Bir kaç haftadan beri Fransa’yı sarsan Sarı Yelekliler’in eylemleri radikalleşerek sürüyor. Hükümet uzlaşma arayışını sürdürürken eylemcilerin radikal sol ile buluşması, yöneticilerin ve kendilerine bağlı kesimlerin asıl korkusunu oluşturuyor.
[caption id="attachment_146277" align="alignleft" width="122"]

SELMA AKKAYA - HABER/ANALİZ[/caption]
17 Kasım’da sarı yelekler giyen çeyrek milyon insanın, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un akaryakıt vergisine zam yapma planlarını ilk kez protesto etmesinden bu yana yüzbinler iki kez alanlara inerek, Cumhurbaşkanlığının kapısına dayandı. Fransa’da Macron’un ve Avrupa genelinde Avrupa Birliği’nin uyguladığı kemer sıkma ve militarizm politikalarına karşı yüzbinlerin içinde biriktirdiği öfke büyük bir öfkeye dönüştü.
Başkent Paris’te adeta kent gerillası tarzında örgütlenen Sarı Yelekliler, sokakları ateşe verdi.
“Korkunç, isterik, tarihi eserler tahrip oldu, mağazalar yağmalandı, kırıcılar” çığırtkanlığı eşliğinde yüzlerce gözaltı ve yaralının olduğu 11 saat süren çatışmaların ardından, Fransa pazar günü sabaha uyandığında ülke birçok noktasında Sarı Yelekliler yine eylemdeydi.
‘Birlik, beraberlik’ klişeleri sökmüyor
Toplumsal eşitsizliğe ve ‘zenginlerin başkanı’ eski banker Macron’un kibrine karşı derin toplumsal öfke karşısında devlet güçlerinin çaresiz halleri, bir gün sonra Fransa devletinin sembolleri önünde ‘birlik, beraberlik’ pozları, yıkıcılaşan toplumsal öfkenin üzerini örtemedi.
Sağından, solundan her toplumsal yelpazeden politikacı ve uzman, gelir uçurumunu, kırsalda yaşanan yoksullaşma ve ülkede burjuvazi ile milyonların arasındaki giderek büyüyen mesafeyi kabul ederek, hükümetin bir uzlaşı noktası bulması yönünde uzlaştı!
Pazar günü Paris’te 11 saat süren çatışmalı bir günün ardından Sarı Yelekliler protestolara devam ediyor, Avrupa çapında gelişen birçok sosyal hareketle iletişim kuruyor ve bu hareketler, Sarı Yelekliler’in eylemlerini selamlıyor.
Macron’un istifa etmesi, toplumsal eşitsizliğe ve sosyal haklara yönelik saldırılara son verilmesi ve ekolojik talepler, her zamankinden daha gür atıldığı bir dönem yaşanırken ve bu diğer Avrupa ülkelerindeki hareketleri etkilerken, Macron katıldığı emperyalist G20 Zirvesi’ni bırakıp Paris’e geldi ve krizi masası oluşturdu.
Aynı saatlerde Fransa İçişleri Bakanlığı’ndan, Cumartesi günü ülke genelinde düzenlenen akaryakıt zammı protestolarına 136 bin kişinin katıldığı, çıkan olaylarda 263 kişinin yaralandığı ve 630 kişinin gözaltına alındığı bildiriliyordu.
‘Güvenlik zaafiyeti’

Çatışmalardan geriye kalan caddelerde dolaşan Paris Büyük Şehir Belediye Başkanı ve birçok bölge belediye yetkilisi ise yaşanan çatışmalarda güvenlik zaafiyeti olduğunu ifade ederek, hükümetin belediyeleri dikkate almamasından yakınıyordu. Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo, Başbakan Philippe ile görüşmek istediği ifade ederek, başkentte gerçekleşen protesto gösterilerindeki güvenlik konusunda kendisiyle görüşmeyen hükümeti eleştirdi.
Macron’dan uzlaşma arayışı
Elysee Sarayı’nda eylemlere ilişkin ‘kriz’ toplantısı düzenlemeden önce Macron, çatışma alanlarını dolaştı ardından, ‘kriz’ toplantısı için Elysee Sarayı’na geçti.
Macron kriz masasında durumu değerlendirirken, televizyon ekranlarına çıkan muhalefet partileri, Macron ve hükümeti gösterilerde şiddete izin vererek protestocuların meşruluğunu zedelemeye çalıştığı yönünde eleştiriyordu. Macron’un söz konusu kriz toplantısında, Başbakan Philippe’den muhalefet partilerinin lideriyle ve eylemcilerden bir heyet ile bir araya gelmesini talep ettiği öğrenildi.
Asıl korku radikal sol
Muhalefet de dahil tüm kesimlerden hükümetin Sarı Yelekliler ile görüşme yapması ve bir uzlaşı noktası bulması yönünde çağrılar yükselirken, Sarı Yelekliler ülkenin her yerinden önümüzdeki Cumartesi de alanlara çıkacağını duyurdu.
Söz konusu atmosfer içerisinde hükümetin eylemi kırmak için kullandığı tüm yöntemler sonuçsuz kalırken, asıl korku geniş kitlelerin radikal solla buluşma olasılığı yapılan yorumlarda gizlenemedi.
Eylemlere katılım sağlayan asıl ağırlık şehir merkezlerindeki yüksek kiralar nedeniyle kırsal bölgelere yerleşenlerden oluşuyor. Genç, yaşlı, emekli, ev kadını, çalışanlar, işsizler tüm kesimlerin talepleriyle oluşturduğu Sarı Yelekliler’in talepleri çeşitlilik gösterse de bütün ülkede gelişen eylemlerin ortak noktası Macron’un başta akaryakıt vergilerini düşürmesi ve yaşamlarını rahatlatacak ekonomik düzenlemeler yapması yönünde.
Talepler ve sendikaların durumu
Toplumsal öfke patlamasıyla karşı karşıya bulunan hükümet, son bir haftadır protestolara nasıl tepki verileceği konusunda sendikalarla ve sivil toplum örgütleriyle temas halinde.
Cumartesi hükümet bunun bir sonuç getirmediğini net bir biçimde görmüş oldu.
Şimdi ise hareketi mevcut sol muhalefet sınırlarına çekmek için açıktan Macron Başbakan’ın, Boyun Eğmeyenler Hareketi’nden Melanchone ile özel görüşmesi yönünde çağrıda bunuluyor. Hükümet, lideri olmayan ve önderi bulunmayan Sarı Yelekliler’i kontrol altına alabilmek için harekete lider yaratmaya çalışsa da Sarı Yelekliler yerelin sesi, halk meclisleri, referandum taleplerinden vazgeçmiş görünmüyor.
Fransa Demokratik İşçi Konfederasyonu (CFDT) sendikası genel sekreteri Laurent Berger, Pazar günü, BFM televizyon kanalı ile yaptığı röportajda, krizi çözmek için somut önlemler teklif ettiğini belirtirken, somut önlem dediği şey ise Sarı Yelekliler”in Macron’a güvenmesi gerektiği fikriydi.
“Her şeyi devlet yapamaz” ve “Devlet başkanından çekilmesini kesinlikle isteyemem” diyen Berger, bunun yerine “Macron’un akaryakıt vergisi zammı ile birlikte, bunu Fransız halkı için acısız hale getiren ek önlemler olacağından emin olmalıyız” dedi. Onun önerdiği tek önlem özetle “Macron ne yapıyorsa sizin için yapıyor” şeklindeydi.
Sendikacılar, Sarı Yelekliler’e Macron’u şirin göstermek için bir misyon üstlenirken, Sarı Yelekliler televizyon kanallarına verdikleri demeçlerde, sendikaların kendileriyle hiçbir bağının olmadığı ve kendilerini temsil edemeyeceğini duyurdu.
Radikalleşiyor

Eylemlerin ardından öne çıkan bir diğer durum ise basının radikal solun Sarı Yelekliler’i etkilemesi tehlikesine işaret etmesiydi. Kırsal kesimlerde sağın hakim olduğu alanlarda solun kitleleri etkileme etkisine değinen Le Parisien gazetesi; “Sadece her şeyi imha etmeyi ve demokratik seçim modelini bile reddedip ortadan kaldırmayı öneren bazı profesyonel ortalık karıştırıcılar, bu harekete davetsiz bir şekilde girdiler. Sarı Yelekliler, bu uğursuzların durmadan aynı dogmalarda üsteleyerek konuşmalarına bir platform sağlıyorlar” yorumunda bulundu.
Fransız seçmenlerinin yarısından daha azı tarafından seçilen bir meclis çoğunluğuyla koltuğunda oturan Macron, Fransız sermayesinin çizdiği önlemler paketinin yürütücüsü olmaya devam ediyor. 2024’e kadar bir ‘Avrupa Ordusu’na 300 milyar euro harcama planı ve demokratik hakları askıya alan, olağanüstü hal döneminde parlamento oylaması olmaksızın ve Fransızların ezici çoğunluğunun muhalefetine rağmen kabul edilen bir iş kanuna dayanan kemer sıkma politikasına karşı dışa vuran Sarı Yelekliler, insani ve ekonomik taleplerle çıktıkları yolda giderek radikalleşerek politikleşiyor.
İşte yaşanan çatışmanın ardından hem hükümet, hem onun yaverliğini yapan kesimler, hem de kendilerini muhalefet sayan partileri bu korku sardı.
Bu nedenle “Derhal hükümet bir uzlaşı noktası bulmalı” fikri sıkça dillendirilmesinin nedeni de bu korkuya dayanıyor.