
Erdoğan başkanlığında AKP, CHP, MHP Genel Başkanlarının katılımı ile “kaçak” olarak adlandırılan Saray’da “Liderler Zirvesi” gerçekleştirildi. Darbenin yapıldığı akşam HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş tarafından önerilen, “Liderler Zirvesi” HDP’siz yapıldı.
Askere zırh yasa tasarı başta olmak üzere darbeye zemin sunan bütün politikalarda pay sahibi 3 parti ile yapılacak olan görüşmede esas olarak darbe sonrası Türkiye’deki sistemin yeniden yapılandırılması ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Başkanlık sistemine” dayalı sistem dönüşümü konusunda, önceliklerini dile getirdiği toplantıda, CHP’nin yeni kurulacak olan sistemde kimi revizyon önerilerinde bulundu.
Ayrıca bu toplantı ile birlikte Erdoğan’ın “fiilen hayata geçtiğini” belirttiği Başkanlık sistemine dönük yapılanma ele alındı. Sağda fiili olarak MHP’yi içine almış olan AKP, “solda” da CHP’nin yer alacağı, Başkanlık modeli altında “iki partili” sistem konusunda bir zemin hazırlarken, bu konuda da bir mutabakat sağlanıp sağlanmadığını önümüzdeki günler gösterecek.
HDP’nin toplantıya davet edilmemiş olması da bir yandan Kürtlerin yeni sistem kurulmasında dışlanması olarak gösterirken, HDP ve Kürtlerin “sistem karşıtı” güç oldukları bir kez daha ortaya çıktı. Kürtlerle birlikte sol sosyalist kesimlerin bir kısmının CHP üzerinden yeni rejime yedeklenmesinin amaçlandığı, geri kalan kesimlerinin de Kürtler ve HDP ile birlikte sistem karşıtı güç olarak tanımladığı belirtildi.
HDP’nin dışlanması göstergedir
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, HDP’nin davet edilmemesi durumuna bir grup gazeteciyle yaptığı sohbette yanıt verdi. Gülerek, “Beni dinliyor olmaları iyi” diyen Demirtaş, darbe girişiminden sonra bile HDP’nin dışlanmasına devam edilmesinin ve ayırımcılığa tabi tutulmasının “çiğlik ve akılsızlık” olduğunu belirtti.
Demirtaş, şöyle devam etti: “Darbe girişiminin sonuçlarını henüz yeterince idrak edemediklerinin göstergesidir. Türkiye’de demokrasinin anahtarı HDP’dir, HDP’nin temsil ettiği toplumsal kesimlerdir. Darbeyi tetikleyen de Kürt sorununu askere-orduya havale etmiş olan anlayıştır. Şimdi bir kez daha HDP yokmuş gibi davranarak bir ‘Türk milli cephesi’ etrafında sorunları çözeceğiz derlerse kendileri bilir ama bu yaklaşım çok yanlış ve eksik.”
Darbecileri hale anlamamışlar
Muhalefet partilerinin bu durumu içlerine sindirmesinin de tuhaf olduğunu ifade eden Demirtaş, şöyle devam etti: “Demokrasi şöleni adı altında, HDP gibi toplumun asıl sorun yaşayan kesimlerini temsil eden bir çizginin dışlanıyor olması, Türkiye’de sorunların kolay kolay çözüm yoluna girmeyeceğini gösteriyor. Halen gerçekten darbecilerin ne yapmak istediklerini anlamadıklarını gösteren bir gelişme. Darbeciler bir ayrışma yapmak istiyor, bunlar da bunun ekmeğine yağ sürüyorlar. Yaptıkları budur. HDP’ye karşı büyük bir kişisel bir öfke de duyuyorlar. Çünkü HDP en nihayetinde AKP’ye karşı en sert muhalefeti yürüten parti. 7 Haziran, 1 Kasım seçimleri aslında diğer partilerden çok, HDP-AKP rekabeti şeklinde geçti.”
Üçü de HDP ile uzlaşmalı
Demirtaş, toplumun bir araya gelebildiğini ancak siyaset bir araya gelemediğine dikkat çekerek, “Buradan bir çözüm çıkmaz. Hangi konuda anlaşmıyorlar ki, bu toplantıda anlaşabilsinler. Birçok konuda farklı düşünen biziz. Bu üç partinin bizimle bir şekilde uzlaşması, anlaşması gerekiyor. Bu üç parti, üç anlayış bir araya gelip biz anlaştık dediğinde Türkiye’de sorunlar çözülmüyor açıkçası” diye konuştu.