AKP devleti, gelmiş geçmiş hükümetleri cebinden çıkaran tarzda Kürt soykırımını hazırlıyor. Kemalist ırkçı Ergenekon, Kürde her türlü işkence ve ölüm dayattı, ama Kürt halkı direndi, bu unsurlara karşı nefretini gizlemedi. Ordunun başını çektiği, yargının, bürokrasinin desteklediği, eğitimin beyin yıkadığı bu faşist ve ırkçı sistem devletin kuruluşundan beri on binlerle, yüz binlerle ifade edilir Kürt öldürdü. Ama Kürtlük direndi, çok bedel ödedi yenilmedi. Eğer Kürtler yenilseydi, şüphesiz bugün PKK önderliğindeki Kürt hareketi olamazdı. Kürt halkı yenilmediğine göre, savaşın galibi yoktur.
Kürt halkı, bağrından yükselen mücadeleye destek vermese, Türkiye’nin dünyaya „terörist“ kabul ettirdiği PKK bir gün bile ayakta kalamaz. Kızını, oğlunu veren Kürt, maddi menevi destek veriyor ki, otuz yıldır NATO’un ikinci büyük ordusu karşısında, üstelik her türlü çeteci kirli yollar denendiği halde, yenilmeyen bir mücadele gücü ortaya çıkıyor. Türkiye; tüm devlet kurumları, basını, dış dostları, NATO, ABD ve AB yardımlarına rağmen bileğini bükemediği bu halkın önünde eninde sonunda eğilecektir. Buna adım gibi inanıyorum. Halkın kendisini kattığı, desteklediği örgüt; topla tüfekle, zulümle, insanlık dışı metotlarla, zehirli gazla, ki bunların en kirlisini Türk devleti denediği halde, yenilmez. Bugün Türkiye’de Kürde karşı sürdürülen savaş giderek en kirli konuma girdi. Üç sizden beş bizden her gün can veren genç ve sivil insana acınmıyor. Eğer toplum bu ölümleri kanıksarsa, maalesef görülen bu mealdedir, ahlaken çöküntü başlar. Ahlaken çöken toplum ise çağdaşlıktan kopar, skolastik devrin dinci engizisyon mahkemelerinde ilericilerin yargılandığı gibi, yüzlerce yıllık geriye gider. Tarihin hiç bir döneminde dincilik yapan sistemlerin demokrasiye, humanizmaya açık oldukları görülmemiştir. Açıkça söylemek gerekirse, din ticareti yapan AKP, demokrat olamaz. Toplumun yüzde ellisi AKP gibi dinci demokrat olmayan bir partiye oy veriyorsa, o topluma çağdaş demek imkansızdır. Otuz yıldır kapısının önünde süren savaşa dur dememesi, bu toplumun nasıl çağdışı bırakıldığına, çürüdüğüne işarettir.
AKP, Türk devlet ideolojisinin çehre değiştiren adıdır. Kemalist Ergenekon, görünür çelik mihverliydi. AKP ise, turbanın altına gizlemiş çelik mihveri. İşte ileriyi görmeyen AKP’nin din safsatasına düşen Kürtler buna aldanıyor. Milletini atıp AKP’nin din anlayışını alan soyuna karşı düşmanın yanında saf tutan Müslüman Kürtler; „Benim dinim ırkımdan öndedir.“ diyenin dini olur mu? Ya da bir yaşam ve kültür tarzı olan, Zerdüşti elementleri olan Kızılbaş-Aleviliğe inanan Kürtlerin CHP’ye oy vermeleri; Koçgiri, Dersim, Maraş, Sivas katliamcılarına, aferin bize iyi yapıyorsunuz, anlamındadır. İster Kürt Müslüman, ister Kürt Alevi; kendisi olmayan birine, onu rezil edecek bir isim bulur düşman. İşte bu Kürtler nedeniyle savaş sürüp gidiyor. Kürtler ait oldukları halkın adını, onurunu taşımanın gereğini yapsalar savaş durur. AKP’ye savaşı sürdürten, oy veren Kürtlerdir. Kürt olduğunu söyleyen, hatta en iyi Kürtçe’yi biz konuşuyoruz diyen AKP’li vekilleri vekil görmek yanlıştır. Onlar halkına ihanet eden işbirlikçilerdir. Bu durumu onların yüzüne vurmak gerekir. Mehmet Metiner’in, nasıl Emine Hanım’ın ayağına gittiği görüntülendi. Galip Ensarioğlu, soyunun hain Kürt düşmanlığını sürdürüyor. Kamer Genç, Hüseyin Aygün gibiler ise, zaten ‘Türk oğlu Türk oldukları’nı çeşitli şekillerde ifade eden Türk sistemine entegre olup görev alan kişilerdir.
Türk devleti, Kürdistan’ı işgal ve ilhak etmiş, sadece Türk, Hanefi ve Türkçe konuşanın devleti olmuş. Oturup kalkıyor, Kürdistan benim ülkem diyor. Tel örgüyle çevirdiği sınırlar içinde, ben devletim, deyip asıp kesiyor. Eskiden ırkçı faşist Kemalistler öldürüyordu, AKP şimdi dünyanın tepkisini çekmemek için eskisi gibi gizli fiziki yok etme yerine, çatışmada ve özellikle ruhsal öldürmede düşürmeyi fevkalade iyi yapıyor. Kürt halkını, „Müslümanlar kardeştir“ yalanıyla kandırıp, kendine yabancı hale getirip işgalci gücün yanında yer aldırması en büyük katliamdır. Faşist AKP’nin ardına takılan Müslüman Kürt, dönüp sormuyor, madem ki kardeşiz, o halde benim de dilim okullarda okutulmalıdır. Madem ki kardeşiz, neden Kürdistan dağlarını bombalıyorsun? Bunu dinci imansız AKP’den sormayan günde beş değil 35 kez namaz kılsa, kaç yazar?
İşte toplumun efkari ahvali böyle olunca, orada insan değeri olmaz, AKP’de bu nedenle kirli savaşını sürdürüyor. Oysa kendisinin müzakereye gönderdiği zat ve MİT, PKK ile anlaşmaya varmışlar, İmralı ve Kandil kabul etmiş, basına göre protokol imzalayıp onay vermişler. Kabul etmeyen kim? Tek adam diktatoryası kuran, Sünni İslam halifeliğine oynayan Sultan Erdoğan’dır. Bu kabul gören protokol, AKP grubunda bile tartışmaya açılmıyor. Kimse sormuyor. Bu nasıl devlet ve yönetim? Tek kişi herşeye karar veriyor. Erdoğan emriyle Öcalan aylardır izolasyona konuyor. Dik duran Kürt halkına kin ve intikam ile saldırmak, Erdoğan’a kaybettirir. Kürt halkı Atatürk’ün yaldızını nasıl döküp geçen yüzyılın en katliamcı generali olduğunu ifşa etmişse, çok böbürlenen, atasına özenen Sultan Erdoğan’ın da Kürt halkına karşı işlediği suçları ifşa edip havasını alacaktır. Umarız akıl, barış insanlık yoluna döner ve Kürdün uzatılan barış eli tutulur.