VEYSİ SARISÖZEN
Bu seçimde “endişe”, “korku”, “şüphe” büyük bir faktör.
Kimin için?
Diğer muhalifleri bir yana bırakalım. Kürt Özgürlük Hareketi ve onun müttefikleri açısından “endişe”, “korku”, “şüphe” faso fisodur. Yarım yüzyıldır devletin kanlı saldırılarıyla boğuşan bu hareketin bebeleri bile ses hızını aşan askeri jetlerin seslerinden uyanmak şöyle dursun, bunları “ninni” gibi hissediyor. Hatta diyorlar ki bazı bebeler jet sesleri kesildiğinde yerlerinden zıplıyorlar, camlar zangırdamaya başlayınca derin bir uykuya dalıyorlarmış. Kürdün bebesi korkuyu çoktan korkutmuş. Faşist rejim bebelerin sesinden korkuyor. “Durmadan çoğalıyorlar, siz de en az üç çocuk yapın, yetmez beş çocuk yapın” diyen, “bizi nüfus planlamasıyla kandırdılar” diye ağlaşan Erdoğan’ın kabusu işte bu bebeler. Bundan yarım yüzyıl önce başlayan Kürt direnişinin ilk günü doğanlar 50 yaşında. Hepsi de sanki yeni doğmuş gibi “korku”ya hala meydan okuyor. Ya şimdi doğanlar, yarın doğacak olanlar elli yaşlarına kadar kim bilir neler yapacaklar?
Ama “korku” iktidarın en büyük hastalığı. Zayıflığı. Kasımpaşalılık taslayan Tayyip bin küsur odalı sarayında her gece bir başka odada boşuna uyuklamıyor. Karşısına dizdiği kendi ordusunun generallerinin silahlarındaki şarjörleri polislerin eliyle boşuna boşaltmıyor. Elinde “Gülen’in şifreli 1 Doları”, “seninle uğraşmayacaktım” diye ağlaşıyor. Korku dağları bekliyor, endişe sarayın bacalarına baykuşlar gibi tünüyor. Şüphe saray kapılarını, pencerelerini ısırgan otları gibi bürüyor.
Erdoğan medyasının “en kabadayı” köşebazı kim? Bildiniz, Cem Küçük. O halde biraz uzun olsa da ondan yapacağım alıntıyı lütfen okuyun:
“Meclis’te çoğunluk muhalefete geçerse ne olur? Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 22 olan üye sayısı 13’e düşürüldü. Bu 13’ün 4’ünü Cumhurbaşkanı atıyor. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı, Kurulun doğal üyesi. Geriye kalan 7 üyeyi ise TBMM seçiyor. „AK Parti’ye ya da ‘Cumhur İttifakı’na oy vermeyeceğim“ diyenler buradaki tehlikeyi görmeli. Eğer muhalefet Meclis çoğunluğunu alırsa neler olacağının farkındasınızdır umarım.
Kendimizi kandırmayalım, CHP-İyi Parti çoğunluğu, Kemalist yargı vesayetinin geri dönmesi demektir. O yüzden AK Parti’ye oy vermeyeceğim diyenler iki kere düşünsün. HSK üyeleri değiştiği anda FETÖ’cülerin çoğu tahliye edilirse ne olacak? 17-25 Aralık’tan beri verilen mücadelenin de bir anlamı olmaz. Bütün darbeci, cuntacı, kumpasçı FETÖ’cüler ve PKK’lılar cezaları bitmeden aramızda dolaşmaya başlarlar. Bu ülkede 1 polis, 1 savcı ve 1 hâkimle istediğin operasyonu yaparsın. Bu ülkede yargı yüzünden başbakanlar, bakanlar idam edildi. Darbeler meşrulaştırıldı. Millî irade yargı eliyle çok defa yok edildi.”
Gözlerinizi kısın, bu adamın yazılarındaki bütün harflerin korkudan tir tir titrediğini göreceksiniz.
Cem Küçük “bizim yaptığımızı bize yaparlar” diyor özetle.
Korkunun kaynağı açık. Demirtaş ya ikinci tura kalacak ya da yarattığı sinerjiyle HDP 100 vekille meclise girip, AKP-MHP koalisyonunu azınlıkta bırakacak. Sanırım Demirtaş hücresinde “seni azınlıkta bıraktıracağız, beni başkan yaptıracağız” diyerek volta atıyor. Hücrenin duvarlarına 7 Haziran’ı aşan 8 milyon HDP seçmeninin, 100 HDP’li vekilin suretleri yansıyor.
İyi de, Saray’ı zangırdatan “korkunun” yarattığı tehlike nedir?
Bu tehlikeyi tanınmış gazeteci Zülfikar Doğan, Kürdistan’ın vicdanı Hatip Dicle ve HDP sözcüsü Ayhan Bilgen “Ahval” gazetesinde açıkladı: Seçimi kaybedeceğini anlayan Erdoğan suikastler yaptırabilir, sokak çatışmaları çıkartabilir. Daha önemlisi Güney Kürdistan’daki işgal ve operasyonun gösterdiği gibi Kandil’e karşı kara harekatı başlatabilir, OHAL’den beter bir “Savaş Hali” ilan edebilir ve bunlara dayanarak seçimleri iptal edebilir.
Korktunuz mu?
Yeni konuşmaya başlayan bir bebe “Erdoğan gürültü yapsa da bir güzel uyusam” diyor. Bebeler uyumayı düşünürken, Kürdistan’ın ve sosyalizmin kahraman kitleleri, “geleceğin varsa göreceğin de var” diyerek, dur durak uyku nedir bilmiyor; “sokak başı” yapmadan önce “sandık başı” yapmaya daha azimle hazırlanıyor. “Sandık başı yapmak, ‘Demirtaş başkanlığa, 100 HDP’li Meclise” diyerek, bir seçim iptali durumunda milyonların alanlara akmasına hazırlıktır. Bütün CHP’liler, İyi Partililer, Saadetçiler, bu kararlı duruşa sessiz kalamaz, “ünlü Hakem hilesi gibi, Muaviye’nin hakemi YSK seçimi kaybettiği halde Erdoğan’ı “halife” ilan ederse, referandumdaki gibi hiç kimse YSK’ya doğru harekete geçen milyonları durduramaz.
Madem Cem Küçük Saray’ın “korkusunu” alenen ilan etti. O halde var güçle bu “korkuyu” büyütmek için seçim kampanyasına asılalım.
Diyorlar ki, Erdoğan büyük bir korku içinde, İstiklal marşının ilk kıtasını şöyle mırıldanıyormuş: “Korkmamayı boşver, kork, çünkü söner bu Saraylarda tüten yeşil renkli benamus gazı”…