
Türk devleti demokratikleşmemede ısrar etti. Hem diyalog ve müzakereyle Türkiye'nin temel sorunlarını çözüp demokratikleşmedi, hem de 7 Haziran’da olduğu gibi halkın demokratik iradesini tanımayarak otoriter, hegemonik, yerel demokrasiyi tanımayan sistemde ısrar etti. Böylece Türkiye'yi süreklileşen ve bir türlü çözümü bulunmayan sorunlar yumağı içinde tuttu. Bu da sürekli gerilim ve kriz olarak yansıdı. Türkiye bir türlü belini doğrultamadı.
İşte Kürt halkının birçok il ve ilçede öz yönetim ilanı bu çıkmaz politikaya bir neşter vurmuş gibi oldu. Kürt halkının on yıllara dayalı demokratik devriminin yarattığı örgütlü ve demokratik toplum, öz yönetimini ilan ederek bir demokrasi hamlesi yaptı. Türk devletini yerel demokrasiyi tanımaya zorlayarak demokratikleşmenin kapısını açtı. Artık Türkiye'nin devrimcilerine, demokrasi güçlerine düşen görev bu kapıdan girmektir. Halkın on yıllardır yürüttüğü demokrasi mücadelesini tıkatan, engel olan devlete karşı demokrasiyi bizzat tabandan örerek gerçekleştirme hamlesinin yapılması önemli bir gelişmedir.
Bu hamle aynı zamanda AKP'nin başlattığı savaş hamlesine karşı demokratik çözüm ve barış seçeneğini ortaya koymaktadır. AKP'nin başlattığı savaşı durduracak ve gerçek bir barışı sağlatacak olan bu öz yönetim hamlesidir. Bu bir demokratikleşme devrimi olduğu gibi, dayatılan savaşa karşı gerçek bir canlı kalkan eylemidir de. Türk devletinin Kürtler ve demokrasi güçlerine karşı yürüttüğü savaşı ancak böyle bir devrimci canlı kalkan eylemi durdurabilir.
Demokratikleşmeyi bu öz yönetim direnişi sağlar. Savaşı bu öz yönetim direnişi durdurur. Türk devletinin demokratikleşmeye karşı yürüttüğü gerici direnişi ancak halkın bu öz yönetim direnişi kırar. Kürt halkının ve Türkiye halklarının on yıllardır sürdürdüğü demokratik devrim mücadelesi toplumda böyle bir demokratikleşme gücünü ortaya çıkarmıştır. Eğer bu demokratikleşme birikimi, Kürt halkının öz yönetim ve yerel demokrasi devrimi çok zengin eylem biçimleriyle desteklenir ve savunulursa demokratikleşme kaçınılmaz hale gelecektir. Tünelin ucu görünmüştür. Yapılması gereken, Cizre’de çakılan bu ışık doğrultusunda bu mücadeleyi geliştirmek ve yükseltmektir.
Kürt halkı öz yönetim direnişini durdursun denilerek ya da bu öz yönetim hamlesini gevşeterek hiçbir sonuç alınamaz. Bu, demokratikleşme mücadelesinden geriye düşmek olur. Bu açıdan 7 Haziran’da bir araya gelen demokrasi güçlerinin de bu demokratikleşme hamlesi etrafında birleşerek bu mücadeleyi başta Türkiye'nin metropolleri olmak üzere tüm Türkiye'ye ve Kürdistan'a yaymaları gerekir. Barış savaşçıları da amaçlarına ancak böyle ulaşırlar. Yerel demokrasiye sahip çıkıp geliştirmek dışında bu savaşı durdurmak mümkün değildir. Eğer bu demokratik özerklik ve yerel demokrasi hamlesi geliştirilmezse savaş ve çatışma en azından bir on yıl daha çok şiddetli biçimde sürmeye devam eder. Demokratik özerklik hamlesini durdurmak ve bundan geri adım atmak, savaşın dağlarda, ovalarda ve şehirlerde sürmesine yol açmak olur. Demokratik özerklik hamlesi ve bunun halk tarafından savunulması savaşı durduracak canlı kalkan rolünü oynayacaktır. Bu öz yönetim hamlesini böyle anlamak en doğru anlama biçimidir. Diğer barış çağrıları ve savaş dursun çağrıları safdilliktir. Bu tür çağrılar savaşı durdurmaz. Çünkü savaşı ortaya çıkaran etkenleri ortadan kaldıramaz.
Savaş, Kürtlerin öz yönetim iradesini tanımama ve kendi kendini yönetmesini kabul etmemekten kaynaklanmaktadır. Kürtlerin öz yönetim hamlesi Türkiye'deki bu zihniyeti deşifre etme ve kırma mücadelesidir. Bu öz yönetim hamlesi, Türk devletinin iddia ettiği gibi Türkiye'yi bölme çabası olmadığını göstermek, böylece yerel demokrasiyi toplumdan başlayarak herkese kabul ettirme mücadelesidir. Nitekim toplum giderek bu savaşın Türkiye'yi savunma savaşı olmadığını görmektedir. Zaten AKP hükümetinin en zorlandığı durum da budur.
Şu anda demokratik özerklik hamlesini savunmak, gerçek demokrasi ve barışı savunmaktır. Eğer Türkiye'de özel savaş demokrasisi ile toplum kandırılmayacaksa, sahte barışlarla demokrasi karşıtı güçlerin düzenini sürdürmesine su taşınmayacaksa, Kürt halkının başlattığı bu demokrasi hamlesine güç vermek gerekir. Mücadeleyi de parlamento dışı, parlamento içi çok zengin yöntemlerle sürdürmek gerekir. Türkiye'deki demokrasi karşıtı gericiliği tek bir yöntemle kırmak mümkün değildir. Her yöntemin değeri vardır ama Türkiye söz konusu olduğunda halklarımızın ve demokrasi güçlerinin Cizre halkının demokrasi hamlesi gibi hamlelere ihtiyacı vardır.
Türkiye'de zorlanarak da olsa, anlama zorlukları yaşayarak da olsa böyle bir demokratikleşme sürecine girilmiştir. Öz yönetim, demokratik özerklik ve yerel demokrasi gündeme girmiştir. Şu anda Türkiye'nin ihtiyacı olan en önemli gündem budur. Bu gündemi yaygınlaştırmak, geliştirmek demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü ve yasal normlara kavuşmasını da hızlandıracaktır.
Herkes şunu bilmelidir; Kürdistan'da ve Türkiye'de demokratik kazanımlar elde etmenin kanunu, zor koşullara karşı direnmekten geçmektedir. Sadece Ortadoğu gerçeğine bakarak bile bu görülebilir. Ortadoğu'da bu savaş ve çatışmaları ortadan kaldıracak demokratik ulus ve yerel demokrasi formülü toprağa düşmemiştir; ancak Kürdistan ve Türkiye'de düşmüştür. Ancak bu çözümleyici proje sadece sözle değil, eylem ve demokrasi hareketiyle geliştirilip güçlendirilirse Türkiye ve Kürdistan'da kör dövüşü savaşlar yerine Cizre’de ortaya konulan demokratik özerklik hamlesinde olduğu gibi sorunların çözümü toplumun gücüyle gündeme girer. Böylece savaşlara da son verilir.