
Saray ve AKP’nin “tek adam diktatörlüğü” uğruna Kürdistan’da yürüttüğü topyekün savaş konseptinin bir ayağı olarak gördüğü cezaevlerindeki siyasi tutsaklara ve hasta tutsaklara yönelik baskılar süreçle birlikte arttı. Sık sık hak ihlalleriyle gündemde gelen Karadeniz cezaevlerinde kalan siyasi tutsaklara dönük baskı ve hak ihlallerini raporlamak üzere bir heyet oluşturan TUYAD-DER Van Şubesi yöneticileri, Trabzon, Bayburt, Bafra, Tokat, Giresun, Ordu ve Rize illerindeki cezaevlerine giderek tutsaklarla görüştü.
Aralarında kadın, çocuk ve hasta tutsakların bulunduğu 354 tutsak ile görüşen heyet üyelerinden Emin Şeker, tutsakların maruz kaldığı hak ihlallerinin 12 Eylül dönemini aratmadığını ifade etti.
Bırakılmaları gerekir ama bırakmıyorlar
Karadeniz cezaevlerinin tamamında cezası bir yılın altında düşüp, denetimli serbestlik ile tahliye edilmesi gereken tutsakların keyfi olarak salıverilmediğini paylaşan Şeker, tutsaklara cezaevi yönetimleri tarafından ajanlık yapmaları karşılığında serbest bırakılacakları dayatmasında bulunduğunu söyledi. Şeker, “Yaptığımız görüşmelerde tüm tutsaklara dönük baskı ve tehditler son dönemde yaşanılan çatışmalı süreçle birlikte artmış durumda. Tutsaklar cezaevleri yönetimince keyfi olarak bırakılmıyor. Yasal olarak cezaları bir yılın altına düşen tutsakların serbest bırakılması gerekirken, bırakılmıyorlar. Tutsaklar ajanlığı kabul etmediği için de keyfi olarak cezaevlerinde tutulmakta” dedi.
Bütün yasal hakları gasp ediliyor
Tutsakların iletişim haklarının da keyfi olarak engellendiğini belirten Şeker, olumsuz hava şartlarına rağmen halen kaloriferlerin yakılmadığını, bunun da hasta tutsakların yaşadıkları sağlık sorunlarını daha ileri boyuta taşıdığını, diğer tutsakların ise hasta düşmesine yol açtığını aktardı.
Tutsakların yine bilgisayar kursları ve kütüphane gibi haklarından mahrum bırakıldığını anlatan Şeker, raporladıkları diğer hak ihlallerini ise şöyle sıraladı: “Cezaevi yönetimleri keyfi olarak tutsaklara kitap ve gazeteleri vermiyor. Telefon hakları da cezaevleri yönetimlerinin insafına kalmış durumda. Spor gibi aktiviteler ise keyfi olarak engelleniyor.”
Şeker’e göre tüm bu baskı ve ihlaller hükümetin emri ile bu uygulanmakta. “Cezaevi yönetimleri hükümetten cesaret alarak suç işlemekte. Tutsakların iletişim haklarının keyfi olarak engellenilmesi anayasal bir suçtur” diyen Şeker, bu yasakçı uygulamaların bir an önce son bulması gerektiğini kaydetti.
Zorla skeri tekmil
Şeker, görüş ve telefonla iletişim haklarını kullandıkları esnada gardiyanların tutsaklara zorla tekmil verdirmeye çalıştığını da dile getirdi. Bu uygulamanın tüm cezaevlerinde var olduğunu belirten Şeker, “Tutsakların görüş vakitlerinde ya da telefonla aileleriyle konuştukları esnada ismini, soy ismini, nereli odluğunu ve hangi koğuşta olduğunu yüksek sesle bağırmasını dayatıyorlar. Cezaevlerinde askeri tekmil veriliyor. Bu uygulama sadece askerlikte var ama cezaevlerinde de dayatılmakta. Aksi halde tutsaklar haklarından mahrum bırakılmaktalar” dedi.
SELMAN KELEŞ/DİHA/VAN