
Dünyanın en güçlü ekonomisi olarak kabul edilen ABD'nin 16-17 Eylül ayında beklenen ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini derinden sarsacak olan "faiz artırım" kararını almaması tartışmalara yol açtı. ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz kararı bir sonraki para politikası toplantısına ertelemesi ABD'deki ekonomik verilerin istenilen düzeyde gelmediğinin güçlü bir kanıtı oluyor. Yaklaşık 7 yıl önce ABD ekonomisi krize girdiğinde FED ekonomiyi tekrar canlandırmak için faiz oranlarını yüzde 0,25'e kadar indirmişti. FED'in 16-17 Eylül'de aldığı toplantıda faizleri arttıramayarak, "gevşek para" politikasını sürdürmek zorunda kalması, ABD'nin 7 yıl önce girdiği krizden hala tam olarak çıkmadığının ve bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Ekonominin içinde bulunduğu olumlu veya olumsuz durumu gösteren temel iki veri işsizlik ve enflasyon olarak kabul ediliyor. ABD'de bu iki oran ekonomistler tarafından "iyi" olarak kabul edilse de, dünyanın bütün makro verilerinde olduğu gibi açıklanan istatistikler hiçbir zaman gerçeği yansıtmıyor.
Yanılsama verileri
ABD'de şu anda işsizlik yüzde 5,5, enflasyon ise yüzde 2 oranında sabit. Ancak ABD'deki işsizlik Türkiye'de olduğu açıklanın verilerin çok daha üzerinde. ABD'nin krize girdiği 2007 yılında işsizlik oranı yüzde 4,7 oranı ile en dip noktasındayken, 2010 yılında yüzde 9,8 oranıyla son on yılın en yüksek seviyesinde gözüküyor. Günümüzde ABD'de işsizlik oranında yüzde 5'e varan bir iyileşme görülse de aslında iş gücüne katılım oranları bu iyileşmeyi yalanlıyor.
ABD'de iş gücüne katılım oranı şu an için yüzde 62 civarıyla son 37 yılın en düşük seviyesinde seyrediyor. 2009 yılında ise ABD'de iş gücüne katılma oranı yüzde 66 civarında. Bu durum, eksik istihdam gerçeğinin olduğu ABD'deki ekonomik krizin yurttaşlar üzerindeki etkisiyle birlikte iş bulmaktan umudunu kesmiş insanların sayısının 6 yılda yüzde 4 seviyesinde arttığını gösteriyor. Nitekim, işsiz olduğu halde iş aramayan, iş bulmaktan umudunu kesen bir yurttaş makro verilerde işsizlik oranına dahil edilmesi söz konusu değil. Bu bilgi ışığında gerçekte yüzde 10 civarında olması gereken işsizlik oranını bir ekonomik yanılmasa olarak ABD'de de şu anda yüzde 5,5 oranında açıklanıyor.
Asgari ücrette tek kuruş artış yok
ABD'de ekonominin istenildiği gitmediğinin göstergelerinden biri de 6 yıldır değişmeyen asgari ücret. ABD'de saati 7,25 dolar asgari ücretin saati hala bir kuruş bile artmaması, ABD'de ekonominin toparlanma seviyesinin hangi düzeyde olduğunu gösteriyor. Büyümenin de çeyreklere göre yüzde 2-3 oranında değiştiği ABD'de bu oranlar zaten çalışan kesimlerden çok büyük sermaye sahibi küçük bir azınlığını faydasına oluyor.
Kötü bir resim
Dünyanın en güçlü ekonomisi olarak kabul edilen ABD'nin dahi istediği ekonomik verileri görememesi ve kötü gelen verilerle birlikte faiz artımı yapamayarak, dünyadaki dövizi tekrar ülkesine çekecek bir manevra alanı bulamaması da dünyada küresel kapitalizm krizini ortaya seren bir gerçek olarak değerlendiriliyor. Yaşanılan krizi, geçtiğimiz günlerde Türkiye'de yapılan G20 zirvesine katılan Coca-Cola CEO'su Muhtar Kent, dünyada işsizliğin hiç olmadığı kadar yüksek, faizlerin ise düşük olduğunu, yatırımların ise iyici azaldığını söyleyerek, "Bu gerçekten kötü bir resim" sözleriyle de ifade etmişti.
Sönmez: ABD gedik açmak istemiyor
Ekonomist Mustafa Sönmez ise dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: "Dünyada sonuçta faiz artırma diyen bir lobi de var, artır diyen bir lobi de. Bir de tabi dünyadaki belirsizlikler FED'i tereddüde çekiyor. Büyüme yavaşladı. Yanı sıra faiz artırma kararı Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerden sermaye çıkışını artırdı. Öyle ki bir ülkeler krizi yavaş yavaş oluşmaya başladı. Şimdi FED bunların hepsini dikkate almak durumunda. Bir şeyi düzeltmeye çalışırken sistemde yeni bir gedik açma endişesi var. Bunun için çok kontrollü gitmek durumunda kalıyorlar. Koltuk değneğini çekelim mi yoksa kalsın mı? Bir kısmı diyor ki; 'Biz daha düzelmedik, çekme.' Bir kısmı da, 'Çek değneği bu böyle gitmez. Düşen düşsün' diyor. Bu sonuçta bir güç dengesi, güçler arası bir savaş."
Bazı ülkelerde kriz kapıda
FED'in faiz artırımı ile aralarında Türkiye'nin olduğu Brezilya ve Güney Afrika gibi ülkelerde ekonomik kriz kapıda olacak. Faiz artırımı sonrası, yatırımlarını Türkiye gibi ülkelere "düşük faiz, yüksek kar" mantığıyla yapan sermaye, olaşacak riskle birlikte tekrar yönünü paranın doğduğu yere, ABD'ye çevirecek ve ülkelerden ciddi bir sermaye çıkışı yaşanacak. Yabancı sermayenin çıkışıyla birlikte azalan döviz ülkelerde daha da değerli hale gelecek ve hali hazırda doların 3 TL olduğu Türkiye'de dolar 2016 yılının ortalarında 4 TL'yi bulabilecek.
'Saray, yabancılar için risk'
Ekonomist Sönmez'e göre, zaten Türkiye'de 7 Haziran sonrası ciddi bir sermaye çıkışı yaşandı. FED faiz artırımı kararından ziyade Türkiye'nin yaşadığı çatışmalı süreç ve siyasi belirsizliğin daha belirleyici olduğuna işaret eden Sönmez, şu tespitlerde bulundu: "Yabancıların seçimden önce borsada 93 milyar yatırımları varken şimdi 70 milyara kadar indi. İki seçim arasında ciddi bir sermaye çıkışı yaşandı. Saray Türkiye ekonomisi için tam bir tıkaç. Yabancılar için de ciddi bir risk. Doların 3 TL'ye çıkmasında şimdilik tam bir kriz hali yok ancak böyle devam ederse ekonomi ciddi yaralar alacak. Sermaye çıkışı devam edecek. Yabancı sermayenin bir bölümü ise Türkiye'den çıkmak için doların düşmesini bekliyor. Yerli şirketler ise siyasi kriz çözülür, dolar düşer diye bekliyorlar. Kapıya kilit vurmamak için dişlerini sıkıyorlar. Sorunun kaynağını Saray oluşturuyor. Bu sorun çözülmediği sürece Türkiye riskli olan bir ülke olmaya devam edecek. Sorunun çözülmesi de hiç kolay gözükmüyor."
DENİZ NAZLIM/DİHA/ANKARA