Bu yıl 6 milyar dolar ciro bekleyen Türk savunma sanayisi, hükümete yakın sermaye gruplarının iştihanı kabartıyor. 

Türkiye ve Ortadoğu’daki gelişmeler, önümüzdeki yıllarda savaşın tırmanacağı ve AKP hükümetinin “güvenlik” politikalarını derinleştireceğinin ipuçlarını veriyor. Türkiye’de bugün 5-5.5 milyar dolar büyüklüğüne ulaşan savunma sanayi sektörü aynı zamanda uluslararası tekel şirketlere taşeronluk payını da büyütüyor. Geçen yıl 1 milyar 677 milyon dolar olan savunma sanayi ihracatının bu yıl 2.5 milyar dolara çıkması hedefleniyor. Savunma sanayisinin 2023 ihracat hedefi ise 25 milyar doları buluyor. Hükümetin teşvik politikasında öncelik alan Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ) de yönünü bu sektöre çevirmiş durumda. Bu yıl 6 milyar dolar iş potansiyeli hesaplanan sektöre, geçmişte TSK’nın kantinine “bisküvi bile satamayan” yeşil sermayenin hızlı girişi dikkatleri üzerine çekiyor. Cumhurbaşkanına yakın aile şirketleri de dahil hükümet ile bağını inkar etmeyen şirketlerin bu sektörlerdeki kümelemesi hükümeti de aynı zamanda “güvenlik” politikalarına hapsediyor. 

Yüzde 60’nı karşılıyorlar

Özelikle Airbus, Leckheed Martin, Pratt &Whitney, Boeing, Sikorsky gibi Alman ve ABD silah devlerine taşeron/tedarikçilik yapan Aselsan, FNSS, Havelsan, Kale Savunma Havacılık, Katmerciler, Netaş, Otokar, STM, TEI, TUSAŞ gibi büyük pay kapan firmalar, havacılık sanayi için aksam, zırhlı araçlar, muhtelif silahlar, bunlara ait aksam ve parçalarla mühimmatlar üretiyor. Pazarı büyüten etkenlerden Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), ihtiyaçlarının yüzde 60’ını bu firmalardan tedarik ediyor. 

İştahını karbartıyor

Türkiye’deki siyasal iklim ve gelişmeler göz önüne alındığında sektörün büyüyeceği ve bu büyümede “yerli ve milli”lik adı altında en fazla payı hükümete yakın sermaye grupları kapıyor. Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği’ne 4 yılda 450 firmanın üye olması, sektörün geleceği hakkında fikir veriyor. Bu firmaların büyük bölümü Konya, Kayseri, Ankara gibi “Anadolu sermayesi veya yeşil sermaye” olarak adlandırılan ve hükümet etrafında kümelenen sermaye olduğu biliniyor. 

Damadından İHA

Ortadoğu semalarını dolduran silahlı ve silahsız İnsansız Hava Araçları (İHA) bölgede birçok ülkenin savunma harcamalarında ve tedarik listelerinde ilk sırada yer alırken, Türkiye’de bu pazarın tek sahibi Cumhurbaşkanının dünürleri olan Bayraktarlar. AKP hükümeti ile havacılık sistemine KaleBaykar İş Ortaklığı ile giren Bayraktarlar, Kara Kuvvetleri Komutanlığı için silahlı ve silahsız İHA geliştirdi. 

TOMA’cı katmerlendi

İsmail Katmerci’nin sahibi olduğu Katmerciler Araç Üstü Ekipman Sanayi ve Ticaret A.Ş’nin Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) üretmekle nam saldı. Sektöre girişle AKP milletvekilliği aynı döneme gelen İsmail Katmerci’nin şirketinde yönetim kurulu üyesi olan Haydar Kemal Kurt ve Osman Nuri Filiz’in de bir dönem AKP’de milletvekilliği yapması dikkat çekiyor. 

Katmerciler tarafından kısa bir süre önce Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) gönderdiği açıklamada, yine hükümete yakın işverenlerden Limak Holding ile savunma sanayi üzerine gizli protokolle şirket kurduklarını duyurdu. Sektördeki fırsatları değerlendirmek üzere şirketin kurulduğu yönünde yapılan açıklamada, “Şirketimiz ile Limak Holding A.Ş. arasında imzalanan gizlilik protokolü çerçevesinde savunma sanayii alanında faaliyet göstermek üzere LİKA SAVUNMA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ünvanlı ve Ankara merkezli şirket kurulması işlemlerine başlanmıştır" denildi. 

Şems Kirpi’yle uçuyor 

Sektöre hızlı giriş yapan isimlerden birisi de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “aşık” ve "onun Şems’i" olduğunu ilan eden işverenlerden Ethem Sancak. Mehmet Emin Karamehmet’ten alınan ve TSK’ye Kirpi adında zırhlı araç üreten BMC’nin sahibi Sancak, “Milli tank Altay” için kolları sıvadı.

Tümosan pes etmiyor

Hükümetin en büyük destekçilerinden Albayrakların iştiraki olan Tümosan da bu sektörde boy gösteren şirketlerden. Ukraynalı UkrOboronProm şirketiyle flörte başladı. Teknik görüşmelerin devam ettiğini ve bu konuda Başbakan Binali Yıldırım’ın Ukrayna Başbakanı Vladimir Groysman ile diplomasi yürüttüğü basına yansıdı. Bu işbirliği üzerine kısa süre sonra Hakan Albayrak, köşesinde “En önemli eşiği geçmiş bulunuyoruz” diyerek Altay Tankı'na ilişkin yürütülen diplomasiyi “Yaparız eyvallah anlayışı hakim. Aşağılık kompleksini aşarak en önemli eşiği geçmiş bulunuyoruz” diye yazdı. 

Yine hükümete yakınlığıyla bilinen Nurettin Çarmıklı’nın sahibi olduğu Nurol Holding de bu süreçte sektörün parlayan yıldızı. 

Kazan-kazan ilişkisi

Türkiye'nin savunma ve havacılık alanındaki ihracatı son 14 yılda 247 milyon dolardan 1 milyar 655 milyon dolara ulaştı. İhracat rakamları ise son 3 yılda 1,6-1,7 milyar dolar bandında seyrediyor. Bu gelişmeleri de dikkate alan Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM), hazırladığı 2017-2021 Uluslararası İşbirliği ve İhracat Stratejik Planı ile firmaların sadece ihracata odaklanarak değil, ortak üretim, teknoloji transferi, ortak yatırım gibi kazan-kazan ilişkisine aracılık etti. 

Kombassan da geri durmadı

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi’nden mezun Kombassan Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Rıza Alaboyun, AKP’den 22. Dönem Aksaray Milletvekilliği yaptı. Makine-vinç, kağıt, inşaat, pvc kapı ve pencere, turizm gibi sektörlerden sonra savunma sanayisine atak yaptı. 

Duble yoldan kıvırdı

Merkezi Dubai’de olan Öztürk Holding, duble yol ve inşaatla bilinen serüvenini savunma sanayisine çevirmesi de bu sürecin bir parçası olarak okumak mümkün. İktidara yakın duran şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk’ün ismi iktidar çevresinde sık duyulur. Öztürk’ün en son işlerinden birisi ise Sri Lanka’da Tamil gerillalarından “temizlenen bölge”de 65 bin konut yapmak.

Piyade tüfeğine ilgi

Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve Sarsılmaz Silah Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş ile iktidar arasında sıkı bağlar zaman zaman basına da yansıyor. Geçen yılın Eylül ayında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Aliş'e ait Düzce Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan silah fabrikasına gizli bir ziyaret gerçekleştirmesi dikkat çekmişti. Erdoğan, piyade tüfeği üreten fabrikayı yaklaşık 2 saat gezmişti.

Cumhurbaşkanının başdanışmanları arasında bulunan savaş ve savunma uzmanları da güvenlik politikasının derinleşeceğine işaret ediyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden ve güvenlik alanında uzman olan Prof. Gülnur Aybet'in Erdoğan'ın başdanışmanlığına getirilmesi dikkat çekti. 

Yine Uluslararası Savunma Danışmanlığı’nın (SADAT) kurucusu, ordudan atılma emekli tuğgeneral Adnan Tanrıverdi'nin Cumhurbaşkanına güvenlik konularında başdanışmanlık yapıyor olması dikkat çeken bir başka ayrıntı.  


SEDAT YILMAZ/DİHABER