
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Demirtaş, Bosna’da 21 yıl önce gerçekleşen Srebrenitsa soykırımın yıldönümünde yaşamını yitirenleri anarak başladığı konuşmasında, benzer uygulamaların halen birçok yerde devam ettiğini söyledi. Şırnak’ı işaret eden Demirtaş, kente dönük süren kuşatma ve saldırıları 2. Dünya Savaşı’nda yaşanılanlara benzetti. “21 gün önce Cizre ve Şırnak’ta yapıldı. Avrupa yine sessizdi. Bütün bunlar yapılırken, Bosna’daki sessizliğe güvenip bunları yaptılar. Dünyanın sessiz kalmasından güç aldılar. Şırnak yok edilmiş durumda” diyen Demirtaş, 1937’de İspanya’nın Guernika kentinde çekilen bir fotoğraf ile bir kaç gün önce Şırnak’ta çekilen bir fotoğrafı kürsüden gösterdi. Demirtaş, şunları söyledi: “İspanya’daki diktatör, ‘direnişçiler yakıp, yıktı’ dedi. Bizimkilere sorsanız aynı şeyi söylerler. Saray’daki zatın, ‘şehri dışarıdan bombalayın’ talimatını canlı yayınlardan dinledik. 90 bin kişilik nüfus aylardır kentin dışında çadırlarda yaşıyorlar. Buna ‘terörle mücadele’ diyorlar. Şırnaklılar bunu kimin yaptığını iyi biliyor. Kayserililer, Samsunlular da bilmelidirler. Bunlar hükümetin emriyle tank top atışlarıyla yaptılar. ‘Terörle mücadele’ adı altında sivil bir yerleşim yerini askeri güçlerle yakıp yıkmak insanlık suçudur.
Çünkü boyun eğmiyorlar
Bin 200’e yakın sivil katledildi. Sağlam kalan binaları da yakıyorlar. Bunların bir tek suçu var; Kürt halkı yaşıyor, AKP’ye boyun eğmeyen Kürtler yaşıyor orada. Tek suçları budur. Cumhuriyet tarihi boyunca Dersim’de, Ağrı’da, Sivas’ta aynı şeyleri yaptılar. Jandarma Genel Komutanı açıklama yaptı. ‘Biz Özel Harekete Şırnak kent merkezinde meskun mahal eğitimi veriyoruz.’ dedi. Şırnaklıların evleri, işyerleri eğitim amaçlı yıkılıyor. Şırnaklıların yaşam alanı eğitim alanı olmuş. Zannetmeyin bu insanlar size boyun eğecek. Sizin çocuklarınız kumarhaneden çıkmayabilir. Sizin halktan haberiniz olmayabilir ama evini yıktığınız millet günü gelir Saray’ı başınıza yıkar, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Saray’daki zat çıksın inkar etsin, oradaki camiler tank ve top atışlarıyla yerle bir edildi. İnkar ediyorsa görüntüleri var.
Türkler de güvenmesin
Türkler ve diğer kesimler hiç güvenmesin. Ayağı kaysın Denizli’yi, Şırnak’a çevirir. İktidarını kaybetmeyi anladığı anda bütün ülkeyi ateşe verir. Bu zulmü görenler buna karşı direnecekler. Dokunulmazlıkları mı kaldıracaklar, boyun eğmeyeceğiz. Belediyelere kayyum mu atayacaklar, boyun eğmeyeceğiz. Katilin katil, hırsızın hırsız olduğunu her yerde söyleyeceğiz. ‘Vatan şehit kanıyla sulanırsa vatandır’ diyor. Dünyanın en kanlı topraklarında yaşıyoruz. Bu nasıl rezil bir anlayıştır. Sen kendi iktidarın için kan döküyorsun. Biz olmasak iki günde Türkiye, Suriye’ye dönüşür.”
Suriyelilere vatandaşlık meselesi
Demirtaş, Suriyeli mültecilere vatandaşlık verilmesi tartışmalarına da değindi. Demirtaş, bu konuda şunları söyledi: “Bir kaç anlayışla kullanmak istedi. En çok Suriyeliyi biz alırsak Suriye’ye müdahale etme hakkımız olur. Bu yüzden de kapıları açtılar. İkincisi bu mültecileri ucuz iş gücü olarak kullandılar. Üçüncüsü Türkiye’nin demografik yapısını değiştirmek istediler. Yine Avrupa kendi önlerinde diz çöksün diye şantaj malzemesi olarak kullanıyorlar. Cumhurbaşkanını yetkileri arasında birini vatandaş yapma hakkı yok. Çok güveniyorsan referanduma götür. Mültecilerin yararlandığı uluslararası hukuk var ama Türkiye’deki Suriyeliler bundan yararlanamıyor. Avrupa’dan gelenler mülteci sayılır ama doğudan gelenler mülteci sayılmıyor. Şu anda bu insanların hakları yok. Bu statünün tanınması, Türkiye’nin bu çekinceyi kaldırması lazım. Başvurmak isteyenler mülteci olarak kabul edilecek. Bunların insani koşullarda AFAD’a bağlı kamplarda değil, yerleşim alanlarında yaşaması lazım. Haşa karpuz seçer gibi Suriyeli seçecek. ‘Aralarında doktor, avukat var.’ diyor sen onların diplomaları ile uğraşacağına önce kendi diplomanla uğraş.”
Demirtaş, konuşmasını da çözümün vatandaşlık vermekte değil, Suriye’de çözümün geliştirilmesinde olduğunu söyleyerek tamamladı.
ANKARA