Bu kez kötü kayaya çarptı Tayyip, Aşil noktasından vuruldu. Sistemi yaşatmak için aşı diye ürettiği yarı ölü mikrobun, bağışıklık sistemlerini tek tek aşarak hızla yayılma heveslisi bir bulaşıcı haline gelmesinden hiç de hoşnut olmayan ABD, müdahaleye karar verdi belli ki. Ya da klasik bir deyişle, "Dr. Frankenstein, kendi yarattığı canavarın elleriyle ölümü beklemek istemiyor!” 

Sorun, bir İslami halifeliği kişisel hırs haline getirmiş yarı deli bir sapkının kendi başına aldığı kararlarla kendi iktidar yolunu çizmeye yönelmesi sorunu değil elbette. Ne Medeniyetler Çatışması sahteciliğinin Ortadoğu versiyonu olan Stratejik Derinlik teorileri; ne Neocon iktidar anlayışın Ortadoğulu karşılığı olan Neo Osmanlıcılık; ne de alkolik berduş Oğul Bush’un karşılığı olan Kasımpaşalı berduş hırsız Tayyip rastlantısal benzerlikler değildir. Tayyip, Bush’un sağ kaburga kemiğinden kolonlanarak üretilmiş bir yaratıktır. Ve nasıl ki Bush’u üreten ihtiyaç, "küreselleşmiş emperyalist sermayenin küreselleştirerek elde etmeye çalıştığı siyasal imparatorluk ihtiyacı” ise Ortadoğu sapığını üreten ihtiyaç da, onu kolonlayan Büyük Ortadoğu Projeli emperyalist sermayenin bölge halkları üzerinde gerekli gördüğü, beyniyle değil sadece kaslarıyla var olmaya çalışan bölge jandarmalığı ihtiyacı idi. Büyük Ortadoğu Projesi efendisinin Haremindeki bilmem kaçıncı Ortadoğulu eş (başkanı) için aranan tek kriter ise "muhteris olmaması ve efendilerinin çıkar ilişkileri dışına taşmaması” idi. 

Bu hesap tutmadı. İktidar virüsü, bağımlılık yapan madde kullanımlarında olduğu gibi, bedeni ve beyni yiyip bitirinceye kadar büyük iniş çıkışlarla yaşanan bir keyif duygusunun yanı sıra, giderek artan boyutta gerçek dışına çıkan, halüsinasyon krizlerinin neden olduğu bir sanal dünya yaratır. Tayyip’in yaşadığı tam da budur. Kifayetsiz muhteris, kendi hırsına yenildi. Banka bekçisinin, bankanın ortağı olmadığını unuttu. Paraya ve iktidara tapınınca, önce dinini reddederek kibre saplandı, iblisleşti. Bekçilik ile ortaklığı birbirine karıştırdı; "büyük” olmak ile "en büyük” arasındaki farkı, yani, büyüklüğün olabilirliği en büyüklüğün ise sadece duygusal bir yanılgıyı ifade ettiğini anlayamadı. Kana sokmaktan çekinmedi elini, Kâbilleşti, katilleşti. Çıldırdı muhteris, kan göllerine yöneldi beslenmek için. Efendilerinin çıkarlarına dokununca önce tasmasının yeniden takılacağını; sonra kazığa bağlanacağını, kudurduğu anlaşılınca ise bir çukura atılacak olan leşinin sağa sola mikrop saçmaması için sidikle yıkanacağını unutuverdi.

Hani bilgi çağıyda ya, işte kanka Reza Sarraf da, tutuklanacağını bildiği ABD’ye giderken torbasında, servetinden daha değerli bilgileri götürüyordu. "Hırsız vaaaaar” diye sokaklara taşanlara sığınmaları için cezaevi kapısını açan "Paralelci darbe vaaaar” ekibinin Arınç, Gül, Çevik gibi akıl daneleri, yakın zamandır fişin çekildiğini zaten biliyorlardı. Yeni dönem için göreve hazırlanmak amacıyla kampa çekilmişlerdi. Sanıyorum ki eğitimlerini tamamladıktan sonra gıcır gıcır yeni olmasalar da, üzerlerinden hiçbir zaman atamayacakları kan kokusuyla taze kokuyormuş hissi verilen yeni boyalarıyla piyasaya sürüleceklerdir. 

***

Piyasası da, politikası da, dini de, imanı da sahte olan bir ülke için, yaşanan hali hazır gelişmelerin bir anlamı var mıdır? Büyük bir keyifle ABD’den müdahale bekleyen yorumlara bakınca, "başkasının yardımıyla gerdeğe girmek” sözü aklıma geldi de utançtan yerin dibine girdim. 

Bunlar üzerine yazacağım ama bugün keyfim yerinde değil. Onun, "gayetten de milli ve öz” güçlerimizle, yani Anadolu-Mezopotamya topraklarının gerçek sahibi olan ezilen halkların örgütlü gücü ile alaşağı edildiğini görememek; "gayrı milli” güçlerle yerle bir edilmesine bel bağlamak onursuzluğu, beni ürkütüyor açıkçası. Ve bu onursuzluğun baş sorumlularının kendilerine ulusalcı adını veren Saray’ın payanda kolonları olduğunu görmek, öfkeden çıldırtıyor beni. 

Başta Kürt halkının PKK, YDG-H, YPG, YPJ gibi özgürlük mücadelesinin örgütlü güçleri ve Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) gibi ortak dinamizmin birleşik gücü, hızla büyüyor. Ve belli ki ezilen halkların birlikte örgütlenme gücünün giderek daha büyük umutlar yaratarak ezilenlerin bağrında büyümesinin önü, profesyonel bir efendi operasyonuyla kesilmek istenmektedir.

Yemezler paşam! Artık bu güçler "yerlidir, demokratik millidir!” Ve bize yerli malı kullanmanın önemini o iğrenç çıkar sisteminiz için sömürgeci ırkçılığınıza hizmet için siz tembihlediniz! Ama bu kez kendimiz için kullanacağız.