Recep Tayyip Erdoğan, etnik ve farklı inanç gruplarını ayrıştırarak Ortadoğu’nun kan gölüne dönmesine ve ne idüğü belli olmayan sayısız çeteler türemesine sebep oldu. Yetmedi DAİŞ gibi kanlı acımasız barbar bir örgütü el altından destekleyerek, öz vatanlarında yaşayan Kürtlere saldırttı. Bu vahşi örgüt, sözde İslam devleti kurma bahanesiyle Kobanê’de çocuk kadın demeden, hafızamızdan silemeyeceğimiz katliamlar yaptı. Senelerdir din iman edebiyatı yapan, “benim Kürt kardeşim” diye naralar atan, Erdoğan her nedense bu vahşete sessiz kaldı. Dilinde Kürtlere kardeşim diyen ama özünde düşmanlığını gizlemeyen “Erdoğan, Rojava’da yaşayan Kürtlerin ve diğer inanç ve etnik grupların bir arada yaşamalarını hazmedemedi. Çünkü Rojava’da filizlenen demokrasi hamleleri Erdoğan ve AKP’yi rahatsız etti. Fakat Erdoğan’ın çabaları boşunadır. Ortadoğu’da barışı herkesten çok isteyen ve özgürlüğe hasret Kürtlerin önünde duramayacaktır. 

Gerek Rojava’da, gerekse Türkiye’de halklar, eşit yurttaşlık temelinde barış içinde yaşamlarını Erdoğan’a rağmen gerçekleştireceklerdir. Kuşkusuz Ortadoğu yeniden şekilleniyor ve Kürtler bölgenin en başat aktörleridir. Elbette kendi statülerini oluşturacaklardır. Erdoğan  "Her ne pahasına olursa olsun, Suriye’nin kuzeyinde yeni bir oluşuma izin vermeyiz" diyor. Kürtler yeni bir devlet kurma niyetinde olmadıklarını defalarca kez deklare ettiler. Kaldı ki zamanı geldiğinde, ulusların kendi kaderini tayin hakkını kullanmak Kürtlerin de hakkıdır. Dahası kendi geleceklerini birilerinin emir ve lütfuna bırakmayacak kadar ilkelidirler. 

Kürtler devlet kurma arayışında değildir. Sadece adil ve eşitlikçi olmayan bir yönetime karşı isyan halindedir. Adil olmayan yönetime sessiz kalmak vicdanların uyumasına sessiz kalmaktır. Kürt halkı tarihten bugüne dek hiçbir zaman zalimlerin vicdanlarının rahat nefes almasına izin vermemiştir, bundan sonra da vermeyecektir. PYD güçleri Tel Abyat’ı çetelerden temizlediğinde Erdoğan ve onun yandaş medyası kalemini satan vicdan yoksunu köşe bazları yalan ve iftirayla PYD’nin etnik temizlik yaptığını utanmadan, sıkılmadan yazıp çizdiler. Kürtler asırlardır etnik temizliğe maruz kalmış ve büyük acılar yaşamıştır. Enik temizlik Kürtlerin vicdani ve demokrasi anlayışına aykırıdır. Tarihe baktığımızda kimlerin etnik ve mezhepsel temizlik yaptığını görüyoruz!

Erdoğan ve AKP, bu miadı dolmuş ucuz siyasetten vazgeçmeli. Zaman kaybetmeden, derhal İmralı tecridine son vererek eşit koşullarda müzakereyi başlatmalıdır. 7 Haziran seçimlerinde özellikle Kürdistan’da aldığı ağır yenilgi nedeniyle savaşta ısrar eden Erdoğan’a Türkiye halkları, “Ey Erdoğan, savaş değil barış istiyoruz!” diyerek sandıkta yanıt verdi. Fakat bu zihniyet halkların iradesini yok sayarak bir savaşı başlattı. Rojava’ya yönelik olası bir askeri müdahale tüm Kürdistan’a yapılmış olur, bunun bedeli de çok ağır olur. Erdoğan bu tutumundan derhal vazgeçmeli, ülkeyi içinde bulunduğu buhran ve bunalımdan kurtarmanın yollarını aramalı. 

Tüm siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları her türlü korkulardan ve kaygılardan uzak halkların geleceği için yüreklerini ortaya koyarak barışı inşa etmelidirler. ABD’li yazar-şair Ralph Waldo Emerson’un güzel bir sözüyle bitireyim: Zafer Tanrısı’nın tek kollu olduğu söylenir ama barış her iki yana sunar zaferini…


Çanakkale E Tipi Cezaevi