Türk devleti, çeteleriyle birlikte Rojava’da yürüttüğü işgal ve soykırım saldırısı için haftaya Londra’da yapılacak olan NATO Zirvesi’nden bu girişimi için daha fazla destek arayacak. Savaşı Durdur Koalisyonu ise İngiltere’nin Türkiye ile yaptığı kirli ittifakın son bulması talebiyle Londra’da eylem hazırlığında.
ALADDİN SİNAYİC / LONDRA
ABD’nin Irak’a saldırısı sırasında İngiltere’de organize ettiği dev yürüyüşlerle gündeme damgasını vuran Savaşı Durdur Koalisyonu’nun yöneticisi Linsdey German, İngiltere’nin işgalci Türk devletiyle olan ilişkilerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Savaşı Durdur Koalisyonu (SWC), önümüzdeki hafta başlayacak olan NATO toplantısında Türk devleti ile yapılan kirli ittifakı protesto edecek.
Türk devleti, çeteleriyle birlikte Rojava’ya yönelik işgal saldırılarını sürdürüyor. Bu saldırılarda, savaş suçu kapsamına girebilecek haberler de geliyor. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nden Sosyal Hizmetler Bürosu Eşbaşkanı Abdulkadir Miwehed’in, 21 Kasım’da işgalin 40’ıncı gününe ilişkin verdiği bilgilere göre 300 bin sivil yerlerini terketti, 478 sivil şehit düştü, 70 sivil de yaralandı. Türk işgal saldırısından dolayı 810 okul kapandı, 86 bin öğrenci ise eğitim hakkından mahrum kaldı. Yine saldırılarda beyaz fosfor da içinde olmak üzere kimyasal silah kapsamında değerlendirilen silahların kullanıldığı, bir çok bağımsız kurum tarafından teyit edildi. Türk devletinin devam eden saldırılarını ve bu saldırılar karşısında NATO ve İngiltere’nin tavrını Savaşı Durdur Koalisyonu (Stop The War Coalition-SWC) kurucusu ve yöneticisi Linsdey German ile konuştuk. Amerika ve İngiltere’nin Irak’a müdahalesine tepki olarak 2003’te kurulan SWC, yıllardır, Emperyal güçlerin Ortadoğu’ya müdahalesine karşı kampanyalar ve eylemler organize ediyor.
Dünyanın en büyük silah tüccarı!
SWC kurucularından German, İngiltere’nin Ortadoğu’daki tarihi konusunda şu yorumu yaptı: “İngiltere Ortadoğu’da tarihi olarak çok onursuza bir rol oynadı. Osmanlı İmparatorluğu’ndan, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana hep böyle, İngiltere çok kötü bir rol oynadı. Sınırların çizilmesinde vesaire. Tarihi olarak kötü bir rol. Tarihte ilk hava bombardımanını dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill Irak’ta yaptı. İngiltere’nin burada tarihi emperyalist bir duruşu var. Bana göre İngiltere’nin bu yüzyıldaki rolü dehşet verici. Evet 2003’teki müdahale olmasaydı neler olurdu kestirmek zor.”
İngiltere’nin Ortadoğu’daki müdahalelerini dehşet verici bulan German, “İngiltere şuanda dünyanın en büyük silah tüccarı. Rejim ne kadar iğrenç olursa olsun fark etmiyor, silah satıyoruz onlara. Ve biliyorlar ki bu silahlar sivil halka karşı kullanılacak” dedi.
Türkiye bölgeyi kaosa sürüklüyor
German, Suriye’de DAİŞ sonrası bir nevi savaşın sona ereceği beklentisi ve belli bir istikrar oluşmuşken Türk devletinin saldırılarının yeni bir kaosu tetikleyeceğini ifade etti: “Tam da IŞİD bir şekilde yok edilmiş ve bölge bir nevi istikrarlı bir ortama ve politik çözüme doğru gidiyor gibi görünüyordu. Bu durum şimdi tekrardan çöküyor. Çöküyor çünkü IŞİD halen tam olarak bitmedi ve bölgede farklı noktalarda halen bulunuyorlar. Ama halen işgal devam ediyor, Amerika askerlerini bir kısmını çekse de, yabancı ordular halen bölgede mevcut. Son haftalarda ise Türkiye’nin müdahalesi var, Erdoğan ile Suriye’de Kürtlere yönelik saldırı başlattı. Bu yeniden bölgeyi yeni büyük bir kaosun içine sürükleyecektir.”
Erdoğan’ın korkunç bir gündemi var!
Erdoğan’ın çok kirli ve tehlikeli bir ajandası olduğunu belirten German, Kürt halkına dönük etnik temizlik tehlikesine dikkat çekti. Savaşı Durdur Koalisyonu yöneticisi German şöyle konuştu: ‘‘Erdoğan’ın çok korkunç ve kirli bir gündemi var, Kürtlerin bağımsız devletine ve kendilerini yönetmesini istemiyor. Türkiye’nin kendi içerisinde Kürtlerle yıllardır çatışıyor zaten ve şimdi Erdoğan Türkiye’de Kürtlere yaptıklarını Suriye’de de yapmak istiyor. Erdoğan Kürt halkına yönelik etnik temizlik yaparak bölgeye Suriyeli mültecileri yerleştirmek niyetinde. Bu Erdoğan’ın Avrupa ile yaptığı ve Avrupa’yı mültecilerle tehdit ettiği bir anlaşmanın sonucu aslında. Ayrıca Erdoğan bu insanları aslında olmak istemedikleri bir yere illegal bir şekilde yerleştirmeye çalışıyor. Erdoğan bunları yaparken de Kürtler birçok bedeller ödüyor. Bu bölge hakları için çok tehlikeli bir durum. Bölgedeki yıllardır mücadele veren Kürt halkı için Suriye’nin ve mücadelesini verdikleri ülkelerinin işgal saldırısına uğraması çok endişe verici, ayrıca Türkiye’nin çok önemli bir NATO üyesi olması açısından da çok tehlike yaratan bir durum.’’
Büyük savaş tehlikesi var
Daha büyük bir savaş tehlikesine dikkat çeken German, Türkiye’nin NATO üyesi olmasından kaynaklı Suriye üzerinden Rusya ile karşı karşıya kalma tehlikesinin kaos ortamı yaratacağını ifade etti. German şöyle devam etti: ‘‘NATO kendi içerisinde bazı çatışmalar yaşıyor, evet normal şartlarda öylesi bir durumda Türkiye’nin NATO tarafından desteklenmesi gerekiyor ancak şuanda İngiltere ve Fransa için Türkiye tarafından doğru bu savaşa müdahil olmasını beklemek gerçekçi değil, çünkü çok açık bir şekilde saldıran taraf Türkiye. Ancak eğer Türkiye, Suriye üzerinden Rusya ile karşı karşıya gelirse bu nokta da farklı bir senaryo ortaya çıkacak ve NATO Rusya’ya karşı duracaktır. Rusya’nın Suriye’de olmaması gerektiğini düşünüyorum. Rusya’nın insanları bombalamasına ben de karşıyım. Böylesi hassas bir durumda bölgede herhangi bir NATO üyesinin soruna dahil olmasının ciddi problemleri de beraberinde getireceğini düşünüyorum. Şu ana kadar gördüklerimizden daha büyük bir savaşa neden olabilir; Kürt halkı ve Suriye’deki bütün halklar bundan çok ciddi anlamda olumsuz etkilenecek.’’
Halk isyanları umut verici
Bölge halklarının artık savaş istemediğini ve barış içerisinde yaşamak istediğini ifade eden German, son dönem Arap ülkelerinde yaşanan halk isyanlarının umut verici olduğunu söyledi. Ortadoğu’nun daha da karışmaya devam edecek gibi göründüğünü belirten German şunları belirtti: “İran açısından büyük bir tehlike var. Trump, İran ile olan Nükleer antlaşmasını bozdu, İran da biz nükleer güç olmaya devam edeceğiz diyor. Büyük bir çatışma ortamı var. Aynı şekilde Filistin halen çökmüş bir ülke ve halen bu güçler tarafından müdahale altında. Rojava’daki Kürtler gibi bölge halkları savaş istemiyor, karmaşa istemiyor, diktatörlük istemiyor. İnsanlar barış içinde yaşamak istiyor, çocuklarına iyi bir eğitim, iyi bir gelecek bırakmak istiyorlar. Göç etmek istemiyorlar. Etnik temizlik korkusu, bombardıman korkusu altında yaşamak istemiyorlar.
Bu konularda halklar arasında bir fikir birliği var. Ve ben bunların hiç birisinin ‘dış müdahale’ ile gelebileceğine inanmıyorum. Halkların kendisi ancak kendi hayatlarının kontrolünü ellerine alarak bunu başarabilir. Lübnan’da, Irak’ta, Cezayir’de, Tunus’ta, sadece Arap ülkelerinde de değil Şili’de ve birçok yerde yaşanan protestoları takip ediyoruz. İnsanlar memnun değil sistemden haklı olarak. Değişim, barış için savaşan bu insanlara güç verilmeli. Mesela Türkiye’de mevcut sisteme karşı olan çok insan var. Umarım daha da güçlenirler, ve hükümete karşı bir hareket inşa edebilirler. Biliyorum Kürt sorunundan kaynaklı olarak bu çok zor. Kürt sorununu bölücülük gerekçesi olarak kullanıyorlar. Aynı şekilde İrlanda sorununu da bu şekilde kullandılar. Fakat hep birlikte yapabileceğimize inanıyorum.’’
3 Aralık’ta Trump ve Erdoğan protestosu
Aralık ayında başkent Londra’da yapılacak NATO Liderler Zirvesi’nde Erdoğan ve Trump da katılıyor. Savaşı Durdur Koalisyonu NATO’yu protesto için büyük bir eyleme hazırlık yapıyor.
3 Aralık Salı günü saat 16:00’da Trafalgar Meydanında başlayacak protesto yürüyüşü Buckingham Palace’ta son bulacak.