Bugün itibariyle HDP yönetiminde kalan belediye sayısı 39. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı ve Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüsü Salim Kaplan, belediyelerin gasp edilip devlet memurlarının kayyum olarak atanmasının, Kürtlere karşı yürütülen savaş konseptinin bir parçası olduğunu söyledi.

Kaplan, kayyumları AKP’nin yeni yönetim biçimi ve rejiminin inşası olarak gördüklerini kaydetti. Kürtlere yönelik 100 yıllık asimilasyon politikasının yeniden biçimlendirildiğini ifade eden Kaplan, “Asimilasyon politikalarını kayyumlar eliyle tekrardan uygulayarak daha güçlü bir sonuç almaya çalışıyor. Zulüm, gözaltı, tutuklama, işkence ve baskıyla halkın iradesini alamayan iktidar, sandıklar aracılığıyla iradesine sahip çıkan halkı kayyumlarla iradesinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Temelde HDP fikriyatına bir saldırı var” diye konuştu.

Borca rağmen hizmet yok

AKP fikriyatının 25 yıl boyunca yönettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni 28 milyar borçla bıraktığını ama dünya ölçeğinde devasa projelerin de yapıldığını hatırlatarak, ”İşgal ettikleri belediyelerimizde kayyumlardan kalan borç 5 milyar 700 milyonu buluyor ama toprağa tek bir kazma değmemiş. Tamamıyla AKP’nin bölgede kendisine bağlı rant ve talan üzerinden bir toplumsal tabaka oluşturması ötesinde bir hizmet yok.”

Hırsızlık çarkı işliyor

 AKP’nin belediye bütçelerini kayyumlar aracılığıyla işbirlikçilerine akıttığını kaydeden Kaplan, OHAL döneminde 5393 Sayılı Belediye Kanunu’na eklenen 31 ve 45. maddelerle hırsızlık çarkın döndürüldüğüne dikkati çekti. Kaplan, şöyle devam etti: “Bu maddeler ile belediye meclisleri feshediliyor ve memurlar encümen olarak getiriliyor. Şeffaflık ilkesi devre dışı bırakılıyor. Böylece yandaşlarına doğrudan teminlerle alım yapılıyor.”

Toplum saldırı altındadır

AKP’nin çok dilliliği, kültürü, kimliği, kadın özgürlükçü perspektifini esas alan HDP belediyelerine dönük kayyum politikalarını devreye koyduğunu ve kendisinden başka hiçbir yaşamı ve iradeyi tanımadığını ifade eden Kaplan, Mardin’i örnek vererek şunları söyledi: “Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne gittiğiniz zaman Süryanice, Arapça, Kürtçe ve Türkçe tabelalar vardı. Yine her bülteni çok dilli çıkarıyordu. Kreşlerde Kürtçe eğitim veriliyordu. Belediyenin içerisinde bu dört temel dilde hizmet veren birimler vardı. Bir Kürt annesi, bir Süryani genci, bir Arap geldiği zaman kendi anadillerinde çok rahat hizmet alabiliyordu. Yine mahallerde açılan kadın yaşam merkezleri, kültür merkezleri, kooperatifler, tamamen yerel yönetimlerde çok dillilikle hizmetler veriliyordu. Gelir gelmez yaptıkları ilk işleri, bu tabelaları indirmek oldu. Sadece kayyumlar mı yaptı? Hayır, kayyum bir zihniyettir. Toplumun diline, kültürüne ve inancına kayyumlar eliyle çok yoğun saldırılar var.”

Halkın iradesi esir alınıyor

 Kaplan, 2016’daki ile 19 Ağustos’ta başlayan kayyumları kıyasladı: “İktidar, 2016’da gelişen derinleşen savaş konseptinden kaynaklı gerekçe göstermeye ihtiyaç duymadan kayyum atamıştı ama 19 Ağustos’ta halkın tepkisi sonucu bunu yapamadı. 2016’daki kayyumlar yandaşlarına, kendisine bağlı bir sınıf oluşturmaya dönüktü. Bugün ise bir bölgede yaşayan halkın iradesini esir almaya yöneliktir.”

AKP zehirli hançerdir

 Türkiye’de artık yerel yönetimlerden bahsetmenin mümkün olmadığını söyleyen Kaplan, şunları dile getirdi: “Yerel yönetimlerin tüm yetkilerini tek adama bağlamak isteyen kayyumcu bir zihniyet var karşımızda. Israrlı bir şekilde demokratik siyaseti talep edeceğiz. AKP iktidarı günümüzde zehirli bir hançerdir. Bu hançeri belki en yoğun bir şekilde Kürt halkının iradesine vururken, aslında 82 milyona vuruyor. Bu zehir, zehirli sarmaşık misali toplumun tüm dinamikleri ve derinliklerine sarmaya başlamış. HDP olarak, AKP iktidarına karşı mücadelemiz devam edecektir.”

HDP’nin yapabildikleri

 Kayyum politikalarına dönük hem ulusal hem uluslararası çalışmalarının olduğunu aktaran Kaplan, Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi, BM İnsan Hakları Komisyonu ve AİHM üzerinden çok yoğun bir diplomasi çalışması yürüttüklerini söyledi. HDP’nin girişimleriyle Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Kongresi’nde kayyum politikalarına ilişkin sempozyumların düzenlendiğini hatırlattı.

HDP’nin 31 Mart stratejisinin AKP’de yönetememe krizini derinleştirdiğini dile getiren Kaplan, sözlerini şöyle sürdürdü: “AKP kendince doğru bulduğu tek bir yol var; saldırı, zorbalık, baskı ve zulüm. Bu zulüm kendisiyle beraber AKP’yi boğacak.”

Kayyum raporunu 20 Kasım’da kamuoyuna açıklayacaklarını paylaşan Kaplan, şunları belirtti: “Burası bir talan ve rant sistemi ile yolsuzluk ve hırsızlık sürecidir. Bunun siyasal, kültürel ve ekonomi boyutu var. Bunların hepsini teşhir edeceğiz. Bu toplumun hafızası güçlüdür, unutmaz.”

 Kaplan, 15 Kasım’da yapılacak MYK toplantısında kayyum politikasına karşı yapılacak eylem ve etkinliklerin kararlarını alacaklarını söyledi.