
Döviz kurlarının artması ve finansman sıkıntısı ile görünür hale gelen kriz koşulları, işsizlik rakamlarına da yansıyor. Resmi verilere göre işsizlik oranı yüzde 11,3’e çıkarken, geniş tanımlı işsizlik yüzde 19’u buluyor. Büyüme rakamlarıyla oynayan TÜİK, işsizlik verilerinde revizyonu 2014 yılında yapmış ve işsizliği de düşürmüştü!
TÜİK tarafından açıklanan Eylül dönemi işgücü istatistiklerine göre, işsizlik oranı 2015 yılındaki aynı döneme göre 1 puan artarak yüzde 11,3 oldu. Aynı dönemde işsizlikteki 420 bin kişilik artış olurken, işsizlerin sayısı 3 milyon 523 bine ulaştı. İşsizlik göstergelerinin tamamında bir önceki yılın aynı dönemine göre ciddi bir bozulma gözlenirken, tarım dışı işsizlik oranı 1,3 puanlık artış ile yüzde 13,7 oldu. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 1,4 puanlık artış ile yüzde 19,9 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 1,1 puanlık artış ile yüzde 11,6 olarak gerçekleşti. İşsizlik tüm AKP dönemi boyunca artış gösterdi. Resmi rakamların ötesinde önemli bir büyüklüğe ulaştığı başta DİSK-AR olmak üzere birçok araştırmayla ortaya konmakta. Çoğu işsiz insanın işsizlik kayıtlarına geçmediğini, yine birçok insanın da yeni tür gizli işsizlik ve nöbetleşe işsizlik koşullarında yaşadığını söyleyebiliriz. Gizli işsizliğe yardım alan aileler içinden baktığımızda, yaşanan sorunun boyutunu çok daha belirginleşmiş olarak görebiliriz. İşsizlik artık bir iktisadi sorun olduğu kadar politik bir sorun olarak da karşımızdadır. AKP politikalarının kendisini yeniden ürettiği zeminde işsizliğin oynadığı rol dikkate değerdir.
2017 bütçesi kabul edildi
2017 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Oylamaya, 415 milletvekili katılırken, 312 milletvekili kabul, 103 milletvekili ise ret oyu kullandı.
Bütçe politik bir metindir. Bu metni yıllık hesap planı ötesinde, kaynakların nasıl dağıtıldığı, bölüşüm ilişkilerinin nasıl belirlendiği, karar mekanizmalarının hangi politik perspektifle oluştuğu üzerinden okumak büyük önem taşımaktadır. Küresel ve yerel sermayenin öncelikli tercihlerini gözeten, siyasi iktidarın ve genel anlamıyla devletin yeniden üretimini sağlayan bir metin olan bütçe, AKP kendi dönemi boyunca neoliberal duyarlılığı fazlasıyla bütçelere yansıttı. Bunun yanı sıra AKP, kendi iktidarının sürekliliği sağlayan, kişisel çıkarlarına uygun, savaş ve güvenlik politikalarını önceleyen, eğitimi kendi fikriyatına uygun düzenleyen anlayışı da bütçelere fazlasıyla taşımıştır.
Toplumun artık taşıyamayacağı
Uzun AKP iktidarı sonucunda bugün iktisadi ve sosyal açıdan toplumun artık taşıyamayacağı bir bütçe ile karşı karşıyayız. Bütçe, bugün dayatılan siyasi programı sürdürme aracı olmanın ötesinde tüm işlevlerini yitirmiştir. Harcama ve gelir yönleriyle de aşırı deforme edilmiş ve denetimden yoksun kılınmış bu haliyle bütçe değersizleşirken, bütçe ile birlikte siyaset de değersizleşmektedir.
2,1 milyar lira açıkta
Maliye Bakanı Naci Ağbal, “Kasım ayında bütçe 10 milyar lira fazla vermiştir. 2016 yılının 11 aylık döneminde ise bütçe açığı 2,1 milyar lira olmuştur” ifadelerini kullandı. Buna göre Kasım’daki fazlaya rağmen bütçe açığı devam ediyor.
Örtülü ödenek büyüyor
Buna karşılık örtülü ödenek de büyümeye devam ediyor. Örtülü ödenek harcaması, 2016 yılının rekorunu kırdı. “Gizli Hizmet Giderleri” kaleminden Kasım ayında yapılan harcama 228 milyon lira oldu. Nisan ayında örtülü ödenekten 210 milyon harcanmış, bu kalemin Ekim ayı sonucu ise 119 milyon olarak açıklanmıştı. Güvenlik ve savunma harcamaları da Kasım ayında tavan yaptı. Güvenlik ve savunma için 837 milyon 350 bin TL harcandı. Ekim ayında bu kalem için 477 milyon TL harcanmıştı. Kasım ayında silah, araç gereç ve savaş teçhizatları için 384 milyon 557 bin TL harcandı. Ekim ayında bu rakam 103 milyon olarak tabloya yansımıştı.
Bir savaş bütçesidir
Bütçenin bir savaş bütçesi olduğu ortadadır. Sadece belirli bakanlık harcamalarına bakarak bu konuyu değerlendirmek de yeterince açıklık sağlamıyor. Savunma, İçişleri gibi bakanlık harcamalarının ötesinde, güvenlikçi anlayışın sürdürülmesine yönelik olarak savaşın finanse edildiği birçok kalem bütçenin içine adeta gizlenmiştir. Örtülü ödenek bunların başında gelmekte. Diğer taraftan birçok cari harcamanın veya ödenek kaydırmalarının bu amaçla kullanıldığı da bilinmekte.
Kısa vadeli dış borç stoku 102,6 milyar dolar
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Ekim ayına ilişkin kısa vadeli dış borç istatistikleri açıklandı. Buna göre, Ekim sonu itibarıyla kısa vadeli dış borç stoku, geçen yılsonuna kıyasla 252 milyon dolar artarak 102,6 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 5,3 azalışla 61,5 milyar dolar, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku ise yüzde 10,1 artarak 41 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.
Döviz rezervleri azaldı
TCMB Haftalık Para ve Banka İstatistiklerine göre, 9 Aralık ile biten haftada Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 1 milyar 279 milyon dolar azalarak 97 milyar 354 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri bir önceki hafta 98 milyar 633 milyon dolar seviyesindeydi. Merkez Bankasının döviz rezervlerinin azaldığı bir süreçte kısa vadeli dış borç stoku artıyor. Merkez Bankası Saray’ın tüm dayatmasına rağmen kısa sürede faiz artırımına gitmek zorunda kalacaktır.
Pozisyon itibariyle baktığımızda, giderek artan dış finansman maliyetleri taşınamaz bir noktaya doğru hızla hareket etmektedir. Bu etkiyi azaltmanın yolu sürdürülen ekonomi politikalarında sahici tedbirler almaktan geçiyor. Bu tedbirlerin Saray’ın beklentileriyle çeliştiği ortada. Kur ve faiz hareketliliğinde yaşanan uyumsuzluğun sonlanmaması halinde finansal kriz de derinleşebilir.
Kasım ayında bin 73 şirket kapandı
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Kasım ayına ilişkin kurulan kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Ekonomideki kötü gidiş küçük ve orta ölçekli işletmeleri de olumsuz etkiledi. Ülkede bir ayda bini aşkın şirket kapandı. Kasımda kapanan şirket sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48’e ulaştı. Buna göre, kasımda kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,28 artarak 5 bin 526 oldu. Geçen yıl aynı dönemde 5 bin 456 şirket kurulmuştu. Kapanan şirket sayısı ise yüzde 47,8 artarak 1.073 olarak belirlendi.
Emekliler daha da yoksul
11.6 milyon emekli, 3,1 milyon kamu emekçisi ve 5 milyonu aşkın asgari ücretlinin maaşı Ocak’ta değişecek. Ocak’ta maaşlar, 2016’nın ikinci 6 aylık döneminde gerçekleşen enflasyon kadar artırılacak. Enflasyon tahminine göre, zam oranının yüzde 3,73 olması bekleniyor. Ocak zammı yüzde 3.73 olursa en düşük maaş; 2000 yılından önce emekli olan SSK’lılarda bin 339 liradan bin 389 liraya, 2000’den sonra emekli olan SSK’lılarda 798 liradan 828 liraya, Bağ- Kur esnaf emeklilerinde bin 163 liradan bin 206 liraya, Bağ-Kur tarım emeklilerinde ise 916 liradan 950 liraya yükselecek.
Emeklileri hayattan da emekli etmeye çalışan AKP, 3,73 gibi bir zam oranıyla emeklileri daha da yoksullaştırmaktadır. Emekli aylıklarını sürekli bir külfet olarak gören ve emekli sayısının fazlalığından yakınan bu zihniyetin emekliye yaklaşımı hiç değişmedi. Bu yaklaşım sonucunda bugün gelinen noktada ortalama emekli yaşamı yoksulluk sınırının çok altındadır. İçinde yaşadığımız kriz koşullarında öncelikle korunması gereken yoksulluk baskısını çeken aileler ve bunların içinde önemli bir ağırlığa sahip olan emekliler olması gerekirken, hükümetin önceliği hala müteahhitler olmakta, verimsiz ve işlevsiz inşaat işleri, yol ve köprü yapımı için toplumun kaynakları çarçur edilmektedir.



ANKARA