Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giren, Lahey yönetmeliklerinde ve Sözleşmelerinin I no’lu Protokolünde ve uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış ihlallerin bazıları şunlardır: 

-Doğrudan sivil nüfusa, sivil eşyalarına, insani yardıma ya da barış koruyucu misyonlara saldırılar;

-Askeri avantaja oranla aşırı bir şekilde sivil hedeflere zarar vereceği ya da sivilleri yaralayacağı ya da rastlantısal olarak can kaybına yol açacağı bilinen saldırılar da dâhil olmak üzere sivillere yönelik yasaklanmış saldırılar; 

-Askeri hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar; 

-Teslim olmuş askerleri öldürmek ya da yaralamak; 

-Uzuv keserek fiziksel olarak sakat bırakmak; 

-Kişinin onuruna yönelik saldırı, özellikle de onur kırıcı ve aşağılayıcı muamele; 

-Tecavüz ve cinsel şiddetin diğer biçimleri ve insanları kalkan olarak kullanmak gibi savunmasız kişilere zarar verme…

Bugüne dek yaşanan suçlar bir yana son iki ayda Sur ve Cizre’de işlenen suçların tümü savaş suçu kapsamına girmektedir. 

Fakat bir yerde iç savaş varsa orada yaşanan ihlaller bazen savaş suçu kapsamında değerlendirilmemektedir. Bunlar bazen savaş suçu bazen de daha ağır bir suç olarak “Soykırım veya insanlık suçu” olarak değerlendiriliyor.

Tüm bunlara rağmen mahkemelere giden yollar siyasal dengeler ve çıkarlardan geçtiğinden direnen halkların kendi adaletlerini sağlamaları en güvenilir yoldur.

Bununla birlikte uluslararası mahkemelere başvuruda bulunmak ihmale gelmez önemli bir görevdir. 

Yaşanan vahşet karşısında tüm insanlık sınavdan geçmektedir. Uluslararası mahkemeleri de bu insanlık sınavına tabi tutmak gerekiyor…