
Haberlere göre, Renan Bilek, bir asker kaçağıydı ve her an askere görütülebilirdi. Bilek, yazısı, yazısında konu edindiği Suriye'ye yönelik savaş tehdidi ve Kürt sorununa ilişkin olarak ETHA'nın sorularını yanıtladı. Öncelikle yazısının, magazinel bir şekilde rol aldığı dizi filmdeki karakter hatırlatılarak ele alınmasını eleştiren Bilek, "13-14 yıl önce yaptığım askerliği şu anda yapmamış gibi bir algı yaratıldı. Haberlerde kullanılan başlık bana ait değildi. Başlık ile yazı arasında ilişki yoktu. Bir de Fransız yazar Boris Vian'ın sözünü bana mal etmişlerdi" dedi.
'Savaş çığırtkanlığı yapılıyor'
Yazısında asıl amacının Suriye'ye yönelik savaşa itiraz etmek olduğunun altını çizen Renan Bilek, şöyle konuştu: "Hatay'da silahlı militanlar, devletin imkanlarını kullanarak, ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyorlar. AKP'nin 'Komşularla sıfır söylemi' vardı. Ancak bugün bakıyoruz ki, sorunlu olmadığımız yer yok. Küçükten bize öğretilen bir şarkı vardı, bir iki üçler yaşasın Türkler diye... Herkes kötü, bir biz iyiyiz ve başımızın üzerinde bir hale taşıyoruz, meleğiz. Ama öyle değiliz. Çok ciddi bir savaş çığırtkanlığı yapılıyor. İnsanların savaşa karşı tepkisi olmasına rağmen, yönetenlerde büyük bir savaş isteği var. Benim asıl sorguladığım buydu. Kan dökmeye bu kadar meraklıysanız önce kendi kanınızı dökün diyen bir yazıydı."
Sınırlarla bölünen hayatlar
Oluşturulan sınırların aileleri böldüğünü vurgulayan Bilek, sınırlar için bir gözlemini şöyle anlattı: "Artvin'e gittiğimizde ailelerin bölünmüşlüğüne tanık olduk. Karşı taraf Batum. Sınır çekildiğinde ailerin bir kısmı bu tarafta, bir kısmı diğer tarafta kalmış. İnsanlar günlük yaşamlarında Türkçe, Gürcüce, Lazca kullanıyor. Mardin'de de Arapça, Süryanice, Türkçe, Kürtçe aynı anda kullanılıyor. Suriye'de de ikiye bölünmüş aileler var. Hafızamız ne kadar kolay kayboluyor. Daha bundan iki-üç sene öncesine kadar sınırda bayramlaşmalar olmuyor muydu? Yazık ailelere demiyor muyduk? Bu görüntü, orada, sınırın öte tarafında ailemizden bir parçasının bulunduğunu anlatmıyor muydu?"
'Bu sözlerden bunaldık'
Sinema ve tiyatro oyuncusu Renan Bilek, her kriz döneminde dile dolanan "keseriz, bir tükürürüz, onlar boğulurlar, buradan bir çıktık mı başkente vararız" sözlerine itiraz etti, "Artık bu sözlerden bunaldık" dedi ve ekledi: "İnsanların yüreklerine savaş ve nefret tohumları ekerek güzellikler yaratamayız." Bilek, Kürt sorunuyla ilgili soruyu yanıtlarken, "Çok hassas bir nokta" diyerek söze başladı, "Çünkü çok ciddi anlamda uzun süre önce kamplaşma tamamlamış. Cumhuriyet kurulurken anti emperyalist mücadeleye beraber kalkışan insanların arasına düşmanlık girdi" dedi.
Dağlara 'Ne mutlu Türküm diyene' yazarsanız...
Ailesinin kendilerini "Türk" olarak tanımladığını hatırlatan Bilek, şöyle konuştu: "Benim için Türk, Kürt olmak önemli değil. Ama herkes benim gibi olmak zorunda değil. Kendini bir etnisite üzerinden tanımlayan bir insanın da bu hakkının savunulması gerektiğini düşünüyorum. Bu coğrafyada başka bir sorun var. Ülkenin ismini oluşturan kavram Türkiye, bir ırk, kavim de içerdiği için sorun. Onun içinde barınamayan insanlar -zaten daha önce de verilen sözler tutulmadığı için- doğal olarak, 'Ben Türk değilim, ne olacak şimdi?' diye sordu. Mustafa Kemal'in ulus devlet kurmak için sarf ettiği, 'Ne Mutlu Türk'üm diyene' sözünü, Kürt nüfusunun yoğun olduğu, Osmanlı'dan beri Kürt ili olarak bilinen bir yerin dağına yazarsanız, orada doğan bir Kürt çocuğun ilk tepkisi, 'Demek ki mutsuz olmak için çok sebebim var, çünkü ben Kürdüm' olur."
30 yıldır çocuklar ölüyor
"Bizi bu coğrafyada birbirimizle tutacak şeyin, etnisiteden ziyade sınıfsal olduğunu düşünüyorum" diyen Bilek, süren savaş için, "Nasıl adlandırırsanız, adlandırın, 30 yıldır bu coğrafyanın çocukları ölüyor. Kim olursa olsun, anneler çocuklarını kaybediyor. Savaşı ve silahlanmaları daha da yükselterek bir çözümün geleceğine inanmıyorum. İnsanların savaşarak öldürmek üzerinden değil birlikte barış ve dostluk içinde yaşamak üzerine bir hayal kurmaları gerektiğini düşünüyorum."
ARZU DEMİR/İSTANBUL