıda AKP görevlisine rastlamak da mümkün. Bu anlamda HDP görevlilerinin çok iyi gözlem yapması gerekiyor. Ayrıca AKP, yüksek bütçesinden mütevellit, birçok şehirden otobüs kaldırarak seçmenleri konsolosluklara taşıyor. Her seçimde olduğu gibi bu seçimde de imanın gücü ile değil, paranın gücü ile çalışılıyor.
***
Belirtmek istediğim bir diğer nokta da Alevi seçmenler. Müşahitlik yaptığım bir gün Dersimli bir aile geldi. Sağır ve dilsiz ama okuma yazma bilen kızlarına yardım ettim. Oy kullanma işleminden sonra biraz sohbet ettik. Teyze oyunu CHP’ye verdiğini söyledi. Gerekçesi ise cumhurbaşkanlıkları seçimlerinin ardından Demirtaş’ın Erdoğan’ı ayakta alkışlaması (CHP bu argümanla oldukça yoğun bir antipropaganda yapmıştı), zira cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu Demirtaş’a vermiş. Sonra gelen diğer seçmenlerle ilgilenmek için işimin başına döndüm. Kısa bir süre sonra teyze arkamdan beni çekiştirdi: ‘Gel sana önemli bir şey söyleyeceğim’. Ona biraz beklemesini söyledim, çekiştirmesi devam edince de, mecburen yanına gittim. ‘Aslında ben oyumu HDP’ye verdim. Korkumdan söyleyemedim’ dedi.
Özellikle katliamlara tanık olmuş Alevi coğrafyasında, ileri jenerasyon arasında sıkça görülen bir tepki bu. Aslında ben bu tepkiyi, bir kült haline getirilen CHP’den kopuş travmasının son semptomları olarak görüyorum. Alevilerin bu seçimlerde çok iyi karar verip, CHP’nin yarattığı bu travmadan tamamen kurtulması gerekiyor.
Bunun yanında karşılarında iktidar olmak için gerekirse katliam yapmaya meyilli bir iktidar duruyor. Avrupa’daki Alevi seçmenlerin kararları da bu seçimlerde oldukça önemli bir yer tutuyor. Fakat şimdiye kadarki tablo beklenenin altında. HDP seçim koordinasyonundan, yetkili arkadaşların söyledikleri de bu doğrultuda. Bu seçimlerin bir kader seçimi olduğunun herkes bilincinde olmalı.