Geçtiğimiz yıl Aralık ayında düzenlenen operasyon sonucu tutuklanan ve özgür basın geleneğinde yer alan 34’ü tutuklu 44 gazetecinin yargılandığı davanın 2. duruşması Silivri’deki İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başladı. Duruşmayı izlemek üzere, Avrupa Parlamentosu Türkiye'de Basın Özgürlüğü İzleme Komisyonu Başkanı ve AP Polonya Milletvekili Jaroslaw Walesa, Avrupa Parlamentosu Türkiye Karma Parlamentosu Eş Başkanı Helene Flautre ve komisyonun üyeleri, Basın Konseyi Yüksek Kurul Üyesi Turgut Kazan, Basın Konseyi Başkanı Orhan Birgit, BDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane, BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan da salona geldi. Duruşmada, tutuklu yargılanan gazetecilerin tamamı ile tutuksuz yargılananlar ve avukatları hazır bulundu.

Kürtçe tercüman istendi

Duruşma tutuklu ve tutuksuz yargılanan gazetecilerin kimlik tespiti ile başladı. Gazeteciler kimlik tespitine Kürtçe "Ez li vir im" diye cevap verdi. Gazeteciler adres bilgilerini de Kürtçe verdi. Fatma Koçak, Nilgün Yıldız, Semiha Alankuş, Mahkeme Başkanı'nın sorusuna "Bersiv nadim. Ez werger dixwazim" (Cevap vermiyorum. Tercüman istiyorum) diyerek, yanıt verdi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı "anlayamadım" diyerek, gazetecileri yerine oturttu.

Alçık'ın baskısına protesto

Kimlik tespitlerinin ardından DİHA Ankara Temsilcisi Kenan Kırkaya, cezaevlerinde süren açlık grevleriyle ilgili konuşmak için söz aldı. Mahkeme Başkanı Ali Alçık, açlık grevlerinin davanın konusu olmadığını öne sürerek, söz vermeyeceğini belirtti. Kırkaya, bu davada yargılanan herkesin anadilde savunma, anadilde eğitim ve İmralı'daki tecrit için açlık grevine başladığını söyledi. Mahkeme Başkanı, arkadaşlarının ölüm sınırında olduğunu kaydeden Kırkaya'nın konuşmasına müdahale etti. Bunun üzerine Kırkaya, "Siz bizi dinlemeyecek misiniz? İnsanlar ölüm sınırına geldi" diye tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı, Kırkaya'nın zorla dışarı çıkarılmasını istedi. Bunun üzerine tüm gazeteciler alkışlarla mahkemeyi protesto ederek salondan çıktı.
Gazetecilerin salonu terketmesi üzerine ara verilen duruşma yeniden başlarken, Mahkeme Başkanı izleyicilerin de duruşma salonuna alınmasına izin vermedi. Mahkeme heyetine gazetecilerin açlık grevinde olduğunu söyleyen avukatlar, söz haklarının ellerinden alınamayacağını belirtti. Avukatların müvekkilleriyle görüşme talebine de Mahkeme Başkanı, "Cezaevi idaresine başvurur görürsünüz" diye yanıt verdi.

Avukatlar duruşmadan çekildi

Mahkeme Başkanı Alçık'ın Avukat Gulizar Tuncer ve Ruşen Mahmutoğlu'nun itirazlarına rağmen, iddianameyi tutuklu gazeteciler olmadan okuttu. Avukatlar, tepkilerini sürdürünce mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. Avukatlar ve jandarma arasında uzun süre yaşanan gerginlik ardından duruşma yeniden başladı.
Duruşmada söz alan Avukat Ercan Kanar, yargı otoritesinin inzibat tedbirleriyle yönetilemeyeceğini söyleyerek, "Silahların gölgesinde yargılama yapılamaz" dedi. Yargı otoritesinin hukuk ve yasalarla sağlanması gerektiğini belirten Av. Kanar, "Tutuklu sanıklar evrensel haklar için açlık grevine girdiler. Siz onları dinlemeye bile tahammül edemiyorsunuz. Sürekli asker baskısı kurmaya çalışıyorsunuz. Bu askeri darbe döneminde bile olmadı. Heyetiniz çelişkilerle, baskılarla dolu. Avukatsız sanıksız yargılama yapamazsınız. Biz savunma makamı olarak, sanıkların haklarını size asla çiğnetmeyeceğiz. 12 Eylül cuntası bile bizi korkutmamıştı, siz de korkutamazsınız. Savunma makamı olarak mahkemenizi proteto ediyoruz ve duruşmadan çekiliyoruz" diye konuştu.
Kanar'ın açıklaması ardından avukatlar salonu terk etti. Duruşma salonunun boşalmasına rağmen iddianame okundu.
Mahkeme heyetini protesto eden avukatlar duruşma salonu önünde açıklama yaptı. Avukat Ercan Kanar, davanın muhalif basına yönelik en büyük saldırı olduğunu belirterek, "Şu anda yaşanan trajikomik bir durum. Sanık yok, avukat yok, halk yok, duvarlara iddianame okunuyor. Terörle Mücadele Şubesi’nde miyiz, yargı salonunda mıyız?" diye sordu. 
Bu arada, duruşmaya ara verildiğinde avukatların, açlık grevinde olan ve oldukça halsiz görülen tutuklu gazetecilere su, şeker ve tuz vermesinin, mahkeme heyetinin talimatı ile engellendiği öğrenildi.